23.05.2016

VİZYON DIŞI: The Wind That Shakes The Barley

Muhalif kimliği ile tanınan yönetmen Ken Loach’a 2006 yılında Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazandıran filmi, The Wind That Shakes The Barley / Özgürlük Rüzgarı ; bu hafta vizyon dışının konuğu. Filmin senaristliğini ise Ken Loach ile birlikte birçok filmde çalışan Paul Laverty üstleniyor.

Ken Loach, her filminde olduğu gibi sözünü bu filmde de sakınmıyor. Özgürlük Rüzgarı, 1920’li yıllarda İngiliz işgali altında olan İrlanda’ya bir bakış atıyor. İngiliz polislerin, yakın arkadaşları Micheail’in de aralarında olduğu sivil halkı acımasızca öldürmelerinin ardından Damien ve Teddy O’Sullivan kardeşler, bu duruma daha fazla sessiz kalamayarak mesleklerini bırakıp, IRA’yı (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) kurarlar. Bu noktadan itibaren iki kardeş arasındaki düşünce farklılıklarını görmeye başlıyoruz. İrlanda Parlamentosu ve İngiltere arasında yapılan antlaşmanın ardından, mücadele İrlanda içi bir hal alıyor. Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veren İrlandalılar bu antlaşmayı tanımayarak mücadeleye devam etmek istediklerini dile getirirken; bir taraf İrlandalı ise, mücadeleyi kazandıklarını düşünüp, antlaşmadan yana tavır sergiliyor. Bu oluşan kutuplaşmayı iki kardeş üzerinden veren Ken Loach, filmin dramatik çatışmasını da bunun üzerine oturtuyor.

Daha önceki kimi filmlerinde de gördüğümüz masa başı ideolojik tartışmaları bu filminde de bizlere göstermesine rağmen Ken Loach, didaktik anlatımın tuzağına düşmüyor. Özgürlük, bağımsızlık, mücadele, yurt sevgisi gibi kavramlar üzerine duruluyor. Özgürlük Rüzgarı, insanın özgürce düşünüp, yaşamasına engel olunarak asıl şiddet ortamının oluştuğunu ifade ediyor. İnsanları korkutarak sindirmeye çalışmanın bir faydası olmadığını vurgulayan film, bu politikaların insanların en temel haklarına daha da bilinçli ve inanarak sahip çıkacaklarının altını çiziyor. Ken Loach, bu kavramları anlatırken IRA yanlısı gibi gözüküyor; ancak asıl anlatmak istediği mücadelenin nasıl doğup, nasıl bir şekil aldığı yönünde. Günümüzde de benzer politikaların büyük devletler taraftan uygulanmaya çalıştığı bir durumda Özgürlük Rüzgarı, geçmişe ayna tutarken günümüze de bir şeyler söylemiş oluyor. Bir tarafı net bir biçimde suçlamadan bütün filmlerinde ve kendi yaşamında bırakmadığı hümanist dili bu filminde de kurmayı başarıyor, Ken Loach.

Paul Laverty’nin ince zekasının ürünü olan senaryonun filme güç veren en önemli unsurlardan biri olduğu söylenebilir. Duygusal çatışmalar, araya konan küçük mizahlar ve tarihsel bir durumu yansıtmadaki başarılı dil, filmin en önemli yapıtaşından birini oluşturuyor. Sinematografik olarak kalburüstü bir iş çıkaran Ken Loach, ustalığını konuşturuyor. Filmin geçtiği yerlerle birlikte oyuncuların tamamının İrlandalı olması gösterilen performanslara doğallık katarak, inandırıcılığı attırıyor.

Ken Loach’un bu başyapıtı kurulan atmosfer ve anlatılan meseleler ışığında izlenmeyi hak ediyor. Özellikle iç sorunların eksik olmadığı ve kardeşin kardeşle nasıl karşı karşıya geldiğini bildiğimiz bizler için bu film ödev niteliği taşıyor.