12.07.2019

Vizyon Menüsü – 12 Temmuz

Bu hafta vizyona giren filmlerden sizler için derlediğimiz dört adet yabancı yapım önermek istiyoruz.

Colette

Bu haftanın vizyon menüsünde en dikkat çeken ve öneri sıramızda ilk sırada yer alan film Colette. Film dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 14. Sundance Film Festivali’nde yapmıştı. Film, Nobel Ödülü’ne aday gösterilen ünlü Fransız yazar Sidonie-Gabrielle Colette’in 20. yüzyılın başlarında geçen gerçek hayat hikayesini konu alıyor. Taşralı bir genç kız olan Gabrielle, karizmatik Parisli yazar Henry Gauthier-Villars ile evlenince, sanatın kalbinin attığı Paris’e taşınır. Willy mahlasıyla tanınan kocası başarısız bir yazardır ve Gabrielle’in yeteneklerini çok geçmeden farkına varır. Willy, kariyerinin ve mali durumlarının kurtarıcısı olarak karısını görüp, kendi isminde yayınlanacak bir romanın gizli yazarı olarak Gabrielle’i kullanmaya başlar. Kocasının ısrarı üzerine Colette, ilk eseri Claudine’i yazar ve kitap tüm ülke çapında büyük başarı elde eder. Her şeyi farkında varmaya başlayan Colette, erkek egemen bir dünyada, kocasının ona dayattığı edebi ve mecazi sınırlardan kurtularak yazdıklarını sahiplenmeye karar verir. Gelecek neslin kadınlarına ışık tutan güçlü dilini kullanarak, topluma meydan okumanın zamanı gelmiştir. Biyografi türünün sevenlerine duyurulur.

Amerikan Soygunu

Bu hafta sizlere önereceğimiz ikinci film suç ve dram türlerini potasında eriten Amerikan Soygunu (American Animals). Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 14. Sundance Film Festivali’nde yapan film, sanat tarihindeki en büyük hırsızlıklardan birini konu edinen gerçek bir hikâyeden uyarlanıyor. Sıradan yaşamlar süren dört üniversiteli genç, önemsiz gördükleri hayatlarına heyecan katmak ve ”Amerikan Rüyası”na ulaşmak için şaşırtıcı bir soygun planı yaparlar. Kütüphanede özel bir şekilde korunan 12 milyon dolar değerindeki koleksiyon kitaplarının peşine düşen dörtlü, yavaş yavaş kendi yarattıkları fantezide kaybolacak ve olaylar gelişecektir.

Ölü Adam

Bu hafta sizler için önerdiğimiz üçüncü film Ölü Adam (Dead Man). 1995 yapımı olmasına rağmen ülkemizde sinema seyircisiyle ilk defa buluşacak olan film restore edilmiş versiyonu ile beyazperdedeki yerini alacak. Film dünya prömiyerini 1995 yılında gerçekleştirilen 48. Cannes Film Festivali’nde yapmıştı. Mystery Train (1989), Night on Earth (1991), Coffee and Cigarettes (2003) ve Paterson (2016) gibi başarılı filmlerin yönetmeni Jim Jarmusch’un klasik filmlerinden  olan Ölü Adam, vahşi batıya doğru bir yolculuğa çıkan William Blake’in, Hiç Kimse adındaki  Kızılderili ile tanıştıktan sonra yaşadıklarını anlatıyor. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan William Blake, vahşi batıya uzanan bir yolculuğa çıkar. Gittiği kasabada beklediği hayatı bulamayan William, Hiç Kimse adında bir Kızılderili ile tanışır. Hiç Kimse, onun aynı isimdeki ünlü şair William Blake olduğuna inanır. Çıktıkları yolculuğun sonunda William, yepyeni bir adam olur. Hem duygusal, hem de fiziksel anlamda. Yaşadığı hayatın şartları, onu doğasına aykırı bir şekilde acımasız hale getirmiştir. Daha kariyerinin başında Johnny Depp, filmdeki müthiş performansıyla bir yıldızın doğduğunun sinyalini vermişti. Yönetmen Jim  Jarmusch’un güçlü sinema diliyle mistik bir dünyayı bir araya getiren film, kısa süre içerisinde kült filmler arasında yerini buldu. Neil Young’ın olağanüstü müzikleriyle hafızalara kazınan film, kendisini beyazperdede izleme fırsatı kollayan sinemaseverlere duyurulur.

Ölümcül Sular

Bu haftaki vizyon menümüzün dördüncü ve son filmi ise korku türünün sevenlerine hitap edecek olan Ölümcül Sular (Crawl). Kaya Scodelario’nun başrolünde yer aldığı film, Florida’yı vuran kasırga sonucu yaşanan selde babasını kurtarmaya çalışırken alligatörlere karşı hayatta kalma savaşı veren Haley’nin hikâyesini anlatıyor. Haley, Florida’da yaşadığı yere büyük bir kasırga vurduğunda, tahliye emirlerine aldırmadan kaybolan babasını arar. Babasını, evlerinin döşeme altındaki boşluğunda ağır yaralı bir halde bulur. İkisi birden kısa süre içinde azgın sel sularında mahsur kalır. Güçlenen fırtınadan kaçmak için zaman giderek azalırken yükselen su seviyesi, Haley ve babası için korkacakları en son şey olur.