02.08.2018

The Darkest Minds: Zihinleri Aydınlatıyor

Konuk Yazar: Tayfun Çidem

Alexandra Bracken’in aynı ismi taşıyan romanından uyarlanan ve vizyonda izleyici ile buluşan film “The Darkest Minds” (Karanlık Zihinler) vizyon öncesi tanıtımları açısından görece geri kalmış gibi gözüküyor. Ancak yönetmen koltuğunu ünlü animasyon filmi “Kung Fu Panda”nın seri devam filmlerinin yönetmenliğini de yapmış olan Jenniffer Yuh Nelson’ın doldurduğu film, karanlık zihinlerimizi aydınlatmaya geliyor diyebiliriz.

Çocukların bir hastalık tarafından kırıldığı, hayatta kalan bir grup çocuğun ise elde ettikleri doğaüstü beceriler sebebiyle toplama kamplarında toplanıp çalıştırıldığı ve çeşitli deneylere tabi tutulduğu bir dünyadayız. Bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalık sosyolojik bir halkanın ortadan kalkması ile toplumda bir çöküşe sebep oluyor. Çocuklar olmayınca ekonomi, düzen, gelecek de kalmıyor. Film bu durumda seyircinin aklında canlanan makro hikâyeye ait birtakım soru işaretlerini cevapsız bıraksa da ele aldığı ana öykünün dramatik gelişimi ile beni etkilemeyi başardı.

Bu dramatik ana sürecin içine elekle serpilmiş bir de aşk hikâyesi izledik ki; aslında filmde ele alınan pek çok yüce duygudan en güçlüsüydü diyebiliriz. İçeriğin bu denli naif duygusal dinamikler içermesi filmin seri temposuna da yer yer nefes molaları eklemiş. Hatta bu bilim kurgunun sonunda gözyaşlarınıza hâkim olmakta güçlük çekebilirsiniz.

Görsel şölen

Teknik açıdan kusursuza yakın bir çizgide olan “The Darkest Minds” sinematografisi ile görsel bir şölen sunarken özellikle müzik seçimleri ile de yeni nesil sinema seyircisini yakalayabilmiş gibi görünüyor. Amandla Stenberg’in müthiş oyunculuğunu sınırlarına kadar zorladığı ise herkes tarafından kabul görecektir diye düşünüyorum.

Yirmi birinci yüzyıl sineması arkasına aldığı teknoloji rüzgârıyla yeni doruklara tırmanırken daha soyut ve durağan bir tavır da kazanıyor gibi görünse de kimi zaman; “The Darkest Minds” bu çizginin çok ötesinde, dramatik yapısındaki ağırlıklarından kurtulmuş sizi maceranın içine çekerken aynı zamanda yüreğinize de dokunmaya geliyor.

Bu filme bir şans verin.