19.11.2017

UBFF Günlükleri – 2

Murtaza

İlk uzun metrajına imza atan Özgür Sevimli, yerli sinemamızın düştüğü tuzakların neredeyse hiçbirine düşmeyerek tam anlamıyla tertemiz bir işe imza atmış. Daha önce birçok başarılı filmde yardımcı yönetmen olarak çalışan Sevimli, tüm birikimini aktardığı Murtaza’da gösterişten uzak, minimalist bir film ile çıkıyor karşımıza. Cezmi Baskın’ın hayat verdiği Murtaza karakterinin omuzlarında yükselen, Meral Çetinkaya’nın muhteşem oyunculuğuyla perdede arz-ı endam eden Sabure karakterinin ise filme belkemiği olduğu Murtaza’nın oldukça vurucu olan hikâyesinden etkilenmemek mümkün değil. Modern çağın aileleri parçaladığı, bireyleri yalnızlaştırdığı gerçeğini, oldukça sert bir şekilde yüzlere çarpan filmin, kör göze parmak sokmadan anlattıkları dikkate değer kesinlikle.

Jupiter’s Moon

Bir önceki filmi Fehér isten ile muhteşem bir ırkçılık eleştirisi ortaya koyan ve açıkçası bunu bugüne kadar yapılmamış bir özgünlükte bizlere sunan Kornél Mundruczó’nun yeni filmi Jupiter’s Moon adeta ustalık eseri gibi. Zira Mundruczó, Fehér isten’de sadece ülkesine yönelttiği oklarını bu kez tüm Avrupa’ya yöneltmekten imtina etmiyor. Üstüne üstlük bu detaylarla dolu, her bir anı özenle düşünülmüş alt metnindeki eleştirilerini anlatırken gönlümüzün baş köşesine oturacak bir süper güçleri olan kahramanı sinemamıza kazandırmış, nefes kesen aksiyon sahneleriyle bizi hemhal de etmiş oluyor Mundruczó.

Hollywood filmlerine taş çıkartacak denli soluksuz izlenilen birçok sahnenin Budapeşte sokaklarında bizi arkasından sürüklemesi, kahramanımızın yüreklerimizi yerinden oynatan uçma anları, görüntü yönetiminin kusursuzluğu, Macaristan devlet yapısını tüm kurumlarıyla yerin dibine geçiren ve Avrupa medeniyetinin iki yüzlülüğünü gözler önüne seren cesareti ve daha niceleriyle üzerine çok daha fazla kelam edilmesini hak eden filmlerden Jupiter’s Monn. Ne diyeyim sen çok yaşa, çok film çek Mundruczó emi!