04.07.2016

Yeşilçam: Hababam Sınıfı

gercek_hababam_sinifi_sinemalara_geri_donuyor_h49606_64c07Kitaptan uyarlanan filmlerin, belki de sinemanın görsel yönü sebebiyle genellikle kitleler tarafından daha çabuk yayıldığını, daha popüler olduğunu biliriz. Ancak kitabının etkisini aşan filmlere nadir rastlanır. Rıfat Ilgaz’ın aynı isimli romanından uyarlanan Hababam Sınıfı’nı özel kılan etmenlerin başında, filmin mizahi yapısının romandakinden daha etkili olduğu gerçeği olduğu söylenebilir. Bu sebeptendir ki film, beyazperdede ilk gösterildiği andan günümüze kadarki tüm nesillerin gönlünde yer edinmeyi