29.05.2017

Two and a Half Men’e Veda

 

“Reklam müzikleri yazan umursamaz bir adamın sahildeki evine geçici süreliğine yeni boşanmış kardeşi ve oğlu yerleşir.” Şu konudan on iki yıllık bir dizi çıkacak deseniz çoğu kişi fazla iyimser bulabilirdi ama işte 2000’lerin en özel sit-com’larından biri çıktı ve geçtiğimiz hafta Two and a Half Men’e on ikinci sezon finaliyle birlikte veda ettik.

2003 sonbaharında ekranlara katılan dizi aslında zamanının sit-com ezberlerinin dışında bir işti. Alkolik ve kadın düşkünü bir başrol, uyuşturucu kullanan evin hizmetçisi, erotizm sayılabilecek sahneler ve sınırlarda dolaşan belaltı esprileriyle diğer yapımlardan çok farklı bir komedi türüydü Two And A Half Men. Ancak dizi bu riskli mizahı avantaja çevirerek bir anda dünya çapında sevilen bir sit-com’a dönüştü. Charlie Harper’ın yeğeni Jake’le olan ilişkisi, Jake’in yaşı arttıkça değişen karakteri ve Alan’ın başarısız ve yancı hayatıyla her zaman monotonluktan uzak özgün bölümler izledik. Dizi zirvedeyken önündeki tek engelse Charlie Sheen’in özel hayatındaki sorunlardı.

Üç Golden Globe ödüllü, sayısız Emmy ve SAG adaylıkları olan Sheen’in uyuşturucu problemi kariyerini tepetaklak etmesine neden oldu. 90’lı yılların ortasından beri, dizi devam ederken de, dönem dönem uyuşturucu tedavisi gördüğü bilinen Sheen, 27 Ocak 2011’de aşırı doz kokain kullanımından hastaneye kaldırıldı ve dizinin dokuzuncu sezonu ertelenip donduruldu. Sheen, rehabilitasyon sonrası kendisine haksızlık yapıldığını düşünüp dizinin senaristi Chuck Lorre’in hakkında yazdığı “vanity card”a bir radyo programında çok sert açıklamalar yaptı.

Sheen, “Hakkımda yazılan vanity cardı önemsemedim, eve gittim ve boş verdim. Aslında o sözler, o palyaçonun, son on yıldır hakkımda yapmış olduğu az sayıda iltifattan biridir. Onu, o gelişmemiş beyninin algılayamayacağı kadar hızlı bir şekilde iyileşerek, çocuklarının ve dünyanın gözü önünde utandırdım. Neredeyse son on yılımı, çaba göstermeden ve büyülü bir şekilde, onun teneke kutularını altına çevirerek harcadım. Bunun sonunda aldığım minnettarlık da, bu şarlatanın işini yapmayı, yazmayı reddetmesi.” gibi sözler sarfetti.

Aranın ardından Lorre, dizinin devam edeceğini ama Sheen’le yollarını ayırdıklarını duyurdu ve Ashton Kutcher’ın diziye girmesiyle dokuzuncu sezonla birlikte devam edildi.

Kutcher’ın canlandırdığı kişi, Walden Schimdt, Charlie Harper’la kıyaslanınca epey zıt bir karaktere sahip. Bilgisayar programcısı, nerd, evli ve başarılı bir adam olan Schimdt’in dizideki boşluğu dolduramayacağı konuşuldu uzun süre. Üstüne Jake karakteri de diziden ayrıldı ve dizi iyice Walden – Alan arasında geçenlere dönüştü. Kendini tekrar etmeye başlayan bölümler geldi, farklılıklar denense de (en son Walden – Alan’ı evlendirmeye kadar götürdüler) tutmadı ve dizi onikinci sezonuyla finalini yaptı.

Final bölümüne gelirsek, herkes Charlie Sheen’i görmeyi ya da muhabbetinin geçmesini bekliyordu ki teklif de yapılmış ama Sheen’in garip istekleri sonrasında gerçekleşmemiş ve Sheen’i gösteremeseler bile Charlie karakterini, Jake’i, geçmişte dizide yer etmiş sayısız yan rol oyuncuyu ve Christian Slater, Arnold Schwarzenegger gibi ünlü konuk oyuncuları kullanıp veda etmişler. Final sahnesinde de sırtı dönük gördüğümüz Charlie evine dönerken üstüne piyano düşüyor ve bir anda karşımıza sandalyesinde oturup “Winning” diyen Chuck Lorre çıkıyor. Ardından bir anda Lorre’nin de üstüne piyano düşüyor, bu işin kazananı olmadı anlamında, ve dizi bitiyor. Lorre, o kadar kurulmuş olacak ki Sheen’in tutmayan dizisi Anger Management’le ilgili şu diyalogu koymuş finale.

Walden: “This guy has some serious rage issues.”

Schwarzenegger: “Has he tried anger management?”

Alan: “Yeah, but it didn’t work.”

İlk sekiz sezonuyla devamı arasında kalite açısından bariz farklar olsa da her zaman izlenesi bir diziydi Two and a Half Men. Keşke Sheen’in özel hayatındaki sıkıntılar olmasaydı… Yine de güzel bir sit-com ve anı olarak yer etti televizyon tarihinde.

Final Sahnesi