20.11.2017

UBFF Günlükleri – 3

 

Londoni Férfi (Londra’daki Adam) 

Tarr, bu filmde liman görevlisi bir adamın özelinde ekonomik sıkıntıların kıskacına girmiş bir ailenin çıkışsızlığına değiniyor. Limanda gece bekçisi olan karakterimiz bir gece önemli bir olaya şahit oluyor. Bu şahitlik ona yüklü bir miktarda para bulunan çantayı bulmasına vesile oluyor ve olaylar bundan sonra çıkışsız bir hal alıyor. Lakin filmde önemli olan, bir anda ortaya çıkan paranın birçok insanın hayatını nasıl allak bullak ettiği, paraya bir süreliğine sahip olan yoksul insanların hiçbir şekilde onun tadını çıkaramaması olsa gerek. Hayatta kaybeden insanların yırtmak gibi bir durumu asla mümkün olmaz. Kazanan yine her zaman kazanma duygusunu tadanların oluyor.

Tilda Swinton’ın da muhteşem oyunculuğuyla boy gösterdiği bir film, sırf bu sebeple bile izlenir değil mi?

 

Sarı Sıcak

Fikret Reyhan’ın ilk sinema deneyimi olan Sarı Sıcak, daha önce oynadığı Silsile ve Toz Ruhu filmlerinde yakaladığı başarıyı katlayarak devam ettiren Aytaş Uşun’un oyunculuğuyla öne çıkan bir yapım. Zira Uşun’un hayat verdiği İbrahim, küçük bir patlıcan tarlasından geçimlerini sağlayan, göçmen bir ailenin hayallerinin peşinden koşan oğlu olarak oldukça başarılı.

Alt sınıfa mensup İbrahim’in bir yandan feodal aile yapısına bir yandan da yoksulluklarını daim kılan aracılara karşı verdiği savaş çok anlamlı. Fakat bu yırtma hikâyesi öyle kolay olmaz, İbrahim, hayatın acı gerçekleriyle çok çabuk karşılaşmak zorunda kalır. Sarı Sıcak, değindiği mevzuyu dile getirirken didaktik olmaktan imtina etmesi ve Uşun’un takdir edilesi oyunculuğuyla akıllarda yer etmekte.