05.04.2017

True Detective: Bir Nevi Kara Film

Amerikan sinemasının, genel olarak bir senaryo üretimi sıkıntısı çektiği bir süredir konuşulmakta. Bu sebeple gereksiz yeniden çevrimler ve hikayelerin öncesini ya da sonrasını (prequel-sequel) anlatan filmler oldukça revaçta. Tabi bazı usta yönetmenlerin ve İndie filmlerin farkı tartışılmaz. Hal böyleyken, son yıllarda bütün dünya tarafından da çok takip edilmeye başlanan tv dizileri Amerika’da ön plana çıkmaya başladı. Endüstri de can simidi olarak dizilere yüklenmeye başladı. Daha büyük bütçeler, filmler için dar gelebilecek senaryolar, tanınmış oyuncular, sinematografiye verilen önem ve reklam çalışmaları. Bu durum en kaba ve basit tabirle “film gibi dizi” lerin de ortaya çıkmasına sebep oldu. Zaten bu konuda, The Sopranos, Game Of Thrones, Boardwalk Empire, Oz, Rome, The Wire gibi dizilerle açık ara zirvede olan HBO kanalı da bu anlamda en iyilerden biri durumuna gelen True Detective’i ekranlara taşıdı.

Daha evvel kısa filmleri ile tanınan Cary Fukunaga’nın yönettiği ve The Killing’in iki bölümüne de katkı veren Nic Pizzollatto’nun yaratıcı-senaristliğini yaptığı dizinin ağır topları ise kuşkusuz oyuncuları. Natural Born Killers sayesinde geniş kitlelerce tanınıp, kült performanslardan birine imza atmış olan ve son yıllarda tekrar bir ivme kazanan Woody Harrelson dedektif Hart rolünde. Beyaz perdenin tanıdık yüzlerinden biri haline gelen ve Gone Baby Gone, Kiss Kiss Bang Bang, Source Code gibi filmlerle boy gösteren Michelle Monaghan ise dedektif Hart’ın karısı Maggie rolünde. Dizinin en iyi performansını sergileyen, son yıllardaki efsane geri dönüşünü bir de Oscar ile (Dallas Buyers Club) taçlandıran ve diziyi tek başına izleme sebebi bile olabilecek Matthew McConaughey ise dedektif Cohle rolünde. 

İki dedektifin Lousiana’da bir seri katili arama süreci üzerinden başlıyor hikaye. Yıllar sonra ise bu hikaye için kendilerine sorular soran polisleri görüyoruz. Karakterler hikayelerini anlattıkça da merakla dinliyoruz ve kendimizi adeta içinde buluyoruz. Hart, tipik bir aile babası gibi görünen ama karısını da aldatıp kendince mutlu bir düzen kuaran ve Amerikan rüyasını gerçekleştirmeye çalışan bir karakter. Aynı zamanda sert görüşleri olan, biraz bağnaz ve düşünmeyi çok sevmeyen bir yapıda. Karısı ile de doğal olarak sorunlar yaşayan Hart, aslında tanıdık bir profil çiziyor. Dedektif Cohle ise karısından ayrılmış, kızını kaybetmiş, uyuşturucu kullanan, geceleri uyuyamayan, sorunlu ama sürekli üretmeye çalışan ve felsefi çıkarımları ile de olaylara çözümler getirmeyi başaran bir karakter. Aslında nihilizme çok yakın, hatta bazı konulara bakışı ile direk nihilist diyebileceğimiz bir yapıda.

İkilinin peşine düştükleri katilin ise mesajları bol . Gizemli bir yanı bulunan gotik bir karakter ve işlediği cinayetler de tam bu tanımlara uyan cinsten. Dedektiflerin buldukları ip uçları ise bazen daha büyük bir çıkmaza sürükleyebiliyor kendilerini. Bu noktada, dizinin atmosferinin bazen sağlam bir drama, bazen gizemli bir gerilim, bazen eski usül dedektif romanları havasında ama en çok da film-noir (hatta yenilikçi ve modernize yanları ile neo-noir) olduğunu belirtmek gerek. Teknik özellikler ise bunu destekler nitelikte. Zaman çizelgesi ve kurgu muhteşem kotarılmış. İnanılmaz derecede ayarında. Bu sayede izleyicinin de konsantrasyonu hiç ama hiç kaybolmuyor. Yani ne eksik, ne fazla. Sinematografi ise usta işi ve hakkını da teslim etmek lazım. Herhangi bir dizide bulamayacağınız, hatta hiçbir dizide karşılaşamayacağınız kadar harika. Bu sebeple atmosfer konusu da dizinin en güzel ve en etkileyici yanlarından biri. Bunu destekleyen harika müzikler ise cabası. Jenerikten, her bölümün kapanış parçasına kadar olan tercihler harikulade. Kısacası, senaryo ve oyunculukları destekleyecek teknik özellikler daha iyi olamazdı diyebilirim.

Oyunculuklar için bir parantez açmak gerekir. Monaghan ve Harrelson üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlar. Bu ikili arasında özellike Harrelson’ın fazla steril olan karaktere hayat vermesinde şüpheler vardı. Bu şüpheleri yerle bir eden, gayet sağlam bir performans ekranlara taşınmış. Rutin hayatı olan bir aile babası ile mesleki yükün arasındaki o sıkışmışlık ve değişkenliği harika yansıtmış. Ödül sezonunda ismini duyarsak şaşırmayalım. En iyisine en son değinecek olursak; Matthew McConaughey’nin performansı tv için gelmiş geçmiş en iyiler arasına adını şimdiden yazdırdı. O melankolik ve depresif halleri, bazen uçmuş vaziyetteki durumları, işini yaparkenki ciddiyeti ve felsefi çıkarımlar yaparken oluşturduğu o gizemli de olan havası. Bütün bu değişken halleri McConaughey öylesine mükkemel oynamış ki, Oscarlık performansı ile bile kıyslanabilecek düzeyde. Harrelson’ın ödül sezonunda adını duymazsak üzülürüz, McConaughey ise ödül almazsa. Kesinlikle hak edilen değerin verildiğini görmek istediğimiz türden bir performans. Hele ki bir 4.bölüm final sahnesi var ki hayran kalmamak elde değil. Sadece o sahnedeki oyunculuk bile ödül alması için kafi. Sahneden bahsetmişken teknik anlamdaki başarısını ve farkını da söyleyelim. 6-7 dakikalık tek plan şeklinde ilerleyen sahne, dizi tarihine altın harflerle yazılır. Böylesini filmlerde bile pek bulmak mümkün değilken, dizi için yapmak büyük cesaret. Dizinin geneli gibi, sahne de tam ayarında ve müthiş bir etki bırakacak düzeyde.

Sonuç olarak, senaryosu, kurgusu, hikayesi, oyunculukları, atmosferi yani her şeyi ile dört dörtlük bir dizi. Ağır tempo sevmeyip, dizilerde eğlence arayanlar pek tatmin olmayacaklar ve çok şey kaçıracaklardır. Başta da belirttiğim “film gibi dizi” klişesini aslında seven, dizilerde de artık o kaliteyi arayan ve özellikle kara film türünü sevenler ise sekiz bölüm olmasına üzülecekler. Tabi dizinin ikinci sezon onayını aldığını da ekleyelim. Bambaşka bir senaryo ile ama aynı tadı verecek bir sezon olacağına eminim. Şu sıralar ikinci sezonda kimlerin oynacağına dair dedikodular da dolaşıyor. Bir ara Brad Pitt adı bile çokça telaffuz ediliyordu. Pitt oynarmı bilinmez ama başta McConaughey olmak üzere, bu harika performansların altında kalmamaları, geri adım atmamaları için yine muhteşem oyuncularla anlaşacaklardır. Yeni izleyecekler için şimdiden iyi seyirler dilerim. Bakalım dizinin bu mistik havası, sizi ne kadar derinden yakalayacak.