26.05.2017

The Amazing Spiderman 2: Ağa Karşı Elektrik

Tolga DEMİR

Örümcek Adam’ın çekilen ikinci serisinin, iki düşmanla karşılaştığı ikinci filmi olan İnanılmaz Örümcek Adam 2 bu hafta vizyona giriyor. Klasik çizgi roman serisinin değil de 1963’de çizilmeye başlanan “Amazing Spiderman”in uyarlaması olan film oldukça eğlenceli dakikalar vaad ediyor.

Filmde Örümcek Adam olan Peter Parker’ın (Andrew Garfield) birden çok macerasına şahit olup, geçmişiyle ilgili soru işaretlerine cevap arıyoruz. Günümüzden yaklaşık 15 yıl öncesinden başlayan film Peter’ın anne babası olan Mary (Embeth Davidtz) ve Richard (Campbell Scott) Parker’ın gizemli ölümlerini anlatıyor ilk olarak. Peter’ın hayatındaki en büyük soru işaretlerinden biri olan bu olay film ilerledikçe çözülmeye başlıyor. Bu filmde karşımıza çıkan kötüler ise ilk olarak 1963’de Amazing Spiderman serisinde görülen Electro (Jamie Foxx) ve Örümcek Adam’ın kült düşmanlardan biri olan Green Goblin (Dane DeHaan). Elbette her zaman olduğu gibi neredeyse bütün olayların odak noktası olan Oscorp Enstitüsü serinin bu filminde de merkezde. Norman Osborn’un ölümüyle oğlu Harry’nin şirketin başına geçişiyle maceralar başlıyor.

İnanılmaz Örümcek Adam serisi, çekilen ilk seriden belli başlı farklılıklar içeriyor. Bunların en başında çizgi romana daha sadık bir yolda ilerlemesi yer alıyor. Ayrıca seri üç boyutlu olarak planlandığı için, özellikle ilk filmde yer alan dinamik çekimler bu filmde de aynı şekilde devam ediyor. Hatta bu filmde çizgi romansal anlar da vaad ediliyor. Ama hikayenin akışında büyük bir çelişki yaratmışlar. Özellikle bu durum ilk filmle ikinci filmi bağlayan sahneden ayyuka çıkıyor. Her çizgi roman uyarlaması filme girerken korkuyla beklenilen bu durum malesef İnanılmaz Örümcek Adam’da filmin ana konusunun ortasında duruyor.

Bunların yanı sıra serinin ikinci filmi olarak, takip edilecek bir hikayesi var ve sıradaki filme yol açılabilmesi için İnanılmaz Örümcek Adam 2’nin bazı sorulara cevap verip, devamında yeni sorular sorması gerekiyor. Bunu yaparken kendi macerasını da aksatmaması gerekiyor haliyle. Bu durum yeterince uzun bir mevzu değilmiş gibi ikinci bir düşmanın daha dahil olması filmi biraz boğuyor. Kendini bu kadar sıkışık bir hale sokan film, enerjisini korumak için bunları birbirine çok iyi bağlaması gerekiyor. İki buçuk saatlik süresince bunu yapabilmek için çabalarken, liseden mezun olan Peter’ın özel hayatına da odaklanmak isteyince işleri iyice karıştırıyor. Filmi bu kadar kalabalığa boğmak ara sıra tökezlemesine sebep oluyor. Finale kadar bu karmaşa sürmeye devam ediyor.

Çizgi romanın hayranlarının filmden ne kadar memnun kalacağını bilmek elbette zor. Çünkü her ne kadar çizgi romana sadık kalan bir hikaye olsa da ortada tabii ki bariz farklılıklar da yok değil. Öte yandan aksiyon sineması için elinde sağlam kozu olan İnanılmaz Örümcek Adam’ın bu aksiyonu dozunda tutması da, bana göre, filmin artı hanesine bir puan demek. Buna bir de Paul Giamatti’nin varlığının filme kattığı renk de sayılırsa iki artı puan eder.

Başından sonuna kadar keyifli bir seyre sahip olan İnanılmaz Örümcek Adam 2, yukarda bahsettiğim bariz yoğunluğu ile kendini oldukça zorlasa da şahane finaliyle bu durumu affettirmesini biliyor. Seyircisinin salondan mutlu ayrılmasını isteyen her film gibi…