16.10.2016

Filmekimi: The Birth of a Nation

the-birth-of-a-nation

Sinema gerçek kişileri sever. Onların hikâyelerini anlatmayı, tarihi yeniden canlandırmayı… Bu yılın Sundance Film Festivali’ni adeta sallayan iki filmden biri olan The Birth of a Nation (Bir Ulusun Doğuşu) da böyle bir film. Hatta 1915 yapımı olan, D.W. Griffith filmiyle aynı adı taşıması, 101 yıl sonra yeni “Bir Ulusun Doğuşu” filmini kazandırdı sinemaya.

Film, 2 Ekim 1800’de doğan ve 11 Kasım 1831 yılında öldürülen Nat Turner üzerine kuruyor hikâyesini. Evet, sadece otuz bir yıl yaşamış bir adam Nat Turner. Amerika’nın Virginia eyaletine bağlı Southampton bölgesinden zenci Nat Turner. Turner’ın adı zenci ayaklanmasına öncülük etmesi dolayısıyla tarihe geçti. Sadece iki gün sürmesine rağmen ses getiren bir isyandı onlarınki. Gelgelelim The Birth of a Nation, sadece anlattığı konuyla değil hem başrol oyuncusu hem yönetmeni hem de yazarı olan Nate Parker’ın adının karıştığı skandallarla gündeme geldi. Yarattığı ilk dalganın ardından böyle bir süreçle gündeme gelmesi elbette ki film için üzücü. Ancak bu sürecin filmi Oscar sürecinde de geriye iteceği kuşkusuz. O yüzden yazının bu bölümünde anmadan geçmedik.

birth-of-a-nation

Okur yazar bir zenci

Nat Turner (Nate Parker), ailesinin çalıştığı çiftlikte, evin hanımı Elizabeth Turner (Penelope Ann Miller) tarafından okuma yazma öğretilen bir çocuk olarak daha filmin ilk dakikalarından itibaren ayrıksı bir hayat hikâyesi başlangıcı yapıyor. Okumaya meraklı olan Nat, her ne kadar çeşitli kitaplar okumak istese de ona uygun görülen tek kitap İncil oluyor. Dolayısıyla “beyazlara ait ve onların anlayabilececeği kitaplar”a ulaşması engellenen Nat, iyi bir İncil okuyucusu hatta sonrasında anlatıcısı oluyor. Filmin başlangıcı itibarıyla bize verilen hikâye bu. Nat’in gençliğe evrilmesi, birlikte büyüdüğü Samuel’in (Armie Hammer) çiftliğin yönetimine geçmesi, Southampton bölgesinin ekonomik sıkıntıları, Nat’in âşık olması gibi dramatik yapıya çeşni katacak unsurlar üzerinde detaylı bir şekilde durulması filmin esas geleceği noktayı epey geciktiriyor. Tabiî ki hikâyenin doruk noktasına ulaşacağı düğüme gelene kadar serim bölümünde birtakım nüveler ortaya atılır ve hikâyenin seyri için bunların bir araya gelmesi sağlanır ancak The Birth of a Nation, süresinin uzunca bir kısmını detaylarda harcıyor.

Ait olduğu zümre içinde rahiplik de yapan Nat’in özellikle diğer çiftliklerdeki “asi, söz dinlemez, dizginlenmesi gereken” zencileri yola getirmek için beyazlarca kullanılması Nat’in ilk olmasa da önemli uyanışının kilometre taşları oluyor. Sahibi (ancak altını çizerek belirtmek gerekir ki birlikte büyüdüğü ve hatta akıl bile verdiği) Samuel ile gezdiği topraklarda gördüğü, zencilere yapılan insanlık dışı müdahaleler sonrası bir de ailesine yapılan saldırı bardağı taşıran son damla oluyor denilebilir. Ancak tüm bunları anlatırken yönetmenin hikâye anlatmadaki tercihleri o kadar yavan ki film klişeler yumağı olmaktan kurtulamıyor.

the-birth-of-a-nation-1

Yazının bundan sonrası filme dair detay içermektedir.

İsyan günleri

Tarihteki bilgilere göre sadece iki gün süren Nat ve arkadaşlarının başlattığı isyan sonucu birçok beyaz öldürüldü ancak sonrasında bunun sonucunda beyazlar tarafından işkence edilen, öldürülen zencilerin sayısı çok daha fazlaydı. Filmde isyanın başladığı yer olan Nat’in yaşadığı çiftlik. İlk öldürülen beyaz ise filme adeta ket vurmuş. Filmi izleyenler, filmin başından beri Samuel ile Nat’in ilişkisini adeta arkadaşlık seviyesinde verildiğini görmüşlerdir. Filmin bir noktasından sonra, Samuel’in yanlış tercihleri –kendini haklı ve sahip olarak görse de- filmdeki sonunu belirleyici oluyor elbette. Ancak hikâye izleyiciyi bu sona hazırlamakta oldukça yetersiz kalıyor.

The Birth of a Nation, anlattığı hikâyenin derinliğini yakalayabilmiş bir film değil. Hatta hikâyesine zarar verdiği bile söylenebilir. Hamasetle yoğurduğu detaylarda kaybolan dramatik yapı ancak güzel görüntülerle desteklenerek izlenebilir hale getirilmiş. Kurduğu atmosfer, kadraj tercihleri ile akılda kalabilecek bir film The Birth of a Nation. Bundan ötesini beklemek hayal kırıklığı yaratacaktır.