01.08.2019

Sinemanın En İyi İkili Performansları – 20: Yusuf & Mahmut

Sinema tarihi boyunca çekilen filmlerin bir kısmında tek bir başrol üzerine yoğunlaşılmışken bazı filmlerde ise başrolü iki oyuncu paylaşır. Şu an bile düşünsek aklımıza rahatlıkla onlarcası gelebilecek bu ikilileri Pera Sinema yazarları olarak yirmi hafta boyunca sizler için ele almaya çalışacağız.

Bu ay başlayacağımız yirmi adımlık bilgilendiren, şaşırtan ve eğlendiren serimizde sizleri her hafta yeni bir ikili ile tanıştırıp tanımadıklarınızı da öğrenme fırsatı sunup belki de ikililerin yer aldığı filmleri izlemenize vesile olacağız. Aralık ayının ortasına dek sürecek bu serimizde kendi içimizde yaptığımız oylamalar sonucunda oluşan puan durumuna dayanarak sizlere ilerleyen haftalarla beraber daha yüksek puan alan ikilileri tanıtacağız ve onların filmlerdeki ilişkilerini ele alacağız. Son haftaya geldiğimizde ise en yüksek puanı alan ikilimizi sizlerle buluşturacağız.

Yeni yazı dizimizin ilk haftasında yer alan ikilimiz ise ülkemizin en başarılı yönetmenlerinden olan Nuri Bilge Ceylan‘ın 2002 yılında çekmiş olduğu ve bazılarınca taşra üçlemesi diye nitelendirilen üç uzun metrajın sonuncusu olan Uzak filminde başrolü paylaşan Yusuf ve Mahmut adlı karakterler. Mehmet Emin Toprak‘ın Yusuf‘u, Muzaffer Özdemir‘in ise Mahmut‘a hayat verdiği karakterlere geçmeden önce film hakkında genel bir bilgi verip konusu hakkında açıklama yapalım.

Uzak filmi yönetmenin üçüncü uzun metraj filmidir. 2002 yapımı film, ilk iki filmde olduğu gibi 35mm formatında çekilmiştir. Ülkemizde 20 Aralık 2002 tarihinde vizyona giren film, dünya prömiyerini ise 2003 yılında gerçekleştirilen 56. Cannes Film Festivali‘nde yapmış ve burada Jüri Büyük Ödülü ile En İyi Erkek Oyuncu (Muzaffer Özdemir, Mehmet Emin Toprak) ödüllerini kazanmıştı.

Her Filmin Acıklı Bir Hikâyesi Vardır

Bu güzel ve başarılı filmin arkasında yatan dram ise filmi bir başka yönden oldukça özel kılmaktadır. Yönetmenin ilk iki filminde yer alan ve bu filmde de başrol olan Mehmet Emin Toprak, bu film sayesinde sinemamızın unutulmaz erkek oyuncuları arasına girmiştir. Filmin yarıştığı Ankara Film Festivali’nden dönen Mehmet Emin Toprak kendi aracıyla Çanakkale’nin Çan ilçesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucu, yirmi sekiz yaşındayken bu dünyadan göç etmiştir. Aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan’ın yeğeni olan oyuncu, filmin bir sonraki sene katılmış olduğu 56. Cannes Film Festivali’nde Türk Sinema Tarihi’nin oyunculuk alanında uluslararası alanda kazanılan en büyük ödülü olan En İyi Erkek Oyuncu ödülünü başrolünü paylaştığı Muzaffer Özdemir ile beraber kazanmış fakat vefatından dolayı ödülü Nuri Bilge Ceylan’ın eşi Ebru Ceylan alarak filmin Cannes’a kabul edildikten bir gün sonra Mehmet Emin Toprak’ın vefat ettiğini belirtmiştir. Cannes’da verilen bu ödül aynı zamanda bir oyuncuya vefatından sonra verilen ilk ödül olarak da festival tarihindeki yerini acı bir şekilde almıştır.

