11.10.2018

Vizyon Menüsü – 12 Ekim

Halil ŞİMŞEK

Ekim ayının gelmesiyle beraber Filmekimi 2018 ile haşır neşir olduğumuz şu günlerde ayın ikinci vizyon menüsünde öne çıkan filmler

Bu hafta vizyona giren beş filmden sizlerin beğeneceğini umduğumuz üç adet yabancı yapım önermek istiyoruz.

Kings

Bu hafta vizyon menümüzde yer alan ilk yapım Kings adlı film. Halen devam etmekte olan Filmekimi 2018’den vizyona ilk düşen film olan Kings, Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde yapan ve 2016’da Oscar’a aday olan Mustang ile tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken Deniz Gamze Ergüven’in ikinci uzun metrajlı filmi olarak dikkat çekiyor. Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 42. Toronto Film Festivali’nde yapan ve gerçek bir hikâyeye dayanan film, 1991 yılında Rodney King’in aracıyla aşırı hız yaptığı gerekçesiyle durdurulmasının ardından başlayan tartışma sonunda Los Angeles Polis Departmanı polisleri tarafından dövülerek linç edilmesinin akabinde başlayan 1992 Los Angeles direnişini konu ediniyor. Yönetmen Hollywood’da Halle Berry ve Daniel Craig’le çektiği yeni filminde kamerasını 1992’deki Los Angeles eylemlerine çevirirken toplumsal sınıfları birbirinden çok farklı olan iki karakteri odağına alıyor. İsmiyle Martin Luther King’e ve eylemlerin çıkış noktasındaki Rodney King’e gönderme yapan film, ABD toplumunun kalbinde açılmış bir yaraya umutla, iyimser bir yerden bakıyor. Filmekimi’nde izleme fırsatını kaçıran sinemaseverlere duyurulur.

Mirasçılar

Haftanın vizyon menüsünde kendine yer bulan ikinci film ise Mirasçılar (Las Herederas – The Heiresses) adlı yapım. Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 68. Berlin Film Festivali’nde yapan ve burada En İyi Kadın Oyuncu (Ana Brun), Alfred Bauer Ödülü ve FIPRESCI Ödülü‘nün sahibi olan film, ülkemizde ise ilk olarak bu sene gerçekleştirilen 37. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Paraguaylı yönetmen Marcelo Martinessi’nin bu ilk uzun metrajlı filminde iki kadının otuz yıllık birlikteliklerinin ekonomik sorunlarla nasıl yıprandığını ve yeni bir niteliğe büründüğü anlatılmakta. Ailelerinden kalan mirasın son kırıntılarını da satınca, Chela ve Chiquita çaresiz kalır; Chiquita hapse düşer, Chela ise korsan taksicilik yapmaya başlar. Hayatın zorluklarının boylarını aştığını düşündükleri anda Chela yeni bir aşka düşer. Sınıf farklılıkları ve kadın özgürleşmesine özgün bir bakışla yaklaşan film, haftanın izlemeye değer bir diğer yapımı.

El Royale’de Zor Zamanlar

Haftanın vizyon menüsünde kendine yer bulan üçüncü ve son yapım da El Royale’de Zor Zamanlar (Bad Times at the El Royale) adlı film. Drew Goddard’ın yazıp yönettiği film, Nevada-California sınırındaki El Royale Oteli’nde bir araya gelen yedi gizemli yabancının, gece ilerledikçe ortaya çıkan sırlarının tetiklediği olayları konu ediniyor. Karanlık geçmişleri olan yedi yabancı farklı yerlerden, farklı hikayelerle yola çıkmışlardır. Sonunda hepsi Tahoe Gölü’ndeki yıkık bir otel olan El Royale’de bir araya gelirler. Hepsinin birbirinden sakladıkları ve geçmişe gömmeye çalıştıkları önemli sırları vardır. Bu gece her şeyin sonudur ve onların geçmişleriyle yüzleşip kendilerini kurtarabilmeleri için son bir şansları vardır. Gizem ve gerilim türündeki film, biraz daha fazla heyecan arayan sinemaseverlerin imdadına yetişir nitelikte bir yapım olarak vizyonda.