22.10.2015

The Last Witch Hunter: Elbette Vin Diesel!

Ekran Resmi 2015-10-22 16.44.17Haftanın “kadrosuna bakıp da aldanma” filmi “The Last Witch Hunter”. Türkiye’de “Son Cadı Avcısı” adı ile vizyona girecek olan filmin yönetmeni, daha çok televizyon dizileri (Taken) yönetmesi ile tanınan Breck Eisner. Yönetmenin önceki film denemelerinden Thoughtcrimes (2003), gösterime girmeden video dağıtımı yaptı. Sahara (2005) ise Hollywood tarihindeki en büyük gişe kayıplarından birini yaşadı.

Vin Diesel, Rose Leslie (Game of Thrones) , Elijah Wood ve Michael Caine’den oluşan kadrosu ile merak uyandıran “Son Cadı Avcısı” Fantastik Aksiyon türünden beklenebileceği gibi etkileyici görselliği olan sahnelere sahip. Hatta filmin başlangıcında sekiz yüz sene öncesinden gelen olay kurgulaması, devamı hakkında ümit de veriyor. Highlandervari bir senaryo ile açılan filmin büyüsü modern dünyaya vardığımızda kayboluyor. Eski yöntemlere saygı ile modern teknolojinin çatışmasını, maalesef modern teknoloji, modern filmcilik, modern senaryo klişeleri kazanıyor. Keşke kazanmasaymış ve eski methodlarla ilerleyen, karanlık ve gotik bir atmosfer film boyunca korunabilseymiş diyoruz ama payımıza düşen Singapur Havayolları ile indiğimiz New York şehri oluyor.

Kaulder (Vin Diesel) eski çağlarda dünyaya veba yayarak, insan ırkını yok etmeyi amaçlayan “Cadı Kraliçe”yi öldürmek ile görevli savaşçılardan biridir. Kraliçeyi yok etmeyi başaran Kaulder, “ölümsüzlük” laneti ile yüzyıllar boyu yaşamaya mahkum edilir. Artık Kaulder’ın tek bir amacı vardır. İnsanlar ile birlikte yaşayan cadılardan, kara büyü yapan ve koda uymayanlar ile savaşmak. Bu yolda en büyük destekçisi ise kilisedir. Kilisenin kendisine yoldaş olarak atadığı rahip (Michael Caine) yine usta oyunculuğunu sergilerken, onun emekli olması ile bu göreve gelen Elijah Wood tam bir karikatür karakter gibi kalıyor. Cadı Kraliçe’nin yine insanlık için bir tehdit haline gelmesi ile başlayan “olaylar olaylar” sırasında, kaulder kendisine alışılmışın dışında bir müttfik buluyor. Game of Thrones dizisinde, Jon Snow’un büyük aşkı rolünde izlediğimiz Rose Leslie, Vin Diesel’in güvenilir ve romantik ilişkisi rolüne büründürülürken, nasıl rol yapamadığı bize yine kanıtlıyor. “Rol yapamamak” demişken Vin Diesel yine bildiğiniz gibi… Sert, maço ve fantastik filmlerin gerçek üstü rolleri için biçilmiş kaftan benim edası tüm film boyunca perdeden taşıyor. Hatta bir dedikoduya göre, Kaulder rolü önce Nicholas Cage’e teklif edilmiş ve Cage kabul etmemiş! Açıkcası sonuç fark eder miydi, bilemiyorum.

last-witch-hunter-vin-dieselYurtdışında Halloween kutlamalarına da denk gelen filmin, sıradan bir cadı avı filmi olduğunu söylemek gerek. Filme katılmaya çalışan mizahi ton, cadı filmlerinin kaçınılmaz karanlık atmosferin ve oyuncuların abartılı dramatik mimiklerinin altında eziliyor. Elijah Wood’un “şaşkın ergen ifadesi” senaryoda yüklendiği role karşı komik kalıyor. Michael Caine için elbette böyle bir durum söz konusu değil. Usta oyuncu, çok da önemsemediği ve belli ki finansal olarak tercih ettiği emekli peder rolünde, doğuştan gelen yeteneğinin kendisine verdiği avantaj ile her zamanki janti, yaşlı, bilge havasında gayet “cool”. Ne var ki bu artı bile filmin kurtarılamaz oyuncu performanslarını izleyiciye affettiremiyor.

Sinema, sonuç olarak bir eğlence sektörü. Bu bağlamda bakıldığında her filmin çok ciddi sanat eseri olmadığını akılda tutmak gerek. Pek çoğumuzun sırf hoşca vakit geçirmek amaçlı izlediğimiz filmler var. Fantastik filmler bu olguya en çok hizmet eden yapımların başında geliyor ki pek çok fantastik film özellikle genç izleyiciden beğeni alır, yetişkin ve sıkı takipçileri tarafından da hor görülmez. “Suçlu zevklerimiz” de diyebileceğimiz bu çerezlik filmlerden bazıları gerçekten çok iyidir. Film senaryo açısından kötüdür ama yönetmenlik, oyunculuk, yapım olarak iyidir. İzlersiniz, seversiniz ama boştur. İşte tam bu noktada “The Last Witch Hunter” için söyleyeceğim “ Yılın En İyi ‘En Kötü’ Filmi” bile olmadığı… O kadar sarkıyor ve o kadar sıkıyor ki filmin kısa süresi (106 dakika) bile uzun geliyor. Bitmesini istiyorsunuz.

Filmin mesajına gelince; -evet bir mesajı var- insanlık dünyayı hak etmiyor. Hayat modernleşip, nüfus çoğaldıkça daha da artan kötülüğün tek çaresi insanlığın kendisine gelmesi ve iyi olması; çünkü iyiler hep kazanır…

“Son Cadı Avcısı” haftanın vizyonunun eğlencelik olarak bile en zayıf halkası. Boş vaktiniz varsa izlenir, izlenmezse de bir kayıp yaratmaz.