28.05.2017

Swimming Pool: Yüzeyin Derinliklerine Yolculuk

Ali ÇALIŞKAN

*Bu yazı film hakkında detay içerir

2007 tarihli “Angel”dan beri ‘vasat’  projeleriyle haşır neşir olduğumuz François Ozon’un filmografisinin en yetkin halkalarından olan “Swimming Pool”, mütevazi görünümüne karşın ‘gerilim’ kodlarını doğru yerden yakalayışı ile izleyicinin aklında yer eden bir yapım.

Soğuk/keskin yüz ifadesiyle ve etkili performanslarıyla bildiğimiz Charlotte Rampling’in İngiliz yazar Sarah Morton’a hayat verdiği film, yazarın tatil yapmak ve aynı zamanda kitabı üzerinde çalışmak için editörünün Fransa’daki evine misafir olmasıyla başlıyor. Bu yetenekli yazarın tatili,  editörün kızı Julie’nin aynı eve yine tatil için gelmesiyle keyifsiz bir hal alıyor tabi… Cinselliği doyasıya yaşayan bu enerjik genç kız ile Sarah ilk başlarda pek anlaşamasalar da daha sonra aralarında, ‘geçmişin sırları’nın ortaya dökülmesiyle birlikte ilginç bir ilişki harekete geçiyor. Julie, Sarah’ı fazlasıyla cezbediyor, belki de genç kızın, onun asla ulaşamayacağı ‘gençlik ateşi’yle dolup taşması yüzünden…

Fakat Julie’nin geçmişi ortaya döküldükçe hem filmin hem de yazarın ‘gerçeklik algısı’ kırılmaya başlıyor ve Ozon atmosferi farklı bir boyuta taşıyor. Yazarın ‘yaratım süreci’nde onun hayalgücünün ve zihninin derinliklerine kayarken, ‘herkesin bir sırrı vardır’ fikrini ortaya atıyor film. Bir takım cevapsız sorular da sıralanıyor… Yani bu gizemli genç kız gerçekten patronun kızı mıdır? Yoksa yazarın zihninde yarattığı hayali bir kişilik midir?

Bu sorular aslında filmin giriş kısımlarında, genç kızın ortaya çıkışı itibariyle de kurcalanıyor. Ozon, bizi o allak bullak eden finale adım adım yaklaştırdıkça,  başkarakterin zihninde dolandığımız ve finalde, filmdeki gerçekliğin aslında bir imaj  olduğunun ortaya çıktığı o bilindik öyküler aklımıza geliyor. Ama bu durum sizi yanıltmasın. Yönetmen, bu tarz ‘sürpriz sonlu’ filmlerin belli başlı klişelerini ustalıkla filmin dokusuna yediriyor ve ‘tekrar duygusu’nu tamamen bertaraf ediyor. Giderek, ‘yüzey’in derinliklerine, daha doğrusu karakterin kişiliğinin saklı bölmelerine indiğimiz sahneler koltuğa çivileyen bir gerilim duygusuyla canlanıyor.  Fakat, Ozon’un filminde gerilimin adım adım işlendiğini söylemek de yarar var.  Bulmacanın çözümünün kolaycı bir yolla önümüze serildiği filmleri sevenler hayal kırıklığına uğrayabiliyor bu açıdan.

Yani karşımızdaki belli klişeleri lehine kullanan ve hiçbir anında tökezlemeyen, alabildiğine klas bir gerilim var. Hem, 100 dakikaya damga vuran ‘yalnız’ bir sanatçı kişiliğin çözümlenmesine tanık oluyoruz, hem de başarıyla kurgulanmış, sade ama etkili bir sinemasal tarafı olan gerilimin tadına varıyoruz, üstelik hikayeye iyi yedirilmiş Fransız usulü erotizm eşliğinde.  En çok da Ozon’un, bir yazarın gerçeklik algısını yitirip giderek ‘şizofrenik’ bir ruh durumuna kaydığı ‘yazma’ sürecini anlatırken Hitchcockvari bir tada ulaşması takdire şayan.

Filmin “büyüsü”nün tamamlayıcı unsurlarından Charlotte Rampling, yine bir diğer Ozon başyapıtı olan “Under the Sand” (Kumun Altında, 2000)da olduğu gibi bütünüyle etkili olabilen bir portre çıkarıyor. Juliekarakterine hem cazibesi hem de güçlü performansıyla hayat veren Ludivine Sagnier ise,  kuşağının en iyi Fransız aktrislerinden biri olduğunu kanıtlıyor ona ayrılan süre içerisinde. Kısacası “Swimming Pool”, Ozon’un formunda olduğu dönemlere ait, mutlaka deneyimlenmesi gereken bir film.