23.05.2016

VİZYON DIŞI: The Stanford Prison Experiment (2015)

Geçtiğimiz hafta içinde IFC Center’da izlediğim The Stanford Prison Experiment bu hafta vizyon dışının konuğu. Kyle Patrick Alvarez’in üçüncü uzun metrajı olan The Stanford Prison Experiment, 1971 yılında Stanford Üniversitesinde gerçekleşen psikolojik bir deneyi ele alıyor.

Stanford Üniversitesinde psikolog olarak görev yapan Philip Zimbardo, yaşları on sekiz, 0n dokuz olan yirmi dört erkek öğrenciyle 1971 yılında bir araştırma yapar. Gardiyan ya da mahkûm rollerinden birini seçen öğrenciler, Stanford psikoloji binasının bodrum katına yapılan sahte hapishaneye yerleştirilirler. Rollerine çok çabuk adapte olan öğrenciler, ilk günden bulundukları ortamdan ve rolüne girdikleri kişiden (mahkûm ya da gardiyan olma durumu) etkilenerek psikolojik olarak reaksiyon göstermeye başlarlar. İki hafta öngörülen deney, düşünülenin aksine daha tehlikeli ve psikolojik olarak ağır hasar veren bir duruma geldiği için altıncı günün sonunda bitirilir. The Stanford Prison Experiment, yukarıda anlatılan bu süreci konu ediniyor.

1971 yılında gerçek hayatta elde edilen görüntüler ve fotoğraflara günümüzde ulaşılabilir. The Stanford Prison Experiment’ın göze çarpan ilk başarısı, kurulan dekorlarla yaratılan atmosfer ile oyunculara uygulanan saç ve makyajın gerçek zamandakiyle birebir aynı olması. Film, anlattığı meseleden de belli olacağı üzere psikolojik-gerilim. Film bize sadece öğrencilere uygulanan psikolojik deneyi veya bu deney sonucunda sadece onların değişen psikolojik durumlarını yansıtmıyor. Film bizlere, açılış sahnesi olan Philip Zimbardo başkanlığındaki psikoloji bölümünün, öğrencileri seçmek için yaptığı mülakat süreciyle başlayıp, filmin son sahnesi kadar olan bütün sürecin genel psikolojik tablosunu yansıtıyor. Altı gün süren deneyde öğrencilerle birlikte onları izleyen psikologların geçirdiği değişimi eş zamanlı olarak izliyoruz. Gardiyan rolündeki öğrencilerde görülen sadist eğilimler, biat eden mahkumlar veya isyan edenler. Aynı süreçte deneyin devam etmesini isteyen psikologlar ya da dayanamayanlar. Filmin bu geçişlerinde çok büyük problemler olmamasına rağmen, zaman zaman gardiyan-mahkum çatışmasının uzaması nedeniyle film, ritim problemi yaşıyor. Bu örneği, filmi çoğu zaman olumlu yönde besleyen ve gerilimi arttırıcı bir etki yapan müziğin bazı sahne geçişlerinde yaşadığı ritim problemlerinde de gözlemleyebiliyoruz.

Oyuncular, gayet doğalında gerçekleştiriyor izlenimi veriyor performanslarını. Psikolojik bir durum olmasına rağmen oyuncular, herhangi bir abartı veya sıradanlık hissi uyandırmadan kararında bir oyunculuk sergiliyorlar. Oyuncular arasında, bir başka psikolojik yapım olan Kevin Hakkında Konuşmalıyız’dan tanıdığımız Ezra Miller ile doktor Philip rolündeki Billy Crudup’a ayrı bir parantez açmakta fayda var. Gardiyan-mahkûm çatışmalarının ilk kırılmalarını gördüğümüz Daniel (8612) ile kendi projesinin anlatıldığı doktor Philip filmi sırtlayan unsurlar olarak öne çıkıyor.

Sundance Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülü olmakla beraber iki ödülle dönen The Stanford Prison Experiment, size iki saatlik bir psikolojik seans deneyimi yaşatıyor. Filmin sonuna doğru deneyi bitirme kararı alan Philip’in “Deney bitti!” repliğine tepki vermeyen öğrenciler gibi kendinizi olayın içine kaptırabiliyorsunuz ancak doktor Philip’ten şunu duyana kadar:

-Stanford Hapishanesi kapandı..