29.07.2018

Yaşar Kemal Efsanesi: Edebiyat ve Politika ile Dolu Bir Yaşam

Ana Konu Politik Bir Mesaj Vermek mi, Ünlü Yazarın Hayatını Anlatmak mı ?

Bu hafta Başka Sinema programında edebiyatımızın dünyaca ünlü ismi yazar Yaşar Kemal’in hayatı ile ilgili bir belgesel de yer alıyor. Yönetmenliğini ve kurgusunu Aydın Orak’ın yaptığı belgesel, doğumundan ölümüne kadar ünlü yazarın hayatını ele alıyor almasına ama politik mesajlar verme kaygısı ünlü yazarın hayatını anlatmanın önüne geçiyor. Yönetmen nasıl bir belgesel yapmak istediğine karar verip onun üzerine bir belgesel yapsaymış ve Yaşar Kemal’in de bu mesaja katkı verecek söyleşilerini ya da hayatından önemli anları filmine alsaymış daha başarılı bir belgesel çıkabilirmiş ortaya.

Kalın Bir Kitabı Sayfalarını Atlayarak Okumak Gibi

Belgeselde kronolojik bir anlatım kaygısı gözetilmemiş. Yönetmenin kurguyu yaparken ne anlatmak istediğini anlamak güç. Neyi neyle bağlamak istediği açık ve net değil. Bu da izleyicide kafa karışıklığına sebep oluyor. Kalın bir kitabın sayfalarını atlayarak okumak gibi bir hal olunca filmi izlemek zorlaşıyor.

Belgeselde bolca arşiv görüntüleri kullanılmış. Çoğu net olmayan görüntüler. Bazı konuşmaları anlamak da oldukça zor. Bazı çekimlerde ise kadraj sorunları ve netlik problemi gözden kaçmıyor. İki saatlik uzun bir belgeselde konu ne kadar çarpıcı da olsa tüm bunlar nedeniyle ilgi dağılıyor.

Tarz Karmaşası

Belgeselin anlatım tarzı konusunda da bir kafa karışıklığı hissediliyor. Sadece Yaşar Kemal’in kendi konuşmaları mı olacak, bir üst anlatıcı mı olacak, onun hakkında yakınlarının konuşmaları mı, arşiv görüntüleri mi, anlatılanı güçlendiren çoğu gereksiz görüntüler mi olacak? Bunların hepsinden az az var filmde. Ama bağlantılarda bir denge sorunu var. Ya çok az ya da çok fazla. Örneğin yazarın ilk eşi Tilda Kemal ile olan görüntüleri ve yazarın onun hakkındaki düşünceleri belgeselde yer alırken son yıllarını beraber geçirdiği Ayşe Semiha Baban sadece cenaze görüntüleri ile görünüyor.

Filmde Yaşar Kemal hakkında başkalarının söyledikleri tercih edilmemiş sadece arşiv görüntüleri bir üst sesle anlatılmış ve de ünlü yazarın kendi sesinden kendi söyledikleri kullanılmış olsa belki bu durum kabul edilebilir. Ama öyle değil. Biraz da ünlü yazarın politik duruşu dışında nasıl bir insan olduğunu da öğrenmek isterdik. Kullanılan gazete haberleri o kadar kısa geçiyor ki okumak mümkün değil.

Tekrara Düşen Anlatım

Kuşkusuz ki ülkemizin 70’li yıllardaki önemli kültür ve politika insanlarını bir belgeselde bir arada görmek duygusal olarak da etkileyici. Örneğin Aziz Nesin, Tarık Akan, Türkan Şoray ya bir mitingde ya bir mahkeme salonunda Yaşar Kemal’le birlikte perdedeler. Görüntülerin duygusal yanı oldukça güçlü. Yaşar Kemal’in konuşmaları başlı başına önemli. Onu dinlemek kitaplarını okumak gibi. Ama görüntülerde tercih edilen tarz tekrara gidiyor. Kimin konuştuğu yazsa da çekimin yapıldığı dönem hakkında bir bilgi verilmiyor. Bazı konuşmalarda ise buna ihtiyaç var. Anlatımı güçlendirmek için kullanıldığını düşündüren görüntüler ise bundan çok tekrara düşüyor. Tekrar olunca da ilgi dağılıyor ve film sıkıcı hale geliyor. Oysa Yaşar Kemal’in politik duruşu, eserleri, kısaca yaşamı o kadar güçlü duygularla dolu ki böyle keyfi bir filmi hak etmiyor.

Bu kadar önemli bir edebiyat insanının kitapları ile, şarkılara geçmiş sözcükleri ile, hayatına ve ona dokunan insanların varlığı ile çok daha ilgi çekici bir belgesel ortaya çıkabilecekken görüntülerin toplamından oluşmuş bir ortaya karışık menü çıkmış.