27.07.2016

Siyah Beyaz Milenyum: 2000 Sonrası Çekilmiş Siyah-Beyaz Filmler

Seçil TOPRAK

Voksne Mennesker / Dark Horse (2005)

Dagur Kari’nin ilk filmini yani Noi Albinoi’yi çoğumuz izledik. Onun traji-komik tipler yaratmada, atmosfer açısından karakterlerini boğma noktasına getirip, onları o ortamda yaşanır kılan dünyaya komik bir çerçeveden bakabilme ironisiyle yaşattığına tanık olduk. Voksne Mennesker şehre taşınmış, küçük çevreden çıkmış bir film ama özde yine küçücük dünyalarda geçiyor.

Voksne Mennesker’in birçok açıdan okumasını yapmak, karakterler üzerine yorumlar üretmek mümkün. Ama ben, Aylak Adam üzerinden düşünmeyi seçtim. Ya da kendimce ona sordurduğum soruyu filmde aradım: “Benim var olmamda “sen”in yerin nedir?” Fazlasıyla bireyselleşerek -aslında birey olmayı fazlasıyla yanlış anlayarak- samimiyeti siliyoruz hayatımızdan. Her karesinde bu samimiyet duygusunu yüzümüze çarpıyor film. “Sen”le de var olabileceğimi, kendimi gösteriyor. İnsanların sadece ihtiyaçtan, yalnız kalma kaygısı ve kokusuyla bir arada olma durumlarının resmi değil. Birbirini bulmanın öyküsü… Hayal kırıklığı hep oldu ve olacak da! Yanlışlık, yanılma, hata… Hepsi insana dair… Kara bir tablo çizerken aslında ne kadar renkli olunabilineceğinin, “umut”un bir anda görünmesinin, karar vermenin, bağlanabilmenin ve bunun bir esaret olmadığının, bilakis özgürlüğü getirdiğinin anlatımı Voksne Mennesker. Film aramanın değil bir “buluş”un da öyküsü… Bu açıdan çok değerli geldi bana. Belki bazı sahnelerin gereksizliği veya uzunluğu bizi filme başka bir açıdan baktığımızda etkileyebilir. Zaten filmin format olarak mükemmelliğe oynar bir tarafı yok.