Filmde, hayallerini gerçekleştirmek için İstanbul’a gelen Yusuf’un, kendi halinde bir yaşamı olan fotoğrafçı akrabası Mahmut’un yanına yerleşmesi ve sonrasında bu ikilinin yaşadıkları anlatılmaktadır. Yaşamakta olduğu hayatla idealleri arasındaki mesafenin giderek büyümekte olduğunu kaygı içinde duyumsayan bir fotoğrafçı, yabancı ülkelere gidebilmek için köyünden kalkıp İstanbul’a gemilerde iş aramaya gelen genç bir akrabasını bir süreliğine evinde misafir etmek zorunda kalır ve aynı evin içinde farklı amaçları olan iki benzer insan yaşamaya çalışır.

Birbirlerine Zıt İki Karakter: Yusuf & Mahmut

Filmin neredeyse tamamı boyunca karşı karşıya gelen ve ilişkilerinin büyük çoğunluğu çatışmalar üzerinden ilerleyen ikili filmin belirleyici karakterleridir. Kentte tutunacak bir dal arayan taşralı Yusuf ve kentli Mahmut’un ilişkisi film boyunca alttan alta birçok gerçeğe değinir. Filmdeki bu kısımlara geçmeden önce kısaca karakterlerimizi tanıyalım.

Yusuf: Yaşadığı kasabada çalıştığı fabrikadan ekonomik kriz nedeniyle çıkarılan karakterimiz iş bulma umuduyla geldiği İstanbul’da gemilerde çalışıp dolarla maaş alma hayalini kurmaktadır. İstanbul’daki düzenini kurana dek ise yakın akrabası olan ve İstanbul’da uzun bir süredir yaşayıp düzenini oturtmuş olan Mahmıt’un yanında kalmak isteyen Yusuf’un hayatı hiç tanımadığı şehre gelmesiyle değişir.

Mahmut: Yusuf’u evinde misafir edecek olan karakterimiz ise İstanbul’a gelip düzenini kurmuş yalnız yaşayan biridir. Bir seramik şirketi için çektiği fotoğraflar ile geçimini sağlayıp var olmaya çalışan Mahmut’un hayatı ise bir gün çıkagelen Yusuf’un yanına yerleşmesi ile değişmeye başlar.

*Yazının bundan sonraki kısmı filmle ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir. 

Şimdi de karakterlerimizin karşı karşıya geldiği sahnelere göz atalım:

Yusuf & Mahmut

Sahne 1: İstanbul’a geldiği ilk gün Mahmut ile Yusuf mutfakta biraz sohbet ederler. Ardından Mahmut, Yusuf’a kalacağı odayı gösterir. Bu sırada Mahmut, sert bir ifadeyle; “Sigara mutfakta içilecek, banyodaki tuvaleti değil, girişteki küçük tuvaleti kullanacaksın.” der.

Yorum: İkilinin bu ilk karşılaşması bir bakıma Mahmut’un da Yusuf üzerindeki otoritesini daha ilk günden hissettirerek onun üzerinde hâkimiyet kurmasına olanak sağlıyor. Her ne kadar akraba olsalar da Mahmut’un ilk günden sergilediği bu davranış ikilinin çatışmasındaki ilk kıvılcım olarak filmdeki yerini alıyor.

——————————————————————————————————–

Sahne 2: Mahmut, Yusuf’un neden İstanbul’a geldiğini anlamak ister. Yusuf, kasabadaki fabrika kapatıldığı için işsiz kaldığını, gemilerde çalışmak için İstanbul’a geldiğini ifade eder. Mahmut, Yusuf’a gemilerde çalışmanın kolay olmadığını, yalnız kalacağını söyler. Ancak Yusuf, gezmeyi sevdiğini, para kazanmak için geldiğini ve kasabada kalırsa bir daha oradan çıkmasının mümkün olmayacağını anlatır.

Yorum: İstanbul’da düzenini kurmuş Mahmut, aynı potansiyeli Yusuf’ta görmemiş olacak ki onun iş bulma ve para kazanma heyecanını daha ilk günlerde ona karşı söylediği ve takındığı tavırlarla küçümsüyor adeta. Yusuf ise en saf duyguları ile iş bulma ümidini sürekli canlı tutmayı çalışıyor ve bir gün para kazanıp kendi ayakları üzerinde duracağı günü hayal ediyor.

——————————————————————————————————–

Sahne 3: Mahmut ile Yusuf salonda yan yana koltuklarda oturmakta ve televizyon izlemektedirler. Ancak Mahmut, Yusuf yokmuş gibi davranır ve onunla hiç konuşmaz. Bu durumdan sıkılan Yusuf, bir süre sonra yatmak için odasına çekilir.

Yorum: İkili arasındaki bazı fikir ayrılıkları bu sahneyle beraber artık rahatlıkla görülebiliyor. Aynı evde iki yabancı misali yaşayan ikili seyirciye patlamaya hazırlanan bombanın gerilimini başarılı bir şekilde yansıtıyor.

——————————————————————————————————–

Sahne 4: Fotoğraf çekimi yapılan köyden dönüş yolunda otlayan koyunlar, karşıda bir göl… Mahmut, manzarayı çok beğenir, tam fotoğraflık olduğunu düşünür. Tebessüm ederek etrafına bakar. Yusuf hemen kamerayı kurmak ister. Ama Mahmut, Yusuf’un tüm ısrarlarına rağmen “Boşver ya! Kim uğraşacak şimdi.” diyerek yoluna devam eder.

Yorum: Mahmut belki de yanında Yusuf olmasa o manzarayı fotoğraflamak isteyen tipte biri fakat Yusuf üzerindeki otoritesini, onun şevkini küçücük bir cümleyle kırarak bir kez daha kendi zaferini ilan ediyor.

——————————————————————————————————–

Sahne 5: Mahmut’un evinde günlerdir bir fare vardır. Mahmut fareyi yakalamak için fare yapışkanı sürdüğü kartonu mutfağa koyar. Günler sonra bir gece bir sesle uyanırlar. Beklenen olur ve günlerce aranan fare nihayet kurulan tuzağa düşer. Mahmut, sabah olduğunda, kapıcıya, fareyi çöpe attıracağını söyler. Ancak Yusuf, farenin can çekişmesine dayanamaz ve bu işi üstlenir. Fareyi kartona sarıp naylon torbaya koyar ve torbanın ağzını bağlar. Sonra dışarı çıkıp torbayı çöpe atar. Torbanın etrafını hemen kediler sarar. Bunun üzerine Yusuf geri döner, torbayı duvara vurarak fareyi öldürür ve daha sonra çöpe atar.

Yorum: İstanbul’a iş için gelen Yusuf’un çaresiz halini ve Mahmut’un otoriter karakterini fare metaforunu kullanarak muhteşem bir şekilde anlatmayı başaran yönetmen, bu sahne ile üzerinde sayfalarca yazılacak bir iş çıkarmış.

——————————————————————————————————–

Sahne 6: Mahmut’un gümüş köstekli saati kaybolur. Yusuf’tan şüphelenir ve Yusuf’un çantasını arar. Yusuf eve geldiğinde Mahmut, ona saatini görüp görmediğini sorar. O da görmediğini söyler. Bu arada Mahmut, çekmeceleri karıştırırken aradığı saati bulur ancak bunu Yusuf’tan gizler. Odasına giden Yusuf, çantasının karıştırıldığını anlayınca ağlar ve Mahmut’a haber vermeden evden ayrılır.

Yorum: Filmde tüm düğümün çözüldüğü bu sahne her iki karakter için de bir yandan bir şeylerin sonu gibi görünürken bir yandan da her ikisi için de farklı bir sürecin başlangıcı niteliğindedir. Acaba Mahmut yalnız yaşadığı eski hayatına döndüğünde bu yaptığından dolayı pişman olacak mıdır? Ya Yusuf? O da büyük umutlarla geldiği bu şehirdeki yaşadıkları karşısında pes mi etmiştir yoksa başka bir umutla, hayatında beyaz bir sayfa mı açmıştır?

——————————————————————————————————–

Sizlerle paylaştığımız bu ilk yazıda Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımı filmi Uzak’ta yer alan Yusuf ve Mahmut’u inceleyip kritik sahneler üzerinden karakterleri özelinde çıkarımlar yapmaya çalıştık. Her ne kadar belirli bir sonuca varmış olsak da şunu unutmayalım: Her sinemasever izlediği filmden ve o filmdeki karakterlerden kendi yorumlama gücü ile en doğru sonuca ulaşabilir ve o filmde kendinden bir şeyler bulabilir.