04.10.2019

Vizyon Menüsü – 4 Ekim 2019

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizler için derlediğimiz üç adet yabancı, bir adet yerli yapım olmak üzere toplam dört film önermek istiyoruz.

Bu haftaki vizyon menümüzün parlayan yıldızı senenin en iyi işlerinden biri olarak gösterilen ve muhteşem performansıyla göz kamaştıran Joaquin Pheonix’in Oscar adaylığına kesin gözüyle bakılan Joker. Dünya prömiyerini kısa süre önce gerçekleştirilen 76. Venedik Film Festivali’nde yapan ve burada ortalığı kasıp kavurarak büyük ödül olan Altın Aslan‘ı kazanan film, ülkemizde ise ilk olarak henüz başlamış olan Filmekimi 2019’un açılış filmi olarak seyirci ile buluşmuştu. Film, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck’in, zihninin psikolojik olarak yavaş yavaş tekinsiz sulara yelken açmasıyla bildiğimiz anlamıyla Joker karakterine dönüşümünü konu ediniyor. Kalabalık içinde bile her an yalnız Arthur Fleck bağ kurma arayışındadır. Yine de, Gotham şehrinin isli sokaklarında yürürken; bölünme ve hoşnutsuzluğun düşmanca bir yer hâline getirdiği şehrin, üzeri grafitilerle dolu toplu taşıtlarına binerken, Arthur yüzünde iki maskeyle dolaşır. Bunlardan birincisi gündüz işi için yüzüne çizdiği palyaço suratıdır. Diğeri ise asla silip çıkaramayacağı bir maskedir: Bu, çevresindeki dünyanın bir parçası gibi hissetmek için ortaya koyduğu boş çabayı yansıtan bir maskedir; hayatı tekrar tekrar yerle bir edilmiş, yanlış anlaşılmış bir adamı gizleme çabasıdır. Babasız büyüyen Arthur’ın annesi kırılgan bir kadındır ve belki de Arthur’ın en iyi arkadaşıdır. Annesi onu “Mutlu/Happy” takma adıyla çağırır; bu lakap Arthur’ın yüzüne içindeki yürek acısını gizleyen bir gülümseme yayar. Fakat, sokakta ergenlerin zorbalığına, metroda takım elbiselilerin sataşmalarına ya da işteki diğer palyaçoların şakalarına maruz kaldığında, topluma aykırı bu adam çevresindeki herkesle gitgide daha da uyumsuz hâle gelir.

Joaquin Phoenix’in devleştiği, yönetmen Todd Phillips’in olağanüstü bir başarıya imza attığı film, Batman’in ezeli düşmanının oluşumuna göz atarken “kötü adam” tanımına yepyeni bir bakış açısı ve bambaşka bir açılım getiriyor. Duyarsızlık, zalimlik ve nihayetinde ihanet üçgeninde bir varoluş döngüsüne sıkışıp kalan bu adam, üst üste kötü kararlar vererek, zincirleme tırmanan bir olaylar zincirini başlatıyor. Film, DC Comics evreninin şimdiden en başarılı filmlerinden biri olmaya aday.

Bu hafta sizler için önereceğimiz ikinci film Piranalar (La paranza dei bambini – Piranhas). Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 69. Berlin Film Festivali’nde yapan ve burada En İyi Senaryo ödülünü kazanan film, ülkemizde ise ilk olarak Nisan ayında gerçekleştirilen 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Gomorra’nın ünlü yazarı Roberto Saviano’nun romanından uyarlanan film, Napoli’de mafyaya dahil olmaya çabalayan genç ama bir o kadar da zalim bir grup arkadaşın hikâyelerini anlatıyor. Filme adını veren “piranhalar”, mafya jargonunda “silahlı çete” anlamına geliyor. Bu filmin piranhaları ise Napoli’de ellerinde makineli tüfeklerle sokakları arşınlayan, mafyaya katılarak kazandıkları parayla marka kıyafetler satın alan 15 yaşındaki Nicola ve arkadaşları. Amatör genç oyuncuların rol aldığı film, bir yandan geleceğin mafyasının günümüzde nasıl yetiştiğini ve nasıl bir medya bombardımanına maruz kaldıklarını gözlemlerken bir yandan da ergen duygu durumunun suç dünyasından nasıl etkilendiğini inceliyor.

Bu haftanın vizyon menüsünde yer alan tek yerli yapım ise Hareket Sekiz. Bünyamin, Reşat ve Kazım adlı polislerin yaşadığı komik olayları anlattığı filmin başrollerinde Ali Sunal, Onur Atilla, Devrim Yakut, Gürgen Öz, Bihter Dinçel, Sarp Bozkurt var. Bünyamin, Reşat ve Kazım, Türkiye’de tesadüfi başarılar elde etmiş üç polis memurudur. Rus mafya lideri Zolka yıllardır adını sürekli duyduğumuz bor madenini özel bir silahta kullanmak üzere Türkiye’den yurt dışına kaçırmak istemektedir. Hedefteki ülke ise Liechtenstein…

Bonus:

Bu haftanın vizyon menüsüne ek sizlere önereceğimiz bir diğer yapım 9 Ekim tarihinde sınırlı sayıda sinemada müzikseverlerle buluşacak Metallica & San Francisco Symphony: S&M². Tüm müzik tarihi düşünüldüğünde ve metal müzik denince akla ilk gelen gruplardan biri olan ve kurulduğu 1981 yılından bu yana halen aktif olarak müzik yapan Metallica’nın San Francisco Symphony ile birlikte kaydettiği canlı konser kaydı Metallica hayranları başta olmak üzere tüm müzikseverlere iki buçuk saatlik unutulmaz bir deneyim yaşatacak. 6 ve 8 Eylül’deki canlı kaydedilen konser, şehrin kıyısına tarihi bir değer katacak olan son model Chase Center’ın açılışını da onurlandırmış oldu. 1999 yılında çıkan S&M albümünden “klasikler”e ek olarak yeni şarkıların senfonik versiyonlarının da çalınacağı bu sinema filmiyle, dünya çapında milyonlarca Metallica hayranı için zaman duracak ve büyük perdede konser deneyimi yaşama fırsatı yakalayacaklar.