06.12.2016

Yeşilçam: Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni

askfilmlerininunutulmazyonetmeni-624x486

Yusuf Yetiş

Bir Devrin Son Yönetmeni: Haşmet Asilkan

“Ne tuhaf bak; şu kaplumbağa padişah gördü, cumhuriyet gördü, tek parti, çok parti, üç ihtilal.. Televizyon, eurovision ve daha neler görecek”

Yeşilçam sinemasının son ürünlerindeyiz. Hatta bir bakıma dönem kapanmış ama hala yaşayan, nefes alan organları var. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, hem yapıtın kendisi olarak Yeşilçam’ın son ürünleri arasında yerini alırken, anlattığı hikaye olarak da kapanan dönemin hala nefes almaya çalışan organlarının olduğunu ama bunların bastırılmaya çalışıldığı gerçeğine ışık tutuyor.  Yavuz Turgul ve Şener Şen‘in bir araya geldiği ikinci film olma özelliğini taşıyan; Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni 1990 yılında sinema izleyicisinin beğenisine sunuluyor. Başrollerde Şener Şen (Haşmet Asilkan), Pıtırcık Akerman (Jeyan), Aytaç Yörükaslan (Nihat) ve sinemaya ilk adımını atan Oktay Kaynarca (Tarcan) yer alıyor.

“Nihat! Nihat! Ölemezsin! Film bitmedi. Film bitmedi! Ölme Nihat! Film bitsin öyle öl Nihat!”

Bir devrin son adamlarından Haşmet Asilkan. Bir dönem kapanıyor başka bir dönem açılıyor. Bir geçiş evresi bu. Çoğu kişi ya o geçiş evresine ayak uydurup değişmiş ya da silinip gitmiştir piyasadan. Aşk filmleri çekmesiyle bilinen Haşmet Asilkan’da bu geçiş evresinden olumsuz olarak etkilenenlerin başında geliyor. Değişmeye çalışıyor ama tüm arkadaşları o döneme ait. Çoğu piyasadan silinip gitmiş. Yine de ayak uydurmak zorunda hissediyor kendini, değişmeye çalışıyor ve hayatı boyunca yapmadığı bir şeyi yapıp aşk filmi dışında bir film çekme kararı alıyor. Ülkede ki seksen darbesinin ve bu darbenin sol ve sağ kesimler üzerindeki etkisinin sağladığı ortamdan dolayı yazılabilecek, çekilebilecek bir çok hikaye oluşmuştur. Bunlardan birinden yararlanıp terör-devlet-sol üçgeni şeklinde geçen bir hikaye oluşturarak filmin senaryosunu hazırlıyor. Tek bir amacı vardır; Haşmet Asilkan isminin devamlılığını sağlamak. Çağa ayak uydurmak. Sanıyorum Haşmet Asilkan’ı; Yavuz Turgul’un bir önceki filminin kahramanı olan Muhsin Bey’den ayıran nokta da bu. İkisi de bir bakıma bir devrin son adamları. Muhsin Bey doğan arabesk akımı ile beraber bir devrin kapandığını hissetmiştir. Bir başkaldırı niteliğinde, yeni çıkardığı sanatçısıyla beraber bu devre karşı savaş açmıştır. Haşmet Bey ise savaş açmak bir yana uyum sağlamak için elinden geleni yapıyor. İkisi de devirlerinin son adamları ama bu nokta da ayrılıyorlar.

2388_a_2782“Şimdi bu film iyi mi oldu, kötü mü oldu bilmiyorum. Bence önemli de değil.. ama çekmek için gösterdiğin çaba acayipti. Sen olmasan kimse tamamlayamazdı bu filmi.”

Haşmet Asilkan devre ayak uydurmaya çalışacak da sorun çıkmayacak. Olur mu hiç öyle şey! Tabii ki olmaz. Gözleri gittikçe kararan bir kameramanı, farklı senaryoları para almadan oynuyor denilen Müjde Ar’ın başrolü reddetmesi takip ediyor. Rolü mecburen Jeyan ismindeki bir tiyatro oyuncusuna veren Haşmet Bey yine de film çekimleri boyunca Jeyan’a Müjde demekten kendini alamıyor. Filmin yapımcısı piyasayı dolandırıp kaçınca da parayı eski karısından isteyerek filme devam etmek zorunda kalıyor. Haşmet Bey filmin başrollerinden birisi çekimler sırasında ölünce onu senaryoda da öldürmke zorunda kalıyor. Aksiliklerle bunla bitiyor mu? Tabii ki hayır! Montajcı filmin parasını almadan filmi vermeyince, bu sefer de gösterim günü filmi kaçırmak zorunda kalıyor aşk filmlerimizin unutulmaz yönetmeni. Yine de kimse filme gelmiyor, gelenler yarısında bırakıp çıkıyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen filmi bitirmeye çalışması, Muhsin Bey’in albümü çıkarma sevdasına ne de çok benziyor. Yeni devrin şartlarında kendini en azından bir kesime –sola- kabul ettirmeye çalışan, aşk filmleri yönetmeni tabirini kırmak için uğraşan; Haşmet Asilkan onu da beceremiyor. Filmin sonunda ise film şeritlerini kendine dolayıp intihar etmek üzereyken, gelen bir telefonla, yeniden bir aşk filmi çekmek üzere piyasaya geri dönüyor. Filmin sonlarına doğru Jeyan ile aralarında geçen muhabbet ise tüm derdini özetliyor aslında. Solcu görünmek için Kerime Nadir kitaplarını saklayan, hapse düştüm diye yalan söyleyen Haşmet Bey’in tüm derdini…

“Jeyan: Niye aşk filmlerinin yönetmeni olarak kalmadın sanki?

Haşmet Bey: saçlarım beyazlaşıyordu, saçlarım.. Beyazlaştıktan sonra içimi bir korku saldı; ölüm korkusu. Düşünebiliyor musun? Yüzden fazla film çektim ben ama kimse ne aradı ne sordu. Tek bir satır yazan olmadı. Adam yerine koymadılar beni. Onlar için böyle bir adam yaşamadı, yaşamıyor. Bir kere bile ödül vermediler. Kiraz festivali ödülüne bile razıydım. Istedim ki; ben öldükten sonra bile “ha o mu? filanca filmin yönetmeniydi” desinler, ama yine gelmediler, gelenler güldü, dalga geçti.”