27.07.2016

Usta Yönetmenlerin En Zayıf Halkaları

Wim Wenders – Palermo Shooting (2008)

2008 tarihli “Palermo Shooting”e ilk bakışta, “Paris, Texas”, “Kings of the Road” ya da “Alice in the Cities” gibi Wenders’ın kariyerinin en önemli filmlerine öykünmeye çalışan bir yol filmi muamelesi yapabiliriz. Filmde, bir Alman fotoğrafçının İtalya’nın Palermo kentinde ekibiyle birlikte çıktığı yolculuktan kesitler izliyoruz çünkü. Wenders’ın Finn karakterinin ‘kaybolmuşluğuna’ ve filmde sıkça tekrarlanan zaman kavramına yaptığı vurgudan dolayı bir varoluş öyküsü yaratmaya çalıştığını düşünüyoruz filmin başlarında. Üstelik baş karakterin peşine bir ölüm meleği de musallat ediyor Wenders. Ama yönetmenin bu denemesi için olumlu şeyler söylemek zor gerçekten. “Palermo Shooting”, bırakın andığımız başyapıtlarını, onun 90’lardan sonra çektiği filmlerin bile gerisinde bir eser. 

Öncelikle filmin en büyük sıkıntısının, yönetmenin ruhsal bir yolculuk öyküsü anlatmaya çalışmaktan çok yaşam üzerine basmakalıp mesajlar verme çabası olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzeysellik diyaloglara da yansıyor elbette. Özellikle, başkarakterin Dennis Hopper’ın canlandırdığı ölüm meleği ile yüzleştiği sahnenin Wenders’dan beklenmeyecek derece de yapaylık ve amatörlük içeren diyaloglarla dolup taşması belli bir hayal kırıklığı yaratıyor. Sinemasal açıdan da neredeyse hiç etkileyemiyor film. Düş sahnelerinin tasarımından tutun Palermo kentinin yansıtılışına kadar her kare özelliksiz anlara gebe oluyor. Şarkıcı Campino’nun bu filmin başrolünde ne işi olduğu ise merak konusu. Neredeyse tüm filmi aynı yüz ifadesiyle tamamlayan şarkıcı, kötü performansıyla filmin vasatlığını ikiye katlıyor. Sonuç olarak “Palermo Shooting”, insan ruhunu çözümlemedeki ustalığına hayran olduğumuz Wenders’ın kariyerinin en zayıf halkası olarak adlandırılabilir.

Ali ÇALIŞKAN