14.05.2018

Suçlu Zevkler

Murat KARAKUŞ

90’lar Aksiyon Sineması

Hollywood 80’li yıllarda yeni aksiyon yıldızları çıkardı. Bunların içerisinden Sylvester Stallone ve Arnold Schwarzenegger 90’larda büyük prodüksiyonlara sıçrama yaparken Chuck Norris ve Steven Seagal gibi isimlerse B filmlerine ve videoya mahkum oldu. Bu iki uç arasında mekik dokuyan Jean-Claude Van Damme ve Wesley Snipes’la beraber 90’lar aksiyon sinemasının son derece cümbüşlü bir yapıya sahip olduğu ve o dönemden çıkan her film bana çok keyif verdiğini söylemeden geçemem. Tüm bu saydığım isimlere John Travolta, Nicolas Cage ve Bruce Willis gibi drama, komedi ve müzikal ağırlıklı yapımlarda ün yapıp aksiyona transfer olanlar da eklendiğinde, yıldız oyuncu sistemine dayalı 90’lar aksiyon sineması benim için hep bir nimet olmuştur.

Fast and the Furious Serisi

2001 yılında Rob Cohen yönetmenliğinde beyazperdeye gelen The Fast and the Furious filmi kısa süre içerisinde belli bir kitle tarafından fenomene dönüştürüldü. Aksiyon sinemasına henüz yeni yeni ısınmaya başlayan Vin Diesel ve Paul Walker’ı da bir anda o dönemin rol modellerine çevirdiği dahi söylenebilir. Ben de ilk filmin havasına kapılanlar arasındaydım. Seri, ikinci ve üçüncü filmde tökezlese de 4, 5 ve 6. filmlerde, ilk filmdeki kemik kadroyu tekrar birleştirip doğru eklemelerle ve yarış filmi formatından çıkıp soygun filmi havasına bürünerek cazibesini yeniden kazandı. Bu seriye sinemasal bir değer tabii ki biçilmez ama vaadettiği aksiyon yüklü eğlenceyi ben ve benim gibi türü seven seyircilere sonuna kadar yaşattığı aşikar.

Boks ve Genel Olarak Dövüş Temasına Sahip Filmler

Herhangi bir spor dalına dair filmlerde yapı her zaman bellidir. Ön plana yerleştirilen takım veya sporcu ciddi bir düşüş yaşar sonradan bir şekilde toparlanır ve filmin sonunda genelde zirvededir yahut belli bir başarıya ulaşmıştır. Dövüş filmlerinde ise bu bahsettiğim çıkış ve inişler daha şiddetli ve keskin şekilde yaşanır. Katharsis çok güçlüdür. Benim sinemayı sevmeme sebep olan Rocky serisinden dolayı bu tip filmlere karşı hiç bir zaman önyargı besleyemedim ve hep olumlu bir yaklaşıma sahip oldum. Boks filmlerinin olmazsa olmazı sorunlu aile teması da ilgimi canlı tutmama sebep olan, klişe fakat dikkat çekici bir ayrıntıdır. Bu tarz filmlerin birçok kalburüstü örneği olduğu için suçlu zevk olarak yazmak konusunda baya çekimser davransam da son tahlilde es geçmek istemedim.