05.07.2019

Tolkien: Orta Dünya Nasıl Yaratıldı?

Yazarın Film Puanı: 10/5

Yüzüklerin Efendisi gerek sinema dünyasında gerek edebiyat dünyasında bir devrim. Tolkien’in dehası, zekası, hayal gücü öylesine ulu ki bu şaheserleri nasıl ortaya koyduğu; üstelik sadece Yüzüklerin Efendisi’ni bir üçleme olarak tutmakla yetinmeyip koca bir evren kurduğunu, bir nevi tarih yazdığını, bunları nasıl yaptığını görmek de gerçekten insanın çok merak ettiği bir şey. Hobbit ile başlayan bu serüven Silmarillion ve Bitmemiş Öyküler gibi bu evrenin ansiklopedisi olacak eserlerle de çok hem de çok daha geniş bir yere vardı.

Bugün Harry Potter veya Game of Thrones gibi fantezi dünyasına iz bırakmış eserlerin hepsi Yüzüklerin Efendisi’nden aldıkları esinlenmeler ile destansı bir yere vardı. Bu hafta salonlarımızı ziyaret eden Tolkien, bize bu büyük ismin çocukluğundan Hobbit’i yazma safhasına kadar olan sürecini anlatacak diye duyurulmuştu. O sürece kadar olanlar da merak konusuydu ve filmden temennimiz bunu sağlıklı biçimde aktarmasıydı bizlere. Öncelikle bir biyografi filmi yüzde yüz gerçeği anlatacak gibi bir mevzu pek tabii yok. Çok çok farklı filmlerin ne denli başarılara ulaştığını da gördük. Peki Tolkien filmi nasıldı?

Tarihin En Büyük Yazarlarından Birinin Gerçeküstü Metaforları

Açıkçası fragmanlarda gördüklerimden dolayı kafamda bazı soru işaretleri vardı. Tolkien, Birinci Dünya Savaşı’na katılıyor, bunu biliyoruz. Fragmanda sanki bize Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi veya Silmarillion’daki karakterlerini oluştururken savaştan gördükleri doğrultusunda oluşturmuş gibi bir hava vermişlerdi. Bu benim canımı çok sıkmıştı. Filmde böyle olmasın diyordum ki ne yazık ki filmde de aynen böyle oldu. Orada insanlar savaşırken Tolkien bir yerden Balrog hayal ediyor, bir yerden kocaman Melkor geliyor bulutlarda Sauron gözüküyor.

Film belli başlı yerlerde takılı kalıp oyalanırken bazı yerleri de es geçiyor. Mesela Tolkien’in Hobbit’i oluşturmadan önce de eserleri var. Onlara filmde hiç değinilmiyor ve sanki yazar direk Hobbit ile başlamış gibi gözüküyor. Tolkien bu eserleri için diller yarattı. Filmde ise buna çok az değiniliyor. Her şeyden önce Tolkien epey obsesif bir adam. Tatmin olmuyor. Kendi yazdıklarını beğenmiyor. Sürekli olarak her yere notlar çıkıyor, yazıp yazıp siliyor. Hobbit’in başlangıcı bile o kadar değişik ve o kadar farklı ki.. Ama film bize bunların hiçbirini vermiyor. Tolkien büyüyor arkadaşlar ediniyor aşık oluyor okula gidiyor savaşa giriyor evleniyor kitap yazıyor.. Bir internet sitesinden dört-beş satırlık biyografi okur gibi. Çok tekdüze.

Bir de Tolkien’in normalde kendisine bir çıkış yolu belirleyip genişleterek gitme özelliği vardır: tümevarım. Filmin başından sonuna kadar sürekli Silmarillion’dan detaylar görüyordu. Ama neticede tüm bunlar belli bir noktadan sonra doğdu. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi gibi eserleri yazdıktan sonra evren genişledi ve Silmarillion var oldu. Açıkçası bunlar benim için gerçekten rahatsız edici unsurlardı. Gerçekten Tolkiin izlediğim bir sahne vardı. Az önce söylediğimiz tümevarım özelliğinin gösterildiği. Bir çıkış noktasından üzerine ekleye ekleye gittiği sadece bir sahnede gösterildi ve çok iyi bir sahneydi. Onun dışında savaşta gördüklerinin kitaplarında Melkor, Balrog, Sauron olarak karşımıza çıkmasını falan pek sevemedik. Çünkü burada Tolkien’in hayal gücünden acizane şizofrenik bir yere evriliyor. Savaş esnasında, sevdiklerinizi kaybettiğiniz bir savaştan söz ediyoruz. Hadi ona da tamam diyelim ama bu bize çok az veriliyor.

Kitle Ayarlama Sorunsalı

Genel olarak şunu söylemek isterim ki filmde eğer hedeflenen kitle “Yüzükçüler” ise yani Tolkien hayranları ise bu film çok rahatsız edici. Eğer genel yani fan olmayan bilmeyenler falan ise de bilmeyen bir insan için çok fazla gönderme eklenmiş. Kitleyi ayarlamakta güçlük çekiyor film. Tüm bunların haricinde de Nicholas Hoult iyi bir Tolkien olmuş. Oyuncu seçimleri gayet başarılıydı. Filmin görsel efektleri, görüntü sanat yönetimi gibi unsurlarda iyiydi. Az öncede dediğim gibi filmi izleyen kesimin çoğu “Yüzükçüler” olacağından açıkçası film üzerine biraz daha çalışılmasını özen ve önem gösterilmesini isterdim. Film kapanırken gelen yazılarda Beren ve Lüthien yazacak diye bekledim ama yazmadı. Malum Tolkien ve eşinin mezarlarında bu destansı aşkın kahramanlarının adı yazılı. Bir de Yüzüklerin Efendisi yazacak sandım o da yazmadı. İlginç…

Tolkien maalesef bizi içerisine alamayan bir film oldu. Kurgu olarak da dağınıklıklar vardı. Ama filmde en sevmediğim nokta her yere “ha demek ki bu bundanmış bu buymuş” gibi şeylerle Tolkien’in hayal gücünü anlatmaları oldu. Yani biz dersleri başarılı olan bir adamın hayatını izledik sadece. Tolkien’in zaten genel çerçevede çok bir atraksiyonlu hayat hikayesi yok. O yüzden filmin fazlaca oyalandığı şeylerin kısılıp yaratım ve yazarlık sürecine ehemmiyet verilmesini isterdim. Bahsettiğimiz insan kendi yazılarını beğenmeyip içlerinden notlar alıp duvarlara asan yıllar sonra oğlunun o notları toparlayarak yeni kitaplar çıkardığı bir insan. Bahsettiğimiz insan az öncede söylediğimiz gibi obsesif bir insan. Bu adam neticede bir gün oturup birden bire “Topraktaki bir oyukta bir Hobbit yaşardı” diye girmedi bu evrene.

Yine kötü bir film değil bu film. Biz bir hayran gözünden bakarak bu yargılara vardık. Yoksa sıkılmıyorsunuz izlerken, oyuncuların performansları ve o ambiyansla atmosferle film alabiliyor sizi içine. Kurgu dağınık olsa bile izlenirliği mevcut…