26.06.2015

VİZYON DIŞI: Noviembre

novi

“Dünyayı değiştirmeye çalıştık, başaramadık. Şimdi dünyanın beni değiştirmesini engellemeye çalışıyorum.” 

2003 yapımı İspanyol filmi Noviembre, oyunculuk okulundaki basmakalıp eğitim ve baskıdan bunalan bir grup gencin ideallerinin peşinden gitmelerini, “Toplum için sanat” diyerek dünyayı değiştirme çabalarını anlatıyor. Yönetmen Achero Mañas bir tiyatro oyunu, bir ütopyayı izletiyor bize. Hatta izletmekle kalmayıp oyunun içine bizi de alıyor. Okulu bıraktıktan sonra sokak tiyatrosuna yönelen grup, hiçbir gelir amacı ya da isteği olmadan insanlara ve biz izleyenlere doğaçlama tiyatro sanatı izletiyor film boyunca. Hayallerini gerçekleştirmek için önlerindeki en büyük engelse toplumun tepkisi, parasızlık ya da malzeme noksanlığından çok devlet, iktidar baskısı. Bunu film boyunca farklı zamanlarda yüzümüze vuruyor yönetmen.

Başrolde olan Alfredo Baeza’nın hikâyesiyle açılıyor film. Alfredo, engelli erkek kardeşini yaptığı kuklalarla mutlu edebilmektedir. Bu durum içinde bir tutkunun yeşermesine sebep olur ve Madrid’e oyunculuk ve tiyatro eğitimi almaya gider. Bir süre sonra mutlu olmadığını fark eder çünkü kısıtlanmış, amacın toplum olmadığı bir sanat ona terstir. Okuldan sevgilisi ve birkaç idealist arkadaşını daha alıp Noviembre adında sokak tiyatrosu grubu kurarlar. Farklı konseptlerle farklı mekânlarda doğaçlama oyunlar sergileyen grubun oyunlarındaki ortak konu toplum eleştirisi. İsa, dilenci, palyaço, anne kucağında bebek rollerini bürünüp sokağa çıkan grup, toplumu da oyuna dâhil edip başka bir sanat boyutuna çıkıyor. Burada modern sanat anlayışına eleştiriler getiriyor film. Konserlerde sanatçıya erişemeyiz, müzelerde eserler camekâna kapatılmıştır, tiyatroda seyirci oturduğu koltuğa hapsedilmiştir. Yani kısaca sanat, sanat içindir. Yönetmen Mañas içinse bunun tam tersi. Onun için seyirci – sanatçı temas etmeden sanat gerçekleşmez ve yapılan işin amacı toplumdur.

Filmi bu kadar etkileyici kılan şey ise anlatım tarzı. Noviembre, olayı yaşayan aktörlerin yaşlı hallerinin gözlerinden anlatılıyor ve geçmişe giderek gösterilen hikâye 1990’lı yıllarda geçiyor. Bu da filmde günümüzde geçen gibi gösterilen röportaj kısmının 2030’lu yıllarda geçtiğine işaret. Film boyunca bir yerlerden “Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiştir” yazısının çıkmasını bekliyoruz, Mañas da belli işaretlerle bu beklentimizin artmasını sağlayarak bize de oyun oynuyor. Röportaj sırasındaki oyuncuların üstün performansı ve cümleleri, gösterilen fotoğraflar, filmin sonundaki “a mi padre” yani “babama” notu filmin Alfredo Baeza’nın kızının çektiğini düşündürse de aslında bunların hepsi filmdeki toplum gibi bize de oynana bir oyun. Yönetmenin bu yola başvurmasındaki amaç da filmin başlarında Alfredo’nun oyunculuk okulunda hocasına yaptığı numarayla aynı sebebe dayandırılabilir; hayat başrolünde biz ve geri kalan herkesin figüran olduğu bir sahnedir.

Biraz da filmin vurucu kapanışını değinmek lazım. Maddi zorlukların üstüne her gösteri sonrası polis tarafından malzemeleri alınan grup idealarından kopup sponsor bulmaya, kendilerini kısıtlamaya başlarlar. Bu da aralarında çatışmalar çıkmasına, birbirlerinden kopmalarına neden olur ve hepsi farklı yollara sürüklenirler. Uzun bir süre sonra Alfredo, kardeşinin hastaneye kaldırıldığını öğrenip yanına gider. Kardeşi uyanıp, abisiyle ortak noktası olan kuklaya dokunduğunda o filmin başındaki tutkusu geri döner ve ekibi tekrar toplayıp kraliyet tiyatrosunda doğaçlama tiyatro sergilemeye karar verir. O gün izleyiciler arasında İspanya Başbakanı da vardır ve film boyunca farklı yollarla gösterilen devlet vurgusu finalde de karşımıza çıkar ve Alfredo’nun etkileyici tiradıyla biter film.

Yönetmen Mañas, derdini anlatırken izleyiciyi de oyuna dâhil edip anlatımını daha etkili kılıyor. Üstün oyunculukları, etkili anlatımı ve müzikleriyle herkesin film zevkine uyan bir film Noviembre.

“Sanat içinde geleceği barındıran bir silahtır.”