22.09.2018

Talihsiz Serüvenler Dizisi’ni İzlemek İçin 5 Neden

İrem Zeynep Karakaya

Son zamanlarda sosyal medyayı çalkalayan bir söz var, adeta bu dizi için söylenmiş: “Kötü günleri geride bıraktık, sırada daha kötü günler var.”

Talihsiz Serüvenler Dizisi, Daniel Handler tarafından yazılan bir roman serisi. 2004 yılında Sevimli Hayalet Casper ile tanıdığımız Brad Silberlingin yönetmenliğinde sinema perdesine uyarlanmıştı. Filmin başrolünde Kont Olaf’ı canlandıran Jim Carry yer almaktaydı. 2017 yılında Netfilx imzasıyla çekilmeye başlanan dizi yaş fark emeksizin herkese hitap eden bir yapım haline geldi. Dizide Kont Olaf karakterini, Barney Stinson karakteri ile gönüllerimize taht kuran Neil Patrick Harris canlandırıyor.

Tahlisiz Serüvenler Dizisi, üç kardeşin ebeveynlerini gizemli bir yangında kaybetmeleri sonucunda yetim kalmalarıyla başlıyor. Violet, Claus ve Sunny sahip oldukları yetenekleri yangından sonraki yaşamlarında hayatta kalmak için kullanırlar. Baudelaire kardeşleri önemli yapan bir unsur da sahip oldukları servettir. Zaten Kont Olaf’ın peşlerinde olmasının asıl sebebidir.

Kitaba Olan Sadakat

On üç kitaplık seriden oluşan bir romanın diziye uyarlanması genellikle insanın içine kurt düşürür. Kitabı okuyanlar diziye başladıkları zaman hayal kırıklıklarına uğrarlar ama bu diziyi izlediğimiz zaman kitaba olan sadakati çok iyi görüyoruz.

Kitapta yer alan kahramanların çizimleri ile dizide onları canlandıran oyuncular ve giydikleri kostümleri neredeyse birbirinin aynısı. Kitapta yer alan konuşmaların filmin içinde replikler olarak yer alması insanın yüzünde gülümseme oluşmasını sağlıyor.

Dizinin senaristlerinden birisi aynı zamanda kitabın yazarı olması yapılan değişikliklere “okey” vermemizi sağlıyor. Kitabın haricinde eklenen karakterler ve ufak tefek olaylar hikâyeye zarar vermekten çok hikâyenin gelişmesini sağlıyor.

Niel Patrick Harris

2004 yılında çekilen filmde Jim Carrey’nin hayat verdiği Kont Olaf’ı Neil Patrick Harris öyle bir yere taşıyor ki adeta Jim’inkini siliyor. Filmdeki Olaf daha çok karikatür gibi gözüküyor, sevimli bir kaçıklığı var ve bunlar bizim onu sevmemize neden oluyordu. Dizideki Olaf daha sert ve daha kötü, Neil Patrick’e rağmen sevemiyoruz Kont Olaf’ı. Bu da kitaba daha uygun olmasını sağlıyor.

Yapımcılığını üstlenmesi bir yana seriyi çok sevdiği için oyunculuğuyla, kostümleriyle harika bir iş çıkartıyor. Girdiği karakterlerin her birinde bambaşka birisini izletiyor bizlere.

Sağlam Prodüksiyon

Hikâyenin çok iyi olduğu zaten aşikâr ama diziyi izlerken görsel şölenin ortasında buluyoruz kendimizi. Kullanılan kadrajlar, yaratılan manzaralar hafızalara kazınıyor. Dekorlar, renkler ve kostümler ile bizi içine çekiyor ve bölümün sonuna kadar bırakmıyor.

Açlık Oyunları, Fantastik Canavarlar gibi yapımlardan tanıdığımız James Newton Howard dizinin müziklerini bestelemiş olması diziyi bir üst seviyeye taşıyan noktalardan.

Başarılı Cast

Başrolde yer alan Niel Patrick Harris, Patrick Warburton, Malina Weissman, Louis Hynes‘ın haricinde yan rol olarak gördüğümüz kahramanları canlandıranların oyunculukları çok başarılı, tiplemeleri kitaplarda yer alan çizimlerine çok benziyor.

Bu başlığın asıl sebebi iyi oyunculukların olması yanı sıra seçilen ekibin bizi kitaptaymış hissiyatı vermesi.

Yapılan Göndermeler

Bölümler arasında birbirlerine çok tatlı göndermeler mevcut. Bazen bariz bir şekilde bazense arka planla saklı biçimde yer alıyor.

Spoiler olmayacak şekilde birkaç örnek vermek gerekirse; Baudelaire adlandırması şair Charles Baudelaire’a, sonrasında çocuklarla ilgilenmesi için görevlendirilen Bay Poe, Edgar Allen Poe’ya bir gönderme. Bunu destekleyen bir olay Bay Poe’nun çocuklarının adlarının Edgar ve Allen olmasıdır. Ve dizinin içinde Kuzgun şiirine atıflarda bulunulması harikaydı.

Eğer Talihsiz Serüvenler Dizisi‘ni izlemediyseniz hem şanslısınız hem de şanssızsınız. Şanslısınız çünkü Baudelaire’ların başına gelen talihsizlikleri kendi gözlerinizle görmek zorunda kalmadınız, şanssızsınız çünkü böylesine harika bir uyarlamayı henüz izlemediniz.