29.10.2017

The Meyerowitz Stories: Netflix’in En İyi Filmi

Netflix’in En İyi Filmi

Geçtiğimiz mayıs ayında Cannes Film Festivali’nden en çok akılda kalan şüphesiz Netflix kriziydi. Festivalin tarihinde bir ilke imza atarak vizyona girmeyen bir filmi yarışmaya dahil etmesi ve akabinde bu kararından geri adım atması, festival başkanı Pedro Almodóvar‘ın festivalin henüz başında yaptığı ve bulunduğu konumun tarafsızlığı ile çelişen “Netflix filmleri Altın Palmiye almamalı” açıklaması, Almodóvar – Will Smith ikilisi arasındaki gerginlik, seçkide yer alan Netflix filmlerinin salonda yuhalanması… Tüm bu olumsuzluklara rağmen Okja ile birlikte seçkide yer alan diğer Netflix filmi The Meyerowitz Stories gösteriminden sonra aldığı olumlu tepkilerle üzerindeki tüm kara bulutları dağıttı. Senaristliği ile ön plana çıkan yönetmenlerden olan Noah Baumbach‘ın en kusursuz öykülerinden biri var karşımızda. Oyuncu kadrosunun da görkemli performansıyla izleyiciye ,filmlerinde bir türlü dizilerindeki başarıyı yakalayamayan, Netflix’in en iyi filmi iddiasında bulunduracak bir kalite sunuyor.

The Meyerowitz Stories (New and Selected) adından da anlaşılan bir hikaye anlatımına sahip. Bölüm bölüm ilerleyen filmde her bir bölüm Meyerowitz ailesinin seçilen bireyini mercek altına alıyor. Eski bir heykeltraş ve emekli üniversite hocası Harold Meyerowitz ve farklı evlilikleri neticesinde dünyaya gelen üç çocuğu Jean, Danny ve Matthew… Harold, hayatının son döneminde ufak bir sergi ile eserlerini satmak ve kariyerinde elde edemediği başarıyı bir nebze de olsa tatmak ister. Danny hayatının merkezine kızının yaşamını koyan bir baba, Matthew ise kazandığı para ve kariyer başarısıyla böbürlenmekten bir an vazgeçmeyen bir iş adamıdır. Jean ise hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz karakter.

Hayatı boyunca çocuklarına karşı gerekli ilgiyi göstermeyen Harold, sanatçı olarak istediği konuma gelememesinin suçunu yine çocuklarına atar. Bu durum çocuklarda kendilerini babaya ispat etme, ona üstün gelme hırsı olarak karşılık bulur. Danny, Harold’dan görmediği babalık görevini kusursuz uygulamaya çalışarak hırsını çıkarır. Kızı Eliza‘yla bir baba – kız’dan çok yakın arkadaş gibidir. Kızı için müzik kariyerini hiçe saymıştır. İyi bir baba olduğunu Harold’ın yüzüne her an vurmak ister. Matthew kardeşlerden en küçüğü ve Harold’ın en çok övündüğü olsa bile bu övgülerin hiçbiri Matthew’un yüzüne değildir. Kendi üzerinden böbürlenen ve sanatçı olmasını bekleyen babasını iş adamlığı neticesinde kazandığı parayla alt etmek ister. Babasına karşı pek savaş vermeyen Jean ise tıpkı filmde olduğu gibi hayatı boyunca es geçilen bir karakter. Ailedeki en “doğal”, “sıradan” bireye tıpkı Harold gibi Baumbach da bilerek ilgi duymaz.

Harold’ın en büyük isteği kendi başaramadığı sanatçılığın çocuklarından biri tarafından başarılmasıdır. Hayatı boyunca olduğu gibi bu konuda da oldukça bencildir. Danny iyi bir baba, Matthew iyi bir iş adamı, Jean ise dilediği kişi olmayı seçer. Bunların hiçbiri Harold’ı tatmin etmez. Kendi yaşamındaki gideremediği boşluğu çocukları üzerinden de gideremeyen Harold gittikçe daha aksi birine dönüşür. Ailede sanatçılığa en yakın kişi sinema eğitimi alan ve garip kısa filmlerini gördüğümüz torunu Eliza’dır.

Kusursuz Senaryo, Kusursuz Performanslar

Kendine has sinemasını yazdığı senaryolarla oluşturmuş yönetmenlerden Noah Baumbach, The Squid and the Whale‘den beri görmediğimiz bir öyküyle karşımızda. Filmi oluşturan her bölümde ele alınan karakterin derinliği büyüyüp sağlamlaşırken öncesinde diğer karakterlerin kurduğu diyaloglara da anlam katıyor. Filmde yer alan klasik hollywood simgelerinden aile bireylerinin birlikte söylediği şarkılar ise verdiği tatminle birlikte içerdiği dizelerle de bahsi geçen karakterlerin göremediğimiz geçmişine ışık tutmak gibi kilit bir görev görüyor. Baumbach, 100 dakikaya bir ailenin 40 senesini sığdırmayı başarmış.

Ve oyunculuklar… Son yıllarda animasyonlarda ve vasat filmlerde karşımıza çıkıp geçmişini özleten Dustin Hoffman, Harold karakteriyle yalnızca 21. yy’daki değil, kariyerinin en önemli performansları arasına girecek bir iş çıkarmış. Hollywood’un ciddiye alınmayan adamlarından Adam Sandler ise doğru film tercihleri (Punch Drunk Love, Reign Over Me, …) yaparsa ne kadar özel bir aktör olduğunu bir kez daha gösteriyor. Cannes’da aldığı alkışlara hak vermemek çok zor. Elizabeth Marvel & Ben Stiller ikilisinin performansı karakterlerinin hikayedeki konumu nedeniyle çok sivrilmese de yine oldukça başarılı ve hiç sırıtmıyor.

Özgün senaryo dalında ödül sezonunda adını sıklıkla duyacağımız The Meyerowitz Stories, her yaştan ve sinema zevkinden insanı tatmin edecek kalitede bir aile draması.