26.10.2018

Vizyon Menüsü – 26 Ekim

Ekim ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde ayın dördüncü ve son vizyon menüsünde haftanın öne çıkan ve sizlere önerdiğimiz filmleri

Halil ŞİMŞEK

Bu hafta vizyona giren sekiz filmden sizlerin beğeneceğini umduğumuz bir adet yerli, dört adet ise yabancı yapım önermek istiyoruz.

Müze (Museo)

Bu haftanın vizyon menüsünde kendine yer bulan ilk film Müze (Museo – Museum). Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 68. Berlin Film Festivali’nde yapan ve burada En İyi Senaryo ödülüne layık görülen film, ülkemizde ise ilk olarak Filmekimi 2018’de seyirci ile buluşmuştu. Seyirciyi otuz üç sene öncesine götüren film, 1985 yılında yaşadıkları Mexico City’de bir müze soygununa kalkışan Juan ile Benjamin’in hikâyesini konu ediniyor. Juan (Gael García Bernal) ve Benjamín (Leonardo Ortizgris), 30’lu yaşlarına çoktan ayak basmış olmasına rağmen ne müzmin öğrencisi oldukları veterinerlik okulunu bitirebilmiş, ne de aile evlerinden ayrılıp kendi ayaklarının üzerinde durabilmiştir. Hayatla ilgili hiçbir endişe taşımadan, günlerini Mexico City’nin Salelite bölgesinin banliyösünde tatlı bir rehavet içinde geçiren kahramanlarımız bir Noel gecesi hayatlarını değiştirme vaktinin geldiğini fark eder: Büyük değişim Meksika tarihinin en büyük müze soygunu gerçekleştirmeleriyle başlayacaktır. Filmdeki müze, Meksika’nın en saygın, en bilinir, neredeyse kutsal mekânlarından biriydi ve olay, tarihin en büyük müze soygunlarından biriydi. Filmin senaryosunun yazım sürecinde soyguna bir şekilde bulaşanlarla da görüşmeler gerçekleştirildi ve filmin çekimleri üç ay boyunca Mexico City, Acapulco ve Palenque’de yapıldı ve Antropoloji Müzesi’nde çekim yapılmasına ilk kez izin verildi. Suç odaklı filmi Filmekimi’nde kaçıran sinemaseverlere duyurulur.

Cadılar Bayramı (Halooween)

Haftanın vizyon menüsünden sizlere önereceğimiz ikinci film Cadılar Bayramı (Halooween) adlı yapım. 1978 yapımı klasik filmde gerçekleşen olayların kırk yıl sonrasını anlatan film, Amerika gösterimindeki ilk üç gününde elde ettiği $77,5 milyonla Venom’un arkasında tüm zamanların ekim ayı en iyi ikinci açılışını gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza attı. Korku ve gerilim türündeki film, dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 43. Toronto Film Festivali’nde yapmıştır. İlk filmde geçen olayların kırk yıl sonrasını anlatan film, Jamie Lee Curtis’in canlandırdığı Laurie ile Michael Myers arasındaki son yüzleşmeyi odağına alıyor. 1978 yılı Cadılar Bayramı’nda dört masum genci öldüren Michael Myers ile ilgili araştırma yapan bir grup araştırmacı Myers’ı hapishanede ziyaret ederler. Bu sırada herkes yaklaşmakta olan Cadılar Bayramı hazırlıkları içerisindedir. Cadılar Bayramı’nın gelmesini bekleyen biri daha vardır; Laurie Strode. Laurie, kırk yıl önce bir Cadılar Bayramı gecesi kendisini öldürmeye çalışan maskeli katil Michael Myers ile yüzleşmek istemektedir. Laurie, Myers’la yüzleşebilmek ve intikamını alabilmek için onun hapishaneden kaçmasını bekler ve olaylar gelişir. Korku türünden hoşlanan sinemaseverler için haftanın en beklenen filmi kaçırılmamalı.

Müslüm

 

Bu haftanın vizyon menüsünde kendine yer bulan tek yerli yapım, fragmanı ile sinemasever ve müzikseverleri heyecanlandıran Müslüm adlı biyografi türündeki film. Film, arabesk müziğinin efsane ismi olan ve 3 Mart 2013 tarihinde kaybettiğimiz Müslüm Gürses’in hayat hikayesini anlatmaktadır. Senaryosunu Hakan Günday’ın kaleme aldığı filmde Müslüm Gürses’i Timuçin Esen, eşi Muhterem Nur’u ise Zerrin Tekindor canlandırmakta. Müslüm Gürses ve Muhterem Nur’un hayatını anlatan film; çocuk yaşta, tesadüfen girdiği Adana Halkevi’nde bağlama ustası Limoncu Ali’yle tanışan Müslüm Gürses, kendisinden hem müzik bilgisi hem de ilerleyen yaşlarında sık sık hatırlayacağı çok önemli hayat dersleri alır. Limoncu Ali, bir öğretmen olmasının ötesinde çocuk Müslüm’e şefkat gösterir, bir nevi babalık yapar. Sinemamız adına son dönemde yapılmış en başarılı biyografik filmlerden biri olmaya aday film, tüm Müslüm Gürses hayranlarına ve sinemaseverlere duyurulur.

Çirkin Kral Efsanesi

Bu haftanın menüsünden sizlere önereceğimiz dördüncü film ise ülkemiz adına bir başka gurur kaynağımız olan ve 1982 yılında Yol filmi ile Cannes Film Festivali’nde büyük ödül olan Altın Palmiye’yi ülkemize ilk defa kazandıran Yılmaz Güney, nam-ı diğer Çirkin Kral’ın hayatını anlatan biyografik film olan Çirkin Kral Efsanesi (The Legend of the Ugly King). Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 42. Toronto Film Festivali’nde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak bu sene gerçekleştirilen 37. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Türkiye ve dünya sinemasının efsanelerinden Yılmaz Güney’e saygı duruşu niteliğindeki film, ailesi, çalışma arkadaşları ve dostlarıyla yapılan röportajlarla sanatçının dünya görüşü, sanat anlayışı ve zorluklarla dolu hayatına eğiliyor.

Napoli’nin Sırrı (Napoli velata)

Bu hafta vizyon menüsünde öne çıkan beşinci ve son yapım ise Ferzan Özpetek’in yönetmenlik koltuğunda oturduğu Napoli’nin Sırrı (Napoli velata) adlı film. Yönetmenin İtalya’da çektiği ve orada oldukça iyi bir gişe hasılatı elde eden film, bir cinayet çevresinde gelişen gerilimli bir aşk hikâyesini anlatıyor. Napoli’de bir partide Adriana, özgüvenli ve çekici bir adam olan Andrea ile karşılaşır. Geceyi birlikte geçirirler. Adriana, hayatını değiştirecek büyük bir aşkın başladığını düşünür. Ertesi gün Andrea buluşmaya gelmez. Adriana ise bir otopsi yapmak için işe gittiğinde karşısında şüpheli bir cinayete kurban gitmiş bir beden bulur. Kendini gizemli bir soruşturmanın merkezinde bulan Adriana, giderek derinleşen bu sır ile karşı karşıya gelir ve olaylar gelişir. Gizem ve aşk hikayesinin iç içe geçtiği film haftanın dikkate alınması gereken bir diğer filmi.