20.06.2018

Tatil Denilince Akla Gelen Unutulmaz Filmler

Tatil ve Şehir: Vicky Cristina Barcelona

Onur KIRŞAVOĞLU

Woody Allen filmleri, kimilerine göre birer başyapıt, kimilerine göre hoş seyirlikler ve bazıları için de kendini çok tekrar eden kopya filmler. İkili ilişkiler ve özellikle aşk konusunda söylediği – söyleyeceği çok sözü olan Allen’ın filmleri, herkese keyif veren ve klişe tabirle herkesin kendi hayatındaki tecrübelerinden bir şeyler bulabileceği filmler. Hem de ilk cümlede belirttiğim bütün o ayrışmaya rağmen. Bir New York aşığı olan ve filmlerinde de bunu bolca hissettiğimiz Allen, son yıllarda belki hayatındaki tecrübelerin de etkisi ile Avrupa’yı filmlerinin eksenine koymaya başladı. Hatta bazı şehirlerin yönetimlerinden, kendi şehirlerinde film çekmesi halinde Allen’a ödenek verme teklifi bile gündemi epey meşgul etmişti. Zira Allen bir şehire duyduğu aşkı öylesine keskin perdeye aktarıyor ki filmi izleyenler için milyonlarca dolarlık reklam kampanyasından daha etkili olabiliyor. İşte bu sürecin ilk meyvelerinden biri, 2008 yılında çektiği “Vicky Cristina Barcelona”.

Vicky ve Cristina yaz tatili için bavulları toplayıp Barselona’ya gider. Son derece heyecanlı ve merak içinde olan iki kadın daha serüvenlerinin başlangıcında karizmatik ressam Juan Antonio ile tanışırlar. Kendilerine karşı olan beğenisini ifade edip açıkça birlikte zaman geçirmek istediğini ifade eden Antonio ekseninde hikâe; aşk, sadakat, alınan kararların sorgulanması gibi meselelerin odağında ilerler. Antonio’nun eski karısının devreye girmesi ile de bol romantizm, biraz delilik ve kahkaha dolu anlar seyirciyi yakalamayı başarır.

Vicky, içine kapanık, nişanlısına sadık, evlilik kararı aldığı için hayatını düzene soktuğunu düşünen ve bunu son bir hamle olarak gören genç ve güzel bir kadındır. Biraz muhafazakar olarak da nitelendirebileceğimiz Vicky, eş adayının maddi durumunun iyi olması ile de her açıdan “mükemmel” olmaya çok yaklaştığını düşünür. Belki de asıl aradığı ve hayatta hiç yakalayamadığı şey biraz ihtirastır. Cristina ise, daha özgür ruhlu, macera yaşamayı seven, hiçbir şeyden çekinmeyen ve ne istediğini neredeyse sorgulamayan eğlenceli bir kadındır. Bu fark Antonio’nun teklifi karşısında da kendini gösterir. Vicky temkinli davranırken, Cristina hemen kendini kaptırır ve baskı kurarak kabul edilmesini sağlar. Daha sonra bu üçlü arasında bir aşk macerası başlar. Vicky aradığı tutkuyu bulduğunu düşünür ve hayattan beklentilerini sorgular. Acaba iyi öğrenim görmüş ve maddi durumu iyi bir eş yeterli midir? Yoksa hayatta yapılması gereken çok şey mi vardır? Bu sorgulamalarının yanı sıra, Antonio’ya aşık olmaya başladığını düşününce nişanlısına olan duyguları da zedelenir. Seyirciyi de burada sorgulamaya iter Allen.

Aldatmak, aşk, sevgi, bunların yeterlilik seviyeleri ve hayata dair bütün kararlar. Cristina ise, normalde daha spontan yaşayan bir karakter olmasına rağmen Antonio’yu kıskanmaya, daha normalleşmeye başlar. İkisi için de her şey terz yüz olmuş durumdadır. Hayatın içinde de alınan kararlar, keskin olduğumuz prensipler ve planlar bazen bir kişi için değişebiliyor ve Allen bunu adeta yüzümüze çarpıyor. Antonio’nun eski karısı Maria devreye girdiğinde karizmatik, umursamaz Antonio’nun da bazı hengameler içinde boğuştuğunu görüyoruz. Burada, elde edilince bazı şeylerin büyüsünün bozulması devreye giriyor ve daha bir normalleşiyor. Her karakter acı çekiyor, hepsi mutlu olmak istiyor, bütün kararlar değiştirilmek isteniyor ama (bir çoğumuzda da olduğu gibi) bu mümkün olmuyor. Hayatın bazı dinamikleri, elimizi kolumuzu bağlamış durumda ve gerçekleşirebilecek çok seçeneğimiz yok.

Barselona’ya Duyulan Aşk

Filmde oyuncu performansları gayet başarılı. Johansson harika, Hall etkileyici, Bardem muhteşem ve bu rolüyle Oscar alan Cruz inanılmaz ama esas başrol Barselona’nın. Kültürü, restaurantları, yemekleri, içkileri, yapısı bozulmamış yapıtları, sokakları, insanları, tarihi yani her şeyiyle Barselona. Allen’dan şehire adeta bir aşk, bir özlem ve bir teşekkür… Yönetmenin şehirden ne kadar etkilendiğini filmin içinde bulmak mümkün. Barselona aşkın şehri mi? İlişki için en güzel geceler Barselona’dan mı gelebilir? Yoksa müzik burada mı anlam kazanır? Belki de bambaşka bir anlayış, hem de âşık olunası. Galiba Woody Allen’ın Barselonası tüm bunların hepsi. Şehrin tatil için de ideal bir profil olduğunu daha iyi anlamamız mümkün.

İmkanı olanların filmi izledikten sonra gidip görmemeleri neredeyse zor. Geriye kalanlarında hayaller listesinde ilk sıralarda yer alması kaçınılmaz. Daha Vicky ve Cristina bavullarla Barselona sokaklarında gezmeye başladığında ve Allen’ın muhteşem seçimi ile kotardığı müzikleri duyduğunuzda içiniz kıpır kıpır oluyor ve adeta şehri yaşıyorsunuz. Allen, bizi de Barselona’ya götürüyor ve ufak bir tatil yapmamızı sağlıyor. Henüz izlemeyenler hazırlıklı olsunlar, şimdiden iyi seyirler ve iyi yolculuklar.