30.05.2015

Üç Film ile James Dean Efsanesi

james-dean-simple-handsome

8 Şubat 1931 yılında dünyaya gelen ve 1955 yılında yani 24 yaşında bir kaza sonucu hayatını kaybeden James Dean, toplamda üç sinema filminde başrol oynamasına rağmen hem kendisi hem de oynadığı filmler efsaneleşmiştir. Gerek oynadığı filmlerdeki asi genç imajının kitleleri etkilemesi, gerek bu imajın etkileyiciliğini pekiştiren orijinal aktör kimyası, gerekse rol aldığı filmlerin birer başyapıt konumunda olmaları efsane aktörü sinema dünyasında ölümsüzleştirmiştir. Yakışıklılığı ve duruşuyla ön planda olan ve benzerlerine rastlamanın mümkün olmadığı Dean, genç yaşta hayatını kaybetmeseydi kim bilir daha kaç başyapıtta oynayacak ya da kim bilir adı dönemin hangi yıldızlarıyla aşk dedikodularına konu olacaktı. Bu sorular bizi fazlasıyla üzdüğü için en iyisi var olanı koruma ve değerini bilme yolundan gidelim… Doğduğu gün olan 8 Şubat’ta kendisini saygı ve sevgiyle anıyor, birbirinden şahane bu üç filmini görmeye hepinizi davet ediyorum.

.

East of Eden (1955)

Bir Elia Kazan başyapıtı olan East of Eden, hikayesinin derinliğine ve usta yönetmenin enfes kadrajlarına rağmen en çok James Dean sayesinde bilinip konuşulmakta. (Benim şahsi görüşüm de bu filmdeki rolünün James Dean’in en başarılı performansı olduğu yönünde) John Steinbeck’in romanından uyarlanan filmde James Dean, geçmişinde büyük acılar yatan saygın bir ailenin toplumdaki konumlarına ters düşen mizacıyla öne çıkan küçük oğlu olan Cal Trask’ı canlandırıyor. Ortada o kadar iyi yazılmış bir karakter ve bu karakteri bambaşka bir oyuncu kimyasıyla canlandıran bir aktör var ki bu durum filmi gözümüzde daha da şahane kılıyor. 1. Dünya Savaşı arka planında, aile ilişkileri ve toplum içinde birey olmak gibi konuları irdeleyen East of Eden, James Dean’in varlığıyla içinde barındırığı derinliği daha da anlamlı kılan, klasik film tanımlamasını tarihi olması bakımından değil, ölümsüz olması bakımından da hak eden büyük bir başyapıt.

.

Rebel Without a Cause (1955)

James Dean’e asi genç sıfatını kazandıran film olan Rebel Without a Cause, dönemin genç kuşağını anlamaya çalışan, gençlerin şiddet ve suç eğilimlerini, toplumun kendisiyle alıp veremediklerini ve sınıfsal ayrımları irdeleyen eleştirel bir yapım. Dönemin Amerikalı yönetmenleri arasında her zaman farkını ortaya koyan ve ilerici sinema anlayışıyla öne çıkan Nicholas Ray’in yönettiği filmde James Dean kendi duruşuna çok yakışan asi genç imajını bütün enerjisiyle taşıyor. Halk arasında serseri diye tabir edilen karakter profili, hal ve davranışları, kılık kıyafeti ve daha birçok nedenle dönemin gençlerini etkileyen James Dean’in efsaneler arasındaki yerini almasında en büyük pay bu filme ait. Gerek Dean’in hayat verdiği Jim Stark karakterinin, gerekse filmin konusunun o dönemde yapılan birçok filme ilham verdiği ise sinema tarihini araştırmayı sevenlerce rahatlıkla fark edilebilir.

 

Giant (1956)

George Stevens’ın yönettiği ve drama, aşk, western janrlarını aynı potada eriten Giant, tek kelimeyle ifade edecek olursak ‘’büyük’’ bir film. Gerek prodüksiyon, gerekse dönemin yıldız oyuncularının yer alması bakımından Giant, adı gibi dev bir konuma yerleşir sinema tarihinde. James Dean’in yanı sıra Rock Hudson ve Elizabeth Taylor’ın da rol aldığı film, bir aile çiftliğinde yardımcı olarak çalışan Jett Rink (James Dean)’in yükselme öyküsünü yanında çalıştığı aileyle olan ilişkisi ekseninde anlatıyor. Kapitalizm ve ırkçılık gibi toplumu ilgilendiren konulara eğilen yapısıyla ve içinde barındırdığı duygusal ilişkilerle Giant, bu konuları ustaca bütünleştirmesiyle ve gücünü oyuncularından almasıyla önemli bir konuma yerleşirken, James Dean alt tabakadan üst tabakaya doğru yükselen karakterin ruhsal ve karakteristik değişimini olgun bir oyunculukla izleyiciye başarılı bir şekilde gösteriyor. Dean, bu büyük filme yakışan büyük oyunculuğuyla unutulmazlar arasındaki yerini pekiştiriyor.