14.05.2018

Suçlu Zevkler

 

 

Seçil TOPRAK 

Gilda (1946)

Bir filmi izlemeye doyamamak neyse bende karşılıklarından biri Gilda’dır. Belki onca kötü film dururken Gilda’ya ucundan da olsa kötü yakıştırması yapmam, yapamam ancak Gilda benim suçlu zevkim. İlla kötülerden zevk almak değil bence biraz da kendimize ters şeylerden zevk almak da bu dosya içine giriyor. Onun da bendeki karşılığı Gilda. O kadar seviyorum ki, Gilda özelinde kadınları aşağılamaya kadar giden diyalogları bile huşû içinde dinliyorum. Johnny’in Gilda’ya attığı tokadı lanetler yağdırarak izlesem de orada aşkı buluyorum. Kimseye “Bakın aşk işte bu” demek için Gilda’yı tavsiye etmem belki ama oradaki çekim beni de kendine çekiyor. Hani ıssız adaya düşersem yanıma Gilda filmini alırım, o kadar sıkılmıyorum izlemekten. Oysaki benzeri nicesine burun kıvırırken…

Tremors (1990)

Tremors’a televizyonda rastlamıştım, senesini çıkaramıyorum, kanalı da öyle. Ancak her rastladığımda izleyecek kadar tuhaf bir beğeni oluştu bende ve birkaç kez izledim bu filmi. Mantıklı bir açıklamam yok bunun için. Tamam, Kevin Bacon iyi bir oyuncu ama bu yetmiyor filmi kurtarmaya. Filmin gerek canavar tercihleri, gerek canavardan kurtulmak için yapılan absürd denebilecek hareketler filme hem komiklik katıyor hem de filmi sıkıcılıktan uzaklaştırıyor. Tabiî benim için…

Clueless (1995)

Canım sıkıldığında açıp Clueless izleyecek kadar seviyorum bu filmi. Nedeni belki benim de filmi oyuncularla hemen hemen aynı yaşlardayken izlemiş olmamdır. Onlara özenmemdir belki de ilk gençlik hallerimle. Belki hâlâ izlediğimde o eski günlerime özlemle bakıyor, kendime gülüyorumdur nasıl da sevmişim bu filmi diye. Hatırlıyorum, kıyafet seçimlerini çok beğeniyordum bu moda dergilerinden fırlama Beverly Hills kızlarının. Şimdi özenmiyorum, gülüyorum ama bu bile bir sebep oluyor Clueless’i izlemek için.