14.06.2019

Vizyon Menüsü – 14 Haziran

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizler için derlediğimiz beş adet yabancı, bir adet ise yerli yapım önermek istiyoruz.

 

Stalker

Bu haftanın oldukça dolu dolu olan vizyon menüsünde tam tamına üç parlayan yıldız mevcut. Bu filmlerden ilki Stalker. Başka Sinema sayesinde bu hafta efsanevi Rus yönetmen Andrei Tarkovsky’nin üç başyapıtını izleyeceğimiz filmlerden ilki olan Stalker, bölgeye girmek isteyen bir bilim adamı, bir yazar ve bunlara eşlik eden Stalker’ın hikayesini anlatmaktadır. Uzak bir gelecekte, bambaşka bir yaşam düzeni içerisinde, ismi olmayan bir ülkede, dünyaya düşen dev gök taşı yaşamı yerle bir ederken Zone adında esrarengiz, yeni bir bölge oluşmuştur. Bu bölgeden içeriye girebilen insanların tutkularının gerçekleşeceğine dair söylentiler vardır. Askerler tarafından korunan Zone bölgesine sadece gerekli olgunluğa erişmiş cesur Stalker’lar girebilmekte, bölgeye giren insanlara eşlik etmektedirler. Kahramanımız Stalker, ailesinin tüm itirazlarına rağmen bölgeye girmek isteyen bir bilim adamına ve bir yazara eşlik etmeye karar verir ve olaylar gelişir.

Solaris

Bu haftanın menüsünde yer alan ikinci değerli film ise bir başka Tarkovsky başyapıtı olan Solaris (Solyaris). Stanisław Lem’in aynı adlı romanından uyarlanan film, duygusal krizler nedeniyle başarısızlığa uğrayan bir uzay deneyini konu almaktadır. Belirgin bir bilince sahip Solaris gezegeninin en büyük gücü, oraya gelen insanların zihinleriyle oynayabilmesidir. İnsanların bilinçaltına süzülüp oraya müdahale ederek, hafızalarındaki şeyleri maddeleştirir. Burada olanları araştırmakla görevli olarak ilgili üsse gönderilen kişi de gezegenin gücünden payını alacak ve böylesi bir gizemle büyülenirken kendi geçmişi ile burun buruna gelecektir.

Zerkalo

Haftanın pırlanta değerindeki üçüncü filmi ise bir başka Tarkovsky başyapıtı olan Ayna (Zerkalo – The Mirror). Ayna, yönetmenin kendi yaşamından yola çıkarak çektiği, aşk, anılar, bağlılık ve hayatın kendisi üzerine şiirsel bir filmdir. Tarkovsky’nin otobiyografisi olma niteliği taşıyan film, orman içinde bir kulübede, II. Dünya Savaşı’nın öncesinde, yönetmenin eski karısı, annesi, babası, kendi ve ebeveynlerinin kuşakları arasında gidip gelerek anlatılan bir rüya. Efsanevi yönetmenin anne ve babasının gerçekten iştirak ettiği film, ailenin evlerinin eskiden bulunduğu aynı yere inşa edilen bir kulübede çekildi. Baba Tarkovsky şiirlerini kendi sesiyle okudu. Anne ise kameranın karşısına geçti. Tarkovsky hayranlarıa ve bu birbirinden üç değerli filmi beyazperdede izleme imkanı bulamamış sinemaseverlere duyurulur.

Rocketman

Bu haftaki menümüzün geri planda kalan fakat izlemeye değer bir başka filmi Rocketman. Film dünya prömiyerini geçtiğimiz ay gerçekleştirilen 72. Cannes Film Festivali’nde yapmıştı. Film, Elton John’un hayatının en önemli yıllarına ait bilinmeyenleri konu alan epik bir müzikal hikâyeyi anlatıyor. Film, utangaç bir piyano dehası olan Reginald Dwight’ın dünyaca ünlü, süper star Elton John’a dönüşümünün muhteşem yolculuğunu konu alıyor. Elton John’un en sevilen şarkıları üzerine kurulu ve Taron Egerton performansı ile hayat bulan bu ilham verici hikaye, küçük kasabalı bir çocuğun pop kültürünün dünyaca ünlü en ikonik figürlerinden biri olmasını anlatıyor. Biyografi türünü seven sinemaseverlere duyurulur.

Bekçi

Bu haftanın izlemeye değer beşinci filmi ise listedeki tek yerli yapım olan Bekçi. Film ülkemizde ilk olarak geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 37. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Yönetmen Durmuş Akbulut’un ilk uzun metrajı olan film, giderek gerçekle bağını koparmaya başlayan, bir kasaba mezarlığında gece bekçiliği yapan Salih’in hikâyesini anlatıyor. Salih, bir kasaba mezarlığında gece bekçiliği yapmaktadır. Her gün, akşamüstü, bekçi kulübesine gelip sabah gün doğmadan geri dönmektedir. İlerlemiş yaşına rağmen yaklaşık iki kilometrelik yolu her gün, aynı rutinle kat etmektedir. Yıllardır yaptığı iş nedeniyle kendi içine kapanmış, gerçek yaşamdan kopmuştur. Kasaba yolunda yaşadıkları, gece kulübeye gelen tuhaf adamlar ve her gece rüyasına giren genç bir kız, bekçi Salih’te derin bir paranoyaya dönüşmüştür. Gerçekle gerçek dışı birbirine karışmıştır… Ta ki sabahın ilk ışıklarına dek… Film, Anton Çehov’un ince mizahı ve Giovanni Papini’nin fantastik karakterlerini birleştiren barok bir masal anlatıyor.

Kuyu

Bu hafta sizlere önereceğimiz altıncı ve son film ise Kuyu (The Hole in the Ground). Film dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 15. Sundance Film Festivali’nde yapmıştı. Film, travmatik geçmişini arkasında bırakmak için oğlu Chris ile birlikte İrlanda kırsalında sakin bir eve yerleşen Sarah’nın, oğlunun ormanda kaybolması ve komşularıyla tekinsiz karşılaşmaları sonrası kendisini içerisinde bulduğu güvensizlik ve paranoya girdabını anlatıyor.