13.01.2018

The Mountain Between Us: Yaşam Zorlu Koşullarda Dahi Aşkı Unutmuyor

Karar Alan Ve Uygulayan Kadın Karakter

Haftanın vizyon filmlerinden The Mountain Between Us’da (Aramızdaki Sözler) Kate Winslet’i Dönme Dolap’tan yakın bir zaman sonra tekrar izliyoruz. Ama Woody Allen’ın yönetimindeki Kate Winslet’in oyunculuğunu Aramızdaki Sözler’de bulamıyoruz..

Kate Winslet filmde düğününe yetişmeye çalışan gazeteci Alex’i, Idris Elba ise beyin cerrahı bir doktoru canlandırıyor. Kamera Alex’i havaalanında takip ederek başlıyor ve hikâyeyi başlatan da yöneten de filmin kadın karakteri Alex oluyor.

Filmde mantık hataları tarifeli seferlere izin verilmeyen kötü hava koşullarında özel bir yolcu uçağının kuleden uçuş izni alması ile başlayıp şarjı oldukça uzun süre devam eden cep telefonu ya da bitmeyen yiyeceklerle devam ediyor.

Film kurallara uygun olarak karakterlerini önce zora sokuyor sonra da oradan çıkarken işin içine aşk katıyor. Ama tüm bunları yüzeysel ve sıradan bir anlatımla yapınca ortaya çekici olmayan bir film çıkıyor. Karlı,  pumadan başka canlının uğramadığı tepelerden önce ağaçlara sonra suya ulaşmak ve sonunda bir dağ evinde uyumak karakterlerimizi oldukça rahatlatıyor ve işte aşk zamanı.

Hayatta Kalma Mücadelesinden Aşka

Alex belki de düğününe yetişmeye çalıştığı için sürekli ilişkiler ile ilgili oldukça sığ sorular soruyor. Yoksa evlenme kararını mı sorguluyor? Yoksa müstakbel kocasına olan aşkını mı? Doktor ise cevaplarında kendine dönük ve kapalı. Bu her ikisinin de karakterleri ve filmin devamı ile ilgili ipuçları vermekte oldukça yüzeysel. İkili arasındaki diyaloglar ve oyunculuk aşktan çok aynı kaderi paylaşmak zorunda olan iki yabancının zorunlu arkadaşlığı gibi ilerlerken kendilerini yatakta bulmaları hiç de inandırıcı değil. Üstelik bu yakınlaşmanın aşka bağlanması çabası hoş bir aşk filmi duygusu da uyandırmıyor.

Romandan Uyarlama

Film Amerikalı yazar Charles Martin’in aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış. Filmin senaryosu About a Boy (2002), The Golden Compass (2007) ve Rogue One: A Star Wars Story gibi filmlerle tanınan Chris Weitz’a ait. Yönetmeni ise Rana’s Wedding (2002) Paradise Now (2005), Omar (2013) gibi filmlerle tanınan Filistin kökenli Hollandalı Oscar ödüllü yönetmen ( iki kez en iyi yabancı film Oscar ödüllerini almıştı) Hany Abu-Assad. Hany Abu Assad yönetmenliğini yaptığı önceki filmlerinden farklı olarak bu kez Amerikan sinema dünyasına yüksek bütçeli bir filmle giriş yapmış oluyor.  Konu olarak da insan hakları ve savaşın insanlar üzerindeki etkilerini anlattığı önceki filmlerinden farklı olarak bu kez zor doğa koşullarında yaşam mücadelesi veren iki kişinin hayatta kalmaktan âşık olmaya doğru yol alan hikâyesini anlatmayı seçmiş.

Biri sorular sormaya, gördüklerini fotoğrafları ve yazıları ile başkalarına aktarmaya alışık bir gazeteci diğeri ise hastaları ile arasındaki diyaloglarla yaşayan ve bir doktor olarak birinci görevi yaşatmak olan bu birbirinden farklı iki insan bir uçak kazası sonucu 11.000 feet yükseklikte sadece bir köpekle yalnız kalırsa ne olur? Film kaza ânından sonra kahramanların başını derde sokacak ve filme ilgiyi kesmeyecek uçurumdan yuvarlanmaya ramak kalması, bir pumanın uçak enkazındaki yolcuya neredeyse saldırması gibi gerilimi arttıracak tüm unsurlarla ne yazık ki ne oyunculukta ne de anlatımda inandırıcı olmadan ilerliyor. Filmin orijinal adındaki dağ ikili arasında bir metafor olarak kullanılmış ama bu o kadar zayıf ki sadece görsel olarak beliren karla kaplı dağlar anlamında kalıyor.

Hayatta Kalmak ve  Âşık Olmak

Yönetmen Hany Abu Assad filmi ile ilgili Business Insider’a verdiği röportajda  söyledikleri ilginç: Fikir aşk hikâyesine dönüşen bir hayatta kalma öyküsü. Hayatta kalmak ve aşk arasındaki fark nedir? Bu ikisi arasında bir fark var mıdır? Bence âşık oluruz çünkü hayatta kalmak isteriz.  Çocuk doğurmak isteriz. Hayatta kalmak ve âşık olmayı birleştiren fazlaca film yok. Dürüst olmam gerekirse beni film yapmaya iten budur. Filmi hikâyenin geçtiği gerçek mekânda çekme nedeni eğer izleyici uçak kazasından sonra yaşama mücadelesi verenlerin dehşet verici hikâyesini izliyorsa sette de aynı zor durum yaşanmalı diye düşünmesi. Bu yüzden de soğuğa rağmen bu filmi bir ay boyunca 11.000 feet yükseklikte çekmişler. Zaman zaman -40 derece soğukta bu filmi çekerken ekipman kontrolü ve ekip olarak iklimle mücadele ettikleri bir gerçek.

Business Insider röportajı için tıklayınız.