03.05.2018

Vizyon Menüsü – 4 Mayıs

Kaç Kaçabilirsen

Bolca komedi filmini barındıran bir haftada sulu komediler yine akıl bulandırmaya devam ediyor. Neredeyse hepsinin benzer mizah öğeleriyle güldürmeye çalıştığı haftada bu üç filmi de görmezden gelmek en iyisi gibi gözüküyor. Yine de aklınızda bulunsun diye bu komedileri sıralıyorum: Fındık Veresiye, Şaşkınlar Çetesi, Kaç Kaçabilirsen

Bu hafta sadece yerli komedilerle sınırlı kalmıyoruz. Kürt yeni dalgası olarak adlandırabileceğimiz yeni bir akımın filmlerinden biri olan Cano filmi, !f İstanbul’da gösterildikten bir süre sonra vizyonda yer buluyor. Başka Sinema kapsamında izleyiciyle buluşacak olan yapım, bir adamın sorunlarıyla izleyiciyi baş başa bırakıyor. Amatör bir ruhla kotarılan film, sinemada yenilik isteyenler için denenebilecek bir örnek olarak dikkat çekiyor. Ancak sıkılmayacağınızı garanti edemeyiz. Bir diğer amatör dram ise Paçi: Av sanatı diyebiliriz. Bu film diğeri kadar şanslı değil. Çünkü iki salonda kimse izlemeden muhtemelen vizyondan kaybolup gidecek. Merak edenler dışında ne söylesek yalan olur.

Tabii bir de türler arasında geçişler yapmak isterken hiçbir türe yaranamayan bir yerli yapım olan Son Oyun filmini gözden kaçırmamak lazım. Ne de olsa aksiyonu dram ve komedi ile harmanlayan çokTürk filmine rastlamıyoruz. Ancak filmin bunu başarıyla yaptığını söyleyemeyiz.

Game Night

Haftanın aksiyon ve suç filmlerine meraklı izleyicisi için ise üç film var elimizde. İlki ortalığın karıştığı ve istemeden suça bulaşan bir grup arkadaşın hikâyesini anlatan Game Night… Rachel McAdams ve Jason Bateman’ın başrollerini paylaştığı film, ağabeyinin evinde eğlenceli bir oyun oynamak isterken suç dünyasının içinde kendini bulan evli bir çiftin eğlenceli kovalamacısını merkezine oturtturuyor. Bir nevi suç türü ve komediyi birlikte harmanlıyor.

Bir diğer suç filmi ise Suç Takımı adı altında vizyona giren ve dizilerden tanıdığımız simaların yanı sıra Gerard Butler’ı ana kadrosunda barındıran bir aksiyon suç filmimiz var. 140 dakikayı umursamazsanız polis ve hırsızlar tarafından bakan farklı bakış açılarıyla sıkıcı olmayan bir iş karşınıza çıkacaktır.

Haftanın son aksiyon filmi ise Taksi 5… 90’ların sonlarında bir hite dönüşen Luc Besson destekli aksiyon serisi, günümüzde yepyeni bir kadroyla yeniden canlandırılmaya çalışılmış. Ancak tuvalet mizahına kaçan komedisi ve tatmin edici olmayı başaramayan aksiyon sahneleriyle haftanın açık ara en kötü filmi diyebiliriz.

Doğruluk mu Cesaret mi?

Korku severleri ise mutlu edecek tek film vizyona giriyor. Doğruluk mu Cesaret mi? adıyla vizyona girecek olan Truth or Dare, ünlü şişe çevirmece oyunundan korku filmi yaratan bir iş oluyor. Ancak film ne yurtdışında beğenildi, ne de vizyonda izlediğinizde sizi tatmin edecek niteliklere sahip! ABD oltayı atıyor, takılanlar yanına kar kalıyor.

Çocuklar için haftanın menüsünde yer alacak olan Renkli Balık Yeni Dünyalar Kâşifi tüm konusunu adının içinde açık eden Burhan Gün yönetmenliğinde kotarılan bir animasyon filmi diyebiliriz. Pek de başarılı bir iş olduğu söylenemez. Yoklukta izlenir ancak.

HAFTANIN ÖNE ÇIKAN FİLMİ

4N1K 2

Günümüz Gençliği Kendini Avutuyor

Haftanın öne çıkan filmi belli ki genel seyirciden çok gençlere hitap eden 4N1K 2 oluyor. Popüler kitap uyarlaması olan filmin ilki genç kitlelerce ilgiyle karşılanmıştı. İkinci filmde ise yine kadın – erkek ilişkileri masaya oturtulurken ilk filmin izinden giden bir devam filmi ortaya çıkartılmış. Hızlı kurgusunun sarhoş edici etkisini bir kenara bırakırsak 9-17 yaş kitle dışında kimseyi tatmin edecek bir film olarak görünmüyor.

ŞEF’İN TAVSİYESİ

A Man of Integrity / İnatçı Bir Adam

Yozlaşan Toplumun Tohumları

Zaman zaman farklı filmleriyle İran sinemasında ses getiren Rasoulof, A Man of Integrity’de bir adamın devlet ve politikayla hayatının nasıl cehenneme çevrildiğini anlatıyor. Son derece cesur söylevleri barındıran film, adeta İran’ın Leviathan filmine cevabı gibi yorumlanabilir. Sağlam bir sistem eleştirisinin çarpıcı bir şekilde sunulduğu film, dört dörtlük bir sinemanın kapılarını ardına kadar izleyicilere açıyor. Bir adamın çaresizce mücadelesi ve pis oyunların içinde debelenmesi harika oyunculuklar, tatmin edici bir sinematografi ve tokat gibi çarpan bir senaryoyla veriliyor. Mohammad Rasoulof’ın İran’da hapisten çıktıktan sonra bu filmi yapmasını ayakta alkışlamak gerekiyor. Ne de olsa yönetmen doğrularından vazgeçmektense sinemasıyla etkilemeye devam ediyor. Açık ara haftanın en iyisi diyebiliriz.