17.11.2019

Ve Sonra Dans Ettik: Dans, Aşk ve Hayal Kırıklığı

Yazarın Film Puanı: 10/7

Call Me by Your Name, Portrait de la jeune fille en feu, Elisa y Marcela, Rocketman, Bohemian Rhapsody, 120 battements par minute, Moonlight, Girl, Thelma, Disobedience… Son yıllarda yükselişte olan ve başarılı birçok örneği verilen Queer sinema örneği olan bu filmler; hikâyeleri, karakterleri ve bazen de isyankar tarzları ile sinemaseverler tarafından sevilerek izleniyor. Bu hafta vizyonda kendine yer bulan And Then We Danced (Ve Sonra Dans Ettik) filmi de hiç kuşku yok ki türünün başarılı örneklerinden biri olarak sinemaseverlerin hafızasına şimdiden kazındı ve uzun süre de unutulmayacak.

Sinemaseverler tarafından büyük bir keyifle izlenen ve konuşulan film, buna karşın ülkesi Gürcistan’da da çıkan olaylar yüzünden gündemde kalmaya devam ediyor ve konuşuluyor. Geçtiğimiz hafta Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te düzenlenen gala gecesinde filmi protesto eden yüzlerce aşırı sağcı gösterici ile polis arasında çatışma çıktı ve filmi izlemeye gelen genç bir kadın ile iki polis memurunun yaralandığı belirtildi. Sinemanın önünde LGBTİ+ bireyleri temsil eden gökkuşağı bayrağını yakan protestocular, sinema salonuna giden yolları tıkarken, salonun girişine sis bombası ve fişek fırlattı. Ülkesinde böylesine etkiler yaratan filmi bugün sizler için ele alıp değerlendirmesini yapacağız.

Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 72. Cannes Film Festivali’nin “Yönetmenlerin On Beş Günü” bölümünde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak bu sene gerçekleştirilen 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Levan Akin’in yazıp yönettiği ve İsveç’in bu yılki Oscar aday adayı olan film, geleneksel Gürcü folkloruna uygun bir dans eğitimi alan Merab’ın, dans ekibine dahil olan Irakli ile rekabet ve arzuyu aynı anda barındıran ilişkisini konu ediniyor.

Aile geleneğinin izinde kendini geleneksel Gürcü halk danslarına adamış Merab’ın hayatı önceden belirlenmiştir. Dans partneri Mary ile mutlu ve dans dolu bir hayat sürmesi beklenir. Yetenekli dansçı Merab, yıllarını verdiği Gürcü devlet halk dansları ekibinde partneri ve kız arkadaşı Mary ile birlikte kendini kanıtlamaya çalışmaktadır. Süreç hem sert eğitmenleri hem de geleneksel dansın gerekleri yüzünden katı ve sıkıdır. Fakat bir gün prova sırasında kapıdan içeri Irakli’nin girmesiyle Merab’ın dünyası altüst olur, bu genç adam onun için artık hem bir rakip hem de arzu nesnesidir. Merab, ekibe yeni katılan yakışıklı ve karizmatik bir gence kapılınca önce çok zorlansa da sonrasında aşkı keşfeder, kimliğini ve cinselliğini bulur.

1980’lerin dans filmlerinden esinlenen Gürcü asıllı İsveçli Levan Akin’in yönettiği film dünya prömiyerini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü Bölümü’nde yaptı. İsveç’in Oscar adayı seçilen film, ABBA’dan Robyn’e ve Gürcü halk melodilerine bolca müzik ve dans sahneleriyle dolu hareketli, duygusal ve dokunaklı bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Filmin yönetmeni Levan Akin Gürcistan’da 2013’te saldırıya uğrayan Onur Yürüyüşü’nden etkilendiğini ve film için Gürcistanlı eşcinsel gençlerle uzun söyleşiler yaptığını söylüyor.

Ataerkil Yapının Baskın Gücü: Gürcistan

Dans, müzik ve aşk ile harmanlanan senaryosunda kültürel ögeler, normlar ve ataerkil toplum yapısına dair çıkarımlarda bulunabileceğimiz film, bizlere bütünüyle oldukça derli toplu bir iş sunuyor. Geleneklerin baskın olduğu bir toplum yapısının Gürcü dansında yumuşaklığa izin vermeyen sert biçimde vücut bulması Merab’ın içinde bulunduğu kültür hakkında detaylıca bilgi sahibi olmamızı sağlıyor.

Uzun yıllardır yer aldığı Gürcü dans topluluğunda kız arkadaşıyla da dans partneri olan Merab’ın hayatının topluluğa yeni katılan Irakli’nin varlığı ile ilk keskin viraja girmesi filmin gidişatına büyük bir etki yapıyor. İlk anlarda Merab’ın platonik aşkı olarak gördüğümüz bu ilişkinin ilerleyen süreçte Irakli tarafından da karşılık bulması sonucu film, cinsel kimliğini özgürce yaşamak isteyen iki yetişkin birey ile Gürcistan’ın katı toplumsal kuralları arasında bir çatışmaya dönüşüyor.

Keşfedilen Cinsel Kimlik ve Çatışma

Hikayenin başlarında mükemmel olmaya çalışan bir dans icra etmeye çalışan Merab’ın kendi cinsel yönelimini keşfetmesi sonrası icra ettiği dans da büyük farklılıklar gösteriyor. Baskılardan kurtulup istediği hayatı özgürce yaşama güdüsü ile içindeki enerjiyi dansına da yansıtan fakat Gürcü dans figürlerinin de dışına taşan bir performans gösteren Merab her anlamda bir aykırı karakter olarak kendi varlığını kanıtlamaya çalışıyor film boyunca. Filmin hikayesinin başlangıcı, gelişimi ve sonucu itibariyle Luca Guadagnino imzalı Call Me by Your Name filmiyle de olan benzerliği dikkatlerden kaçmıyor.

Artısıyla Eksisiyle

Ele aldığı konuyu son derece doğal ve iç ısıtan bir oyunculuk ile sunmayı başaran film, senenin başarılı işlerinden biri olarak göz dolduruyor. Coğrafya olarak yakın olmamızın verdiği avantajdan olsa gerek filmdeki müzikler ve halk melodileri de bizler açısından son derece içten geliyor. Müziklerin yanı sıra harikulade dans figürleri de filme seviye atlatan bir başka unsur olarak yerini alıyor. Son yıllarda bu derece başarılı dans figürlerinin olduğu ve ve yine Luca Guadagnino imzalı Suspiria filmi de buna benzer başarılı dans figürleriyle öne çıkan bir işti.

Filmde Merab karakterine hayat veren başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani performansı da film açısından en önemli değerlerden biriydi. Tüm bu olumlu özelliklerin yanı sıra filmde Merab ve Irakli arasındaki aşk hikâyesinin yeterince ayrıntılı işlenememesi film açısından eleştirilecek nadir noktalardan biriydi. Final bölümündeki dans sahnesiyle de güçlü ve anlamlı bir sona sahip film, mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.