03.05.2019

Vizyon Menüsü – 3 Mayıs

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizlerin beğeneceğini umduğumuz iki adet yabancı, iki adet ise yerli yapım önermek istiyoruz.

High Life

Bu haftanın vizyon menüsünden sizlere önereceğimiz ilk film High Life. Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 43. Toronto Film Festivali’nde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak geçtiğimiz ay gerçekleştirilen 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Festivalde biletleri çıktığı anlarda büyük bir hızla tükenen ve festivalin en beklenen filmlerinden olan yapım bu hafta da Başka Sinema sayesinde bizlerle buluşuyor. Claire Denis yönetmenliğinde film, uzayın derinliklerinde tecrit altında olan bir baba-kızın yaşam mücadelesini konu ediniyor.

7 numaralı uzay gemisinde bir bebekle birlikte yalnız yaşıyor Monte. Gemi, bir kara deliğe doğru yol alıyor; uzay-zamanın büküldüğü bir noktaya. Şimdiki zaman gibi görünen bir gelecekte geçen filmde bir grup suçlu, uzayda geçecek olan bir üreme deneyinde denek olma görevini kabul eder fakat bulundukları geminin kozmik ışın fırtınasına maruz kalmasının akabinde kendilerini içinde buldukları bu öngörülemez durum bir baba-kızın yaşam mücadelesini meydana getirir. Çektiği bu ilk bilimkurguda Denis, tüm oyuncularına çekimlerin yapıldığı Köln’deki Avrupa Uzay Ajansı’nda astronot eğitimi aldırdı. Tabii ki yine Denis’nin tüm filmlerinde olduğu gibi Tindersticks’ın has elemanı Stuart A. Staples, müzikleri ve ses tasarımını üstleniyor. Claire Denis’nin sözleriyle High Life, ”Yalnızca arzulardan ve vücut sıvılarından bahsediyor. (…) Umutsuzluk ve insanın hassasiyeti hakkında bir film bu; her şeye karşın sevgi hakkında…” Filmi festivalde kaçıran sinemaseverlere duyurulur.

Çifte Hayatlar

Bu hafta sizlere önereceğimiz ikinci film, oyuncu kadrosunda tıpkı High Life’ta olduğu gibi Juliette Binoche’un yer aldığı Çifte Hayatlar (Doubles vies – Non-Fiction). Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 75. Venedik Film Festivali’nde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 25. Uluslararası Adana Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu.

Olivier Assayas’ın yönetmen koltuğunda oturduğu film, Paris yayın dünyasının orta yerinde kendilerine bir yaşam inşa etmiş bir editör ve yazarın; orta yaş krizi, eşleriyle olan ilişkileri ve değişen endüstriyle mücadelesini konu ediniyor ve dijital ekonomiyle dünyanın hızla değişiminin hayatlarımız üzerindeki etkisini edebiyat üzerinden mizahi ve ironik bir bakışla ele alıyor. Fransa’nın en parlak yıldızları Juliette Binoche ile Guillaume Canet’yi oyuncu kadrosunda barındıran filmin kahramanları, yayımevi yöneticisi Alain ile ünlü yazar Léonard. Léonard son kitabını yeni bitirmiştir. Her alanda olduğu gibi dijitalleşme, yayıncılık dünyasını da etkilemiştir. Alain ve Leonard bir yandan bu değişimin edebiyat üzerindeki etkilerine, bir yandan da orta yaşın getirdiklerine ayak uydurmaya çalışırken eşleri de farklı bir şekilde bu denkleme dahil olurlar ve olaylar gelişir. Personal Shopper (Hayalet Hikâyesi) ile cep telefonları ve sürekli bağlantı halinde olma durumunu gözlemleyen auteur yönetmen Olivier Assayas teknolojinin hayatımızdaki yerini bu kez komediyle sorguluyor.

Kaos

Bu haftanın vizyon menüsünde yer alan üçüncü film Kaos. Film ülkemizde ilk olarak, geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 25. Uluslararası Adana Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Filmde, birbirini tanımayan üç günahkarın yollarının hiç beklenmedik bir zamanda kesişmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılmaktadır.

Dedesinin canice ölümüne sebep olan ağadan intikamını alan Süleyman’ın; eşkıya korkusuyla dergâhındaki kör müritleriyle birlikte kaçmaya çalışan ancak yolda onlara ihanet eden Şeyh Abdullah’ın; seferberlikten döndükten sonra karısını şehvetle sınayan Saffet’in kaderleri kesişir. Birbirini tanımayan bu üç kişi, işledikleri günahlardan kaçarken çıkan fırtına nedeniyle aynı mağaraya saklanırlar. Heyelanla çıkışları kapanan mağarada ölmeyi beklerken, bu üç günahkârın vicdani hesaplaşmaları başlar ve olaylar gelişir. Oyuncu kadrosunda Bülent Emin Yarar, Yetkin Dikinciler ve Canan Ergüder gibi güçlü isimleri barındıran film, haftanın güçlü yapımlarından biri olarak dikkat çekiyor.

Eksi Bir

Bu hafta sizlere önereceğimiz dördüncü ve son film ise Eksi Bir. Film ülkemizde ilk olarak, iki sene gerçekleştirilen 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Film, bir ”evsiz” ile ondan kurtulmak isteyen üç zabıtanın geceden sabaha varan hikâyesini anlatmaktadır. Belediyeye bağlı zabıta bölümünde görevli Zehra, Halil ve Emin, gece nöbetindeyken belediye başkanından bir telefon gelir; az sonra etkinliğin başlayacağı Kültür Merkezi’nde bir evsiz vardır ve yerinden kalkmamaya kararlıdır. Zabıtaların görevi, kötü durumdaki Şemsi’yi alıp uygun yere götürmektir.

Zabıtalar, dışarıda hava çok soğuk olduğu için yerinden kalkmak istemeyen Şemsi’yi sokağa bırakmama sözü vererek ikna ederler. Bindikleri zabıta aracı Şemsi’den dolayı kötü kokar, zabıtalar kendi aralarında cam açma-kapama meselesi yüzünden sanki Şemsi yanlarında yokmuşçasına tartışırlar. Şemsi onlar için önemsiz, hatta “fazlalık” biridir; hiç insani gözle bakmazlar, onun baş belası olduğunu düşünürler. Zabıtalar ve Şemsi bütün gece boyunca bir kargaşanın içinde yuvarlanırlar. Şemsi’nin o akşamki kaderi herkes için sürpriz bir şekilde sonuçlanır.