21.09.2019

Vizyon Menüsü – 20 Eylül

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizler için derlediğimiz iki adet yabancı, iki adet yerli yapım olmak üzere toplam dört film önermek istiyoruz.

Yıldızlara Doğru

Bu haftanın vizyon menüsünde yer alan ilk film Yıldızlara Doğru (Ad Astra). Film dünya prömiyerini kısa bir süre önce sona eren 76. Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Bir süre önce Tarantino imzalı Once Upon a Time In… Hollywood (Bir Zamanlar… Hollywood’da) filminde izlediğimiz Brad Pitt’in başrolünde yer aldığı film, yıllar önce gizli bir uzay görevine çıktıktan sonra haber alınamayan babasının kaderinin peşinden giden ve bu süreçte hem insanlığı hem de güneş sisteminin tamamını tehdit eden tehlikeli unsurları keşfeden astronot Roy McBride’ın hikâyesini anlatıyor. Film bizleri Roy McBride isimli bir astronotun yirmi yıl önce uzayda hayat aramak için çıktığı görevde kaybolan babasını galakside aramaya başlamasını ve gezegenimizdeki hayatı tehdit eden bir gizemi çözmek için güneş sisteminin dışına yaptığı yolculuğu konu ediniyor. Bu yolculuk, insanoğlunun doğasını ve kozmostaki yerimizi açığa çıkarıyor.

Rambo: Son Kan

Bu hafta sizler için önereceğimiz ikinci film, sinema tarihinde özel bir yere sahip olan Rambo serisinin bir başka halkası olan Rambo: Son Kan (Rambo: Last Blood). 1982 yılında çekilen First Blood (İlk Kan) filmi ile başlayan macerada Sylvester Stallone’nin beşinci kez ünlü karaktere hayat verdiği film, inzivaya çekilmiş olan ve izole bir hayat süren John Rambo’nun, eski bir ahbabının torunun kaybolmasından sorumlu insan kaçakçısı çeteyi durdurma çabasını anlatıyor.

Rambo’nun bu yeni filminde, eski bir asker olan John Rambo’yu Arizona’daki bir çiftlikte yaşarken yoğun bir şekilde Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile baş etmeye çalışırken buluyoruz. Bulabildiği her yerde gündelik iş bulmaya çalışan ve hayatını idame ettirmeye çalışan Rambo, beladan uzak durmaya çabalamaktadır. Ancak günün birinde arkadaşı ve emlak müdürü Maria’dan aldığı haber bu durumu değiştirir. Maria’nın torunu bir parti için Meksika sınırını geçtikten sonra kaybolmuştur. Bu yüzden John, gençleri bulmak için sınırın güneyini dolaşır. Bu görev, Rambo’nun bir insan kaçakçılığı çetesini ortaya çıkarmasıyla birlikte oldukça tehlikeli bir hal alır. Rambo adaleti sağlamak için üvey kız kardeşi de kaçırılan bir gazeteci ile birlikte çalışmaya başlar. Rambo kaçırılan kızları kurtarmak ve acımasız bir suç liderini dize getirmek için bütün yeteneklerini kullanmak zorundadır ve olaylar gelişir. Rambo hayranlarına ve Sylvester Stallone’yi bir kez daha izlemek isteyenlere duyurulur.

Bağlılık Aslı

Bu hafta sizler için önereceğimiz üçüncü film ise adını duyduğumuz ilk günden bu yana büyük bir tartışma konusu yaratan Bağlılık Aslı. Bundan bir süre önce (24 Ağustos 2019) aldığımız habere göre Bağlılık Aslı, 9 Şubat 2020 tarihinde yapılacak olan 92. Oscar Ödül Töreni’nde ülkemizi, eski ismi “Yabancı Dilde En İyi Film” yeni ismi ise “En İyi Uluslararası Film” dalında temsil edecek olan film olarak seçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile sinema alanındaki meslek örgütü temsilcilerinden oluşan 13 kişilik seçici kurul tarafından değerlendirmeye alınan 11 film arasından yaptığı seçim sonucu adını duyduğumuz film, sinema dünyasına bomba gibi düştü ve oldukça tartışıldı. Filmin tartışılmasının nedeni, Oscar adaylığı açıklanmadan önce kimsenin adını dahi duymadığı, henüz hiçbir festivalde yarışmamış veya vizyona girmemiş, afişi, konusu ve fragmanı dahi belli olmaması ile yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun bir önceki filmi olan Buğday’ın galasını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapması olmuştu. Dolayısıyla filmin Oscar adayı olarak seçilmesi de pek çok çevre tarafından tamamen siyasi bir hamle olarak algılandı.

Film, çocuk sahibi olduktan sonra işe dönebilmek için bebek bakıcısı arayan Aslı ile bulduğu bakıcı Gülnihal’in hikâyesini anlatıyor. Doğumdan sonra işe başlamak için bebek bakıcısı arayan Aslı, uzun uğraşlardan sonra genç bir bakıcı bulur; Gülnihal… Onun da bir bebeği vardır. Gülnihal’in gelişi ile Aslı kendinden bile gizlediği sırlarıyla yüzleşmeye başlar.

Görülmüştür

Bu hafta sizler için önereceğimiz dördüncü ve son film ise yılın ilgi çekici ve başarılı işlerinden biri olan Görülmüştür. Film bu sene gerçekleştirilen 38. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Senaryo (Serhat Karaaslan) ve En İyi Kurgu (Ali Aga) ödüllerinin sahibi olmuştu.

Film, İstanbul’da bir cezaevinde mahpuslara gelen mektupları kontrol eden bir memur olan Zakir’in, mektubun birinde gördüğü fotoğraftaki bir kadını takıntı haline getirmesini konu ediniyor. Zakir, bir cezaevinde mektup okuma komisyonunda çalışmaktadır. Hayatını mahkumlar arasına geçiren Zakir, hükümlülere gelen mektupları okumakla görevlidir. Her gelen mektup önce onun kontrolünden geçer. Mektuplarda yazılanlar cezaevi protokolüne göre bir sorun teşkil etmediği taktirde sahibine ulaşabilir. Tekdüze hayatı annesiyle birlikte yaşadığı şehrin kıyısındaki mütevazı evleri ile cezaevi arasında geçmektedir. Her şeyi kabullenmiş ve yaşama karşı pek de bir tutkusu olmayan zakir’in hayatı bir mektuptan çıkan dikkat çekici bir güzelliğe sahip Selma’nın fotoğrafıyla karşılaştığı gün değişir. Selma cezaevinde yatmakta olan, belalı mahkumlardan Recep’in karısıdır. Genç adam çok etkilendiği bu fotoğrafı çalmaya karar verir. Ancak bir süre sonra olay basit bir hırsızlık olarak kalmaz. Selma zamanla Zakir için bir takıntı haline gelir.