16.03.2018

Vizyon Menüsü – 16 Mart

Düğüm Salonu

Düğününe Çağır Sevgilim…

Başrollerini Gonca Vuslateri, Şahin Irmak, Emre Karayel ve İrem Sak’ın üstlendiği bu yeni Hakan Algül komedisinde iki düğün arasında mekik dokunurken, geçmişin sancıları komedi malzemesi olarak sunuluyor. Tesadüflerin durum komedisine şekil verdiği filmin senaristliğini oyunculardan Şahin Irmak üstlenmiş. Tahmin edilebilir noktalarına rağmen yer yer keyifli vakit geçirebileceğiniz film, abartılı oyunculuklar ve kadın erkek ilişkilerindeki çarpıklar üzerinden kendi sözlerini aktarıyor.

Kaybedenler Kulübü Yolda

Tatile Gitmişken Film mi Çeksek Acaba?

Tam yedi yıl önce vizyonda fırtınalar koparan Kaybedenler Kulübü, oyuncu kadrosundan ana isimleri kaybetmeden yoluna devam ediyor. Nejat İşler ve Yiğit Özşener’in fenomen radyocuları canlandırdığı yapım bu sefer karakterlerin biraz daha ihtiyarlamış halleriyle melankolik bir atmosfer yaratıyor. Hande Doğandemir, Sarp Akkaya ve Merve Çağıran’ın gelişiyle güçlenen film, maalesef ilk filmi aratıyor. İlk filmin nostaljik yapısını kullanarak bir nevi dizi bölümü gibi karşımıza çıkıyor. Yine yer yer etkileyici kelimeler söylense de yavanlıktan kurtulamıyor. Bunda yönetmen Mehmet Ada Öztekin’in payı büyük…

Tut Yüreğimden Anne

İki Ağlamayla Dram Olmaz

Sermiyan Midyat ve Naz Elmas’ın başrollerini paylaştığı bu ağlak dramda adından anlayabileceğiniz gibi aile ilişkilerine odaklanan bir yapı mevcut. Oyunculukların eksik yönetilmiş performansları yer yer gülünç ve kifayetsiz kalabiliyor. Dizi tarzında görsel yapısı ve kadrajlarıyla sinema için birkaç gömlek düşük bir proje olduğu gerçeği filmin her noktasına sinmiş diyebiliriz. Haftanın zayıf Türk filmlerinden biri…

Death Wish / Öldürme Arzusu

Önüme Gelene Yüz Tekme, Bin Kurşun

Charles Bronson’lu kült film Öldürme Arzusu’nun yeniden çevrimi olan yeni Death Wish bu sefer tek kişilik orduya bedel karakterini Bruce Willis’e emanet ediyor. Yönetmen koltuğunda da korku filmlerinden tanıdığımız Eli Roth oturuyor. Eskisine göre şiddet dozajının bir hayli arttığı bu film, aksiyon severleri tatmin edecek bir suçlu zevk olarak nitelendirilirse yanlış olmaz.

Tomb Raider

Bilgisayar Oyununu Oynamaya Devam…

Popüler oyun serisi Tomb Raider, Angelina Jolie’nin aynı isimli ana karakteri canlandırdığı seri iki filmden sonra başarısız olarak inzivaya çekilen bir seri olmuştu. Yeni oyunların gelmesiyle oyun bir kez daha sinemaya uyarlanmaya karar verildi. Bu sefer başrole Alicia Vikander gibi fiziksel açıdan Lara Croft ile alakasız bir oyuncu seçildi. Aksiyon figürü olan Lara’nın daha insani özelliklerini ve normalliğine vurgu yapılmaya çalışılması, izlediğimiz karakterin Lara Croft’tansa sıradan bir aksiyon karakterine dönüşmesine neden olmuş. Fikirleri ve görsel yapısıyla adeta 90’ların ucuz aksiyon filmlerini hatırlatan yapım ne yazık ki klişe bir hayalkırıklığı…

Stalin’s Death / Stalin’in Ölümü

Her Şeye Rağmen Politika Devam Etmeli!

In the Loop filmiyle senaryo dalında yıllar önce aday olan ekip uzun bir aradan sonra geri dönüyorlar. Politik hicvin Rusya bağlantısı eşliğinde karışıklıklar komedisine dönüşen hali filmin merkezinde yer alıyor. Birbirinden arıza karakterleri hikâyesinde barındıran film, kısmi olarak eğlenceli olabilse de bir noktadan sonra sınırlı kalıyor. Politik komediyi sevenlerin deneyebileceği bir iş olarak nitelendirilebilir.

Ne Var?

Hiçbir Şey Yok!

Bir grup arkadaşın falcıdan alınan bilgilerle hazine peşine düşmesini konu edinen son derece amatör bir film olan Ne Var?, ne yazık ki sadece kendi arkadaş çevresini güldürebilecek bir film olarak tasarlanmış. Vizyonda yer almasının nedeni tamamen deneme yanılma olan projenin sadece 5 salonda gösterilmesi de bu kötü filmin ülke çapında yayılmasını engelleyen bir unsur denilebilir.

ŞEF’iN TAVSiYESİ

7 Days in Entebbe / Entebbe’de 7 Gün

Geçmişten Günümüze İsrail Politikası…

Başrollerini Daniel Brühl ve Rosamund Pike’ın üstlendiği 7 Days in Entebbe İsrail’in Filistin politikasını eleştirmek üzere Air France’ın bir uçağını kaçırıp Uganda’nın Entebbe şehrine indiren devrimci/teröristlerin hikâyesini anlatıyor. İsrailli bir askerin sevgilisinin dans gösterisi ile paralel sunulan kaçırma olayı politik açıdan geçmişten günümüze ışık tutan bir gerçekliğin anatomisini çıkarıyor. Filmin İsrail yanlısı kimi hamlelerine rağmen bu hamlelerin filmin ironik bir şekilde kendisine istem dışı eleştirmesine neden oluyor. Zayıf bir vizyon takviminde ortalama bir film olmasına rağmen haftanın en iyi filmi bu film oluyor.