22.10.2018

The Kindergarten Teacher: Çocuk, Şiir ve Öğretmen

Burak ALICI

The Kindergarten Teacher (Anaokulu Öğretmeni) ülkemizde vizyona girdi. Filmekimi’nde de gösterilen film, izleyenlerden beğeni toplayarak yılın keşiflerinden biri oldu. Film, genç yönetmen Sara Colengalo’ya 2018 Sundance Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü getirmişti. Yönetmenin bundan sonraki projelerini yakından takip edeceğiz gibi gözüküyor.

Anaokulunda Bir Dahi

Filmin başrolünde Amerikan bağımsızlarının gönlümüzde yer eden isimlerinden Maggie Gyllenhaal’i anaokulu öğretmeni Lisa olarak izliyoruz. Lisa duygu durumu değişken olan bir karakter. Kocası ve iki çocuğu ile iletişiminde problemi var. Öyle ki ailecek akşam yemeği yemek için bile bir araya gelemiyorlar. Çocuklar telefonları ellerinden düşürmüyor, arkadaşlarıyla beraber takılıyorlar, eve girip çıkan yabancılar gibiler. Aile iletişim çağında iletişimsizlik içinde. Lisa çocuklarının entelektüel birikime sahip olmalarını istiyor ama bunun için özel bir şey yaptığını söyleyemeyiz. Kadının ev hayatında en çok yeri kocası kaplıyor, ama Lisa kocasıyla beraber geçirdiği zamanlardan da pek memnun gözükmüyor.

Lisa günlük rutini kırmak için şiir atölyesine gidiyor. Şiir atölyesindeki hoca rolünde Gael Garcia Bernal’i görmekten mutlu oluyoruz. Lisa şiir yazmakta pek başarılı değil, daha sonra hocasının ona söyleyeceği gibi bir sanatçı değil O, daha çok bir sanat bağımlısı. Belki de yıllardır içinde bastırdığı duyguları şiirle dışarı çıkarmaya çabalayan ve sürekli arayış içinde olan bir kadın. Bir gün tesadüfen anaokulu sınıfında olan beş buçuk yaşındaki Jimmy adlı çocuğu keşfediyor. Jimmy ne zaman söyleyeceği belli olmadığı şiirler okuyor kendi kendine, Lisa bunların şiir olduğunu fark edince not almaya başlıyor. Bir dahi olarak görüyor çocuğu, günümüzde yaşayan bir Mozart olarak tanımlıyor. Fakat kendisinden başka kimseye kanıtlayamıyor bunu, ya da diğerleri pek önemsemiyorlar. Çocuğun babası duruma sevinmiyor bile, çocuğun ileride normal bir insan olmasını, para kazanmasını istiyor.

Şiiri Kurtarmak Mümkün mü?

Günümüzdeki sanata verilen değeri irdeliyor film. Şiirin saflığı, kalıplara sığmaması küçük Jimmy üzerinden anlatılıyor. Öğretmen Lisa ise şiiri, sanatı koruma, kurtarma rolüne bürünen kahraman rolünde. Şiiri modern zamanın hızından, kapitalizmin ördüğü ağlardan kurtarmaya çalışıyor Lisa’ nın zamanla bu çabası takıntıya dönüşüyor. Çocuğun şiirlerini sınıfta okuyarak övgüler alıyor, bu arada karakterin bilinçli belirsizliğinden nasıl hissettiğini ne yapmak istediğini çözemiyoruz biz. Sonra Jimmy’ i şiir okumasına götürüyor, küçük çocuğu sahneye çıkartıyor. Anna ve Bull şiirlerini okuyor çocuk, şiirler naif, sıradan ve bir o kadar etkileyici. Jimmy’ i oynayan çocuk oyuncu Parker Sevak iyi oyunculuğu ve şirinliğiyle ekranı doldurmayı başarıyor.

Sonlara doğru gerilim dozu artıyor filmin. Şiiri kurtarmak, aslında inandığın şeyi yaşatmak için ne kadar ileri gidebilirsin, perdede bu sorunun cevabını görüyoruz. Nereye varacağını merakla izliyoruz. Finali de iyi kotarılıyor ve memnun ayrılıyoruz salondan. “Şiirin modern zamanlarda sanatın içindeki yeri neresi, yoksa çoktan öldü mü?” diye düşünüyoruz. Telefonlarımız, bilgisayarlarımız içimizdeki duyguları köreltiyor hızlıca. Şiirlerin estetik güzelliğinden, haikuların doğa tasvirlerinden oldukça uzaktayız artık. Şiir hala hayatımızın içinde ama biz hayatın dışındayız sanki. Lisa gibi cesur olabilirsek şiirlerimizi, edebiyatımızı kurtarabiliriz belki. Yoksa sanat da teknolojik çağın içinde derinlerde bir yerlerde kalacak.

Jim Jarmusch’ un Paterson filminden sonra, yine şiirle dolu bir film vizyonda. The Kindergarten Teacher özellikle şiir ve edebiyatseverlerin kaçırmaması gereken bir film olarak göze çarpıyor.