13.04.2019

Vizyon Menüsü – 12 Nisan

Nisan ayının ikinci vizyon haftasında menümüzde öne çıkan ve sizlerin beğenisine sunacağımız filmlerle karşı karşıyayız. 38. İstanbul Film Festivali’nde filmden filme koştuğumuz bugünlerde vizyona giren filmler her ne kadar geri planda kalsa da birbirinden iyi filmler seyircisini bekliyor.

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizlerin beğeneceğini umduğumuz iki adet yerli, bir adet ise yabancı yapım önermek istiyoruz.

Altın Eldiven (Der goldene Handschuh)

Bu hafta vizyon menümüzün parlayan yıldızı olan film Altın Eldiven (Der goldene Handschuh – The Golden Glove). Film dünya prömiyerini geçtiğimiz Şubat ayında gerçekleştirilen 69. Berlin Film Festivali’nde yapmış ve burada büyük ödül olan ”Altın Ayı” için yarışmıştı. Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın Heinz Strunk’ın ilk kez 2016 yılında yayımlanan aynı adlı kitabından uyarladığı film, 1970’li yıllarda Hamburg’da dört kadını öldüren ve öldüreceği kişileri Zum Goldenen Handschuh adlı bardaki kişiler arasından seçen seri katil Fritz Honka’nın hikâyesine odaklanıyor. Honka ilk bakışta zararsız ve acınacak bir tip gibi gözüken, fakat kaybedenlerin ve dışlanmışların müdavimi olduğu Altın Eldiven adlı barda seçtiği kurbanlarını çatı katındaki evine götürerek öldüren bir katildir. Cesetleri evin kilerinde saklayan Honka, bir süreliğine de olsa düzenli bir işe girip Altın Eldiven’den uzaklaşır. Fakat korkunç alışkanlıklarından kurtulması kolay değildir ve işlediği cinayetler, polisin tüm umursamazlığına rağmen artık saklayamayacağı hale gelir. Savaş sonrası ekonomik bir kalkınma mucizesine imza atan fakat insanların buna tezat oluşturacak biçimde güvensiz ve korku içinde yaşadığı 1970’ler Almanya’sının çarpıcı bir portresini sunan filmde başrolü üstlenen 1996 doğumlu Alman oyuncu Jonas Dassler, kapsamlı bir makyajla 40’lı yaşlarının ortasında olan Fritz Honka’ya tıpatıp benzer hale getirildi. Son olarak Paramparça (Aus dem Nichts – In the Fade) ile harikalar yaratan Fatih Akın’ın bu aykırı filmini izlemek isteyen sinemaseverlere duyurulur.

Kardeşler

Bu hafta sizlere önereceğimiz ikinci film ise Kardeşler. Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen Karlovy Vary Film Festivali’nde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak, geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 25. Uluslararası Adana Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu ve bu festivalde En İyi Erkek Oyuncu (Caner Şahin ve Yiğit Ege Yazar) ödülü ile Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu (Gözde Mutluer) ödülünün sahibi olmuştu. Film ayrıca halen devam etmekte olan 38. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma’sında büyük ödül olan ”Altın Lale” ve yönetmenlerin en iyi ilk filmlerine verilen ”Seyfi Teoman En İyi İlk Film” ödülünün sahibi olmak için yarışıyor. Ömür Atay yönetmenliğindeki film, bir namus cinayetinin gölgesinde birbirlerinin kaderini yaşamak zorunda kalan iki kardeşin hesaplaşmasını konu ediniyor. Aile büyüklerinin kararıyla kız kardeşini tuzağa düşüren Yusuf ve cinayeti işlen Ramazan, Yusuf’un ıslahevinden şartlı tahliyesiyle 4 yıl sonra tekrar bir araya gelir. 18 yaşından küçük olan Yusuf, ceza indirimi nedeniyle abisi Ramazan yerine polise teslim edilmiştir. İran yolu üzerindeki aile işletmesi tır parkı, vicdan azabı çekmekte ve geçmişte yaptıklarından pişmanlık duymakta olan Yusuf’un yeni hapishanesine dönüşür. Her hareketi ailesi tarafından izlenmektedir. Bir çocuğu katile dönüştürebilen, acımasız geleneksel ahlaki ve dini kurallar Yusuf’un etrafını sarmıştır. Birbirlerinin kaderini yaşamak zorunda kalan iki kardeşin hayatına giren Yasemin, aile içinde bir sır olarak saklanan namus cinayetinin istemeden tanığı olur. Yusuf ve Ramazan geçmişleri ve vicdanlarıyla hesaplaşırken, Yasemin de, Yusuf gibi aile için artık tehlikeli birisidir. Vizyonda kaliteli yerli film izlemek isteyen sinemaseverlere duyurulur.

Çınar

Bu haftanın öne çıkan üçüncü ve son filmi ise Çınar. Mustafa Karadeniz’in yönetmenliğini üstlendiği film, engelli bir gencim yaşam mücadelesine konu edinirken ailesinin yaşadıklarına da yakından bakma imkanı sağlıyor. Mustafa, eşi Suna ve engelli oğlu Rıza ile birlikte Kars’ın Sarıkamış ilçesinde yaşamaktadır. 30’lu yaşların ortasındaki Mustafa, ailesini makam şoförlüğü yaparak geçindirir. Mustafa’nın en büyük hayali oğlu Rıza’nın diğer çocuklar gibi koşup oynadığını görebilmektir. Oğlunu ameliyat ettirebilmek için canla başla çalışan Mustafa, sevmediği işinde patronu ne derse yapmak zorunda kalır. O, at üzerinde kasabaya işe giderken, eşi Suna da oğlu ile ilgilenmektedir. Engelli oğlunun eğitim alması için elinden geleni yapan Suna, oğlunu sırtında okula götürüp getirir. Bir ilk uzun metraj film izlemek isteyenlere duyurulur.