14.05.2018

Suçlu Zevkler

Halil İbrahim SAĞLAM

The One (2001)

Çok fazla Jet Li filmi seven bir insan değilim. Aksine Jet Li filmleri bir klasiktir, yeri ayrıdır vs. diyenler gibi de düşünmüyorum, benim için özel bir tarafı yok. Fakat “The One” öyle bir film ki benim için zamanında ağzım açık izlemiş ve finalinde ağlamıştım (evet bir Jet Li filminde ağladım). Filmi herhangi bir sinema sitesine aratsanız mutlaka çok düşük puanlarla karşılaşırsınız. Bazı kişilere göre en fazla eğlenceli bir seyirliktir ama tabii ciddiye alınmaması gerekir, tonla mantık hatası vardır gibi cevaplar alırsınız. Yüzlerce paralel evren olduğunu düşünün ve bir teknoloji sayesinde bu paralel evrenlere gidebildiğinizi. Her evrende aynı insanlar yaşıyor ama sadece oradaki yaşantıları, evlendikleri insanlar, konumları vs. farklı. 100 tane paralel evren varsa 100 tane sizin kopyanız var demek. Örneğin, bu dünyada bir sevdiğinizi mi kaybettiniz. Hoop paralel evren, onu bulabilirsiniz, sadece sıfırdan tanışmanız gerekecek. Böyle film istediği kadar suçlu zevk olsun çekerim suçumu razıyım!

Basic Instinct 2 (2006)

Paul Verhoeven imzalı ilk Temel İçgüdü filmi erotik gerilim açısından gayet iyi bir filmdir. Yıllar sonra çekilen Temel İçgüdü 2 ise herkesin yerden yere vurduğu, dalga geçtiği, benim ise izlemekten çok keyif aldığım, hatta ara ara açıp baktığım bir film. Açılıştaki oldukça abartılı araba içerisindeki seks sahnesi, yine sansasyon yaratmak için çekilen hatta bir kısmı yayınlanmayıp “unrated” versiyonuna koyulan sahneler. Bu tarz devam filmlerinde kimsenin sevmediği bir dokunuş olsa da, başrolün seriden ayrılıp yerine başka bir kişinin devam etmesi olayını her zaman sevmişimdir. Evet, Michael Douglas yok yerine David Morrisey var ve Douglas’tan film içerisinde bir cümle olarak bahsediyor Sharon Stone. Benim için yeterli, daha ne olsun. Hatta keşke Temel İçgüdü 3 çekilse de bu sefer Sharon Stone da olmasa! Cliwe Owen ve Amber Heard olsa mesela yine aynı keyifle izlerim istediği kadar kötü film olsun.

The Butterfly Effect 2 (2006)

İlk “Kelebek Etkisi” filmi birçok kişide olduğu gibi benim için de çok özeldir. Ne kadar Kış Uykusu da sevsek, Holy Motors da sevsek, La vie d’Adele de sevsek The Butterfly Effect’i de o derece severim, entelektüel gözükeceğim diye yalan söyleyecek halim yok! Tabi salt para kazanmak için devam filmleri olan 2 ve 3 geldiğinde elbet burun kıvırıldı. Ortalık kötü yorumlarla doldu taştı, kimse izlemedi, izleyenler hakaret etti vs. Temel İçgüdü 2’de söylediğim gibi bir hikayenin devam filminde oyuncuların değişmesini her zaman sevmişimdir. Kelebek Etkisi 2’deki Eric Lively ve Erica Durance tercihi benim için Ashton Kutcher ve Amy Smart kadar iyi seçimlerdi. Yine aynı keyifle izledim. Elbette ilki kadar iyi ya da özel değildi ama ilki kadar duygulandığım sahneler olduğunu (özellikle finalinde) söylemekten de gocunmuyorum.