15.08.2017

Spy: Kime Güvenebiliriz?

Hande Kara

The Office, Mad Men, Weeds, Bored to Death gibi dizilerde de yönetmen olarak imzası bulunan Paul Feig, 2011’de Nedimeler ile kadın komedilerine giriş yapmış, 2013’de izlediğimiz Ateşli Aynasızlar ile de Melissa McCarthy ve Sandra Bullock gibi iki kadını başrole taşıyarak aksiyona renk getirmişti. Feig, bildiği yoldan yine McCarthy ile ilerliyor ve bu kez bir ajan komedisine imza atıyor ama ne komedi. İlk sahneden itibaren hissedilen ve jenerik ile yükselen James Bond izleri ile Ajan, bol kahkahalı ve çok hareketli bir seyir vaat ediyor. 1 saat 57 dakikalık uzun süresini hiç hissettirmeyen film, Feig’in tarzını bulduğunu ve bu yolda ilerlemesi gerektiğinin kanıtı adeta.

Ajan’ın konusundan kısaca bahsetmemiz gerekirse; yetenekleri şimdiye kadar gizli kalan, en kritik görevlerin altından pratik zekası ile kalkan, kağıt üstünde bir CIA ajanı olan Susan Cooper’ın, masa başından sahaya transfer olmasının hikayesi anlatılıyor. Bu zamana kadar, birlikte çalıştığı partneri Fine’a beslediği duygular ve özgüven yetersizliği yüzünden arka planda kalan Susan, önemli bir görevde bir kaç ajanın kimliği deşifre olunca, kendini sahada buluyor ve Paris’ten Roma’ya oradan da Budapeşte’ye uzanan bir kovalamacaya başlıyor.

Jude Law, Jason Statham, Rose Bryne gibi ünlü isimlerin eşlik ettiği Melissa McCarthy’nin başı çektiği kadro, baştan sona döktürüyor. Yan rollerde karşımıza çıkan Allison Janney, Morena Baccarin, Booby Cannavale ve Miranda Hart da rolleri için biçilmiş kaftan. Özellikle İngiliz aksanı ile canlandırdığı Nancy karakteri ile Miranda Hart ve Aldo’yu canlandıran Peter Serafinowicz filmin parlayan isimlerinden. Bir Feig filmi olan Nedimeler ile Oscar’a aday olan ve ardından Ateşli Aynasızlar ile de gişe coşkusunu yaşayan McCarthy, artık bir ikili olarak anabileceğimiz Feig ile önümüzdeki yıl Hayalet Avcıları filminde de çalışacak.

Ajan, kahramanın, yardımcısının ve kötünün kadın olduğu bir film. Yer yer şehvetli, hatta şaşırtıcı ama kanlı da bir film. Bu kadar gülerken, gülecekken o sert sahnelere ihtiyacımız var mıydı emin değilim. Bence filmin tek handikapı da buydu. Zira asitin erittiği bir boğaz, bıçağın baştan sona girdiği bir el, demir çubuğun üzerine düşen bir adam görmek sadece içimi kaldırdı. Bunun yanı sıra, gayet başarılı bir makyaj ve bir komedi filminden beklenmeyecek derecede özenli efektler ile keyif seyrini yükselten Ajan, güncel espri ve göndermeleri ile güldürmeyi başarıyor. Filmin romantik suları da hayli kalabalık. Susan’a tek bir romantik partner yazmayan Feig, onu hayran olduğu Bradley, peşinden düşmeyen İtalyan Ajan Aldo ve sürekli yoluna taş koyan Rick’in tam ortasına koyuyor ve sürekli dengelerle oynuyor.

Özellikle bir James Bond filmi başlıyormuş hissi yaratan açılış jeneriği ve şarkısı “Who Can You Trust” ile birlikte film gayet başarılı bir soundtrack’e de sahip. Sürprizlerden biri de Verka Serduchka ya da Andrey Daniko imzalı Ukrayna’nın 2007 Eurovision şarkısı Dancing Lasha Tumbai’yi duymak, dahası canlı performanslarını görmek oldu.

Bu hafta gülmek istiyor, aksiyon da seviyorsanız Ajan kesinlikle tek tercihiniz olmalı. Bu arada film biter bitmez salonu terketmeyin, çünkü jeneriğin sonunda sizi bir sürpriz bekliyor.