11.10.2019

Vizyon Menüsü – 11 Ekim 2019

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizler için derlediğimiz iki adet yabancı, bir adet yerli yapım olmak üzere toplam üç film önermek istiyoruz.

Bu hafta vizyon menümüzde yer alan en dikkat çeken film hem İspanya’nın en özgün sinemacısı Almodóvar’ın hem de fetiş oyuncusu Banderas’ın muhteşem dönüşünü müjdeleyen, Cannes’da eleştirmenlerin yıldız tablosunda en tepeye yerleştirdiği ve izleyicilerin de olağanüstü övgüsüyle karşılanan Acı ve Zafer (Dolor y gloria – Pain & Glory). Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 72. Cannes Film Festivali’nde yapan ve burada En İyi Erkek Oyuncu (Antonio Banderas) ödülünü kazanan film, ülkemizde ise ilk olarak bir süre önce gerçekleştirilen 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Film, Salvador Mallo ismindeki deneyimli ama gençlik günleri artık geride kalmış bir yönetmenin ilk aşkından bugünkü ilişkilerine, geçmişten bugüne yaptığı tüm tercih ve yaşamında iz bırakan olayların ruhunda büyük bir gürültü yaratarak şimdiki hikâyesini etkilemesini konu ediniyor. Filmde, Mallo’nun çocukluğunu yaşadığı 60’lı yıllara, annesiyle birlikte köylerinden ayrılıp daha rahat bir yaşam umuduyla Valencia’ya göç etmesine, 80’lerin Madrid’inde kalbinin hızla çarpmasına neden olan ilk aşkına, kendisi için kurtuluş ve terapi aracı olan yazı ve sinema ile tanışmasına ve  kendisini tanımasına yol açan olaylara değiniliyor. Bir yönüyle Almodóvar’ın kendi hayat hikâyesi sayılabilecek film, başrol oyuncusu Antonio Banderas’ın devleşen performansının da eklenmesiyle ilettiği duygular perdeden dışarı taşan, bir yandan hüzünlü, bir yandan da umut verecek bir yapım. Oyuncularının hayranlık uyandıran performanslarının yanı sıra, canlı renklerin öne çıktığı görüntü yönetimi, aile bağlarının anlamıyla aşkın derinliğini işleyen sıcacık hikâyesiyle izleyicisine unutulmaz dakikalar yaşatma potansiyeli olan filmi özel yapan durumlardan biri de Banderas’ın yönetmen rolünü üstlenerek yıllardır birlikte çalıştığı Almodóvar’ı canlandırması.

Bu haftanın öne çıkan bir başka filmi ise yönetmenlik koltuğunda Mehmet Ada Öztekin’in oturduğu ve başroldeki Aras Bulut İynemli’nin muhteşem oyunculuğu ile uzun süre konuşulacak olan 7. Koğuştaki Mucize. Bir Güney Kore yapımı olan “Miracle in Cell No. 7″dan uyarlanan film, 1983 yılında sıkıyönetim altındaki bir Ege kasabasında yaşayan ve haksız yere hapse atılan Memo ile yedi yaşındaki kızı Ova’nın tekrar birbirlerine kavuşmaya çalışmalarını anlatıyor. 1983 yılında bir Ege kasabasında sıkıyönetim komutanının kızının ölümü üzerine küçük kızı ve babaannesiyle yaşayan Memo idam cezasına çarptırılır. Herkes adalet peşindeyken Memo ve kızı Ova’nın tek isteği birbirlerine kavuşmaktır. Adaletin gerçekleşmesi için ise bir mucize gerekmektedir.

Bu hafta sizlere önereceğimiz üçüncü ve son film ise İkizler Projesi (Gemini Man). Will Smith’in başrolünde yer aldığı film, işinin ehli bir kiralık katil olan Henry’nin, kendisini öldürmek için peşine düşen kişinin 25 yıl önce kendisinden alınan genlerle oluşturulmuş klonvari biri olduğunu fark etmesiyle gelişen olayları konu ediniyor. Ang Lee’nin yönettiği film, bir anda her hareketini önceden tahmin edebilen, gizemli, genç bir ajan tarafından hedef alınıp takip edilen seçkin suikastçı Henry Brogan’ın hikâyesini anlatıyor.