26.04.2019

Vizyon Menüsü – 26 Nisan

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizlerin beğeneceğini umduğumuz üç adet yabancı, bir adet ise yerli yapım önermek istiyoruz.

Avengers: Endgame

Bu haftaki vizyon menümüzden sizlere önereceğimiz ilk film sinemaseverlerin uzun bir süredir merakla bekleyerek ön satışlarla beraber biletlerine hücum ettiği, Marvel Sinematik Evreni’nin son filmi olan Avengers: Endgame. Avengers: Infinity War’un sonu itibariyle bir yıl boyunca dört gözle beklenen ve yaklaşık on yıldır MCU içerisinde yer alan bazı süper kahramanların hikâyelerinin sona ereceği film, tüm evrendeki yaşamın yarısının Thanos tarafından yok edilmesi sonrası, geride kalan orijinal Avengers üyelerinin Thanos’a karşı sürdürdüğü savaşı konu ediniyor. ABD’de sadece altı saatte ön satış hasılat rekoru kıran film, vizyon macersını tamamladığında tüm zamanların en çok gişe yapan filmlerinden biri olacak. Oyuncu kadrosu ile tam bir yıldızlar geçidi olan filmde, evrenin sevilen kahramanları Captain Marvel’ı da yanlarına alarak her şeyleri pahasına Thanos’a karşı mücadeleyi sürdürecekler.

Seninle Başım Dertte

Bu haftanın vizyon menüsünde öne çıkan ikinci film, bir Fransız romantik komedisi olan Seninle Başım Dertte (En liberté! – The Trouble With You). Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 71. Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan ve burada SACD Ödülü‘nün sahibi olan film, ülkemizde ise ilk olarak, geçtiğimiz sene gerçekleştirilen Filmekimi 2018’de seyirci ile buluşmuştu. Yönetmeni Pierre Salvadori’nin 1980’lerin Something Wild ve Married to the Mob (Babanın Metresi) gibi renkli ve hareketli komedilerinden esinlendiği film, aksiyonu, kahkahası bol bir romantik komedi. Film, eşinin ölümünden sonra onun farklı bir kimliğiyle tanışan Yvonne’un hikâyesini konu ediniyor. Fransa’nın güneyinde bir sahil kasabasında geçen filmin başrolünde İlk Dövüşte Aşk ve Meçhul Kız’dan tanıdığımız Adèle Haenel yer alıyor. Yvonne, herkesin gözünde kahraman olan komiser eşinin ölümünden sonra onun aslında yoz bir polis olduğunu öğrenir. Dahası, Antoine adlı masum birinin 8 yıl hapis cezası almasına neden olmuştur. Yvonne, hapisten salıverilen Antoine’a kendini eskort olarak tanıtır ve bir şekilde hayatı mahvolmuş, biraz da ruhsal dengesini kaybetmiş bu adama yardımcı olmayı kendine görev edinir. Bu dakikadan sonra kahkahası bol dakikalarla örülü komedi unsuru devreye girer ve olaylar gelişir. Kaliteli bir romantik komedi ile kahkaya boğulmak isteyen sinemaseverlere duyurulur.

Nebula

Bu hafta sizlere önereceğimiz üçüncü film Tarık Aktaş’ın ilk uzun metraj filmi olan Nebula. Film dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 71. Locarno Film Festivali’nde yapmış ve burada Gelecek Vadeden En İyi Yönetmen (Tarık Aktaş) ödülünün sahibi olmuştu. Film ayrıca yakın bir zamanda sona eren 38. İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman En İyi İlk Film ödülünün sahibi olmuştu. Yönetmen Tarık Aktaş’ın ilk uzun metrajı olan film, ruhun doğadaki yerini keşfeden Hay’ın çıktığı yolculuğu konu ediniyor. Hay, yedi yaşındayken açık arazide ölü bir at bulur. Büyüleyici keşfi başında yaptığı gözlemler, yetişkinlerin gözünde bir at leşine dönüşen bu sorundan kurtulmak için verilen çaba onu yetişkinliğinde bile etkileyecek bir anıya, uyanışa dönüşür. Yirmilerine geldiğinde kurban bayramında, koyunun boğazını keserken yanlışlıkla kendi bacağını keser. Bu olay, bir şekilde geçmişinde yaşadığı çocukluk anısının yeniden ortaya çıkmasını sağlar. Koyun ve kendisi arasındaki bağın farkına varmasıyla birlikte, Hay, kendisi ve köyün etrafında gerçekleşen olaylar arasında bir ilişki olduğunu gözlemlemeye başlar. Böylece, adım adım, madde ile canlının uyumuna, ruhun doğadaki yerine tanık olduğu kaçınılmaz bir yolculuğa çıkar.

Ben is Back

Bu hafta öne çıkan dördüncü ve son film ise Eve Dönüş (Ben Is Back). Film dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 43. Toronto Film Festivali’nde yapmıştır. Julia Roberts ve Lucas Hedges’ın başrolleri paylaştığı film, madde bağımlısı bir gencin Noel arifesinde ansızın ailesinin evine dönüşünün akabinde gelişenleri konu ediniyor. Ben son derece sıkıntılı hayata sahip bir gençtir ve bir gün ansızın ailesinin yanına döner. Ailesi Ben’i son derece içtenlikle karşılar ancak yavaş yavaş bazı olaylar su yüzeyine çıkmaya başlar. Oğlunun tehlikede olduğunu öğrenen Holly ise durumu kurtarmak için oğluna destek olmaya başlar. Ancak hem Ben’i hem de ailesini birçok tehlike beklemektedir. Bu esnada Holly, ailenin çöküşünü engellemek için çok büyük çaba sarf etmek zorundadır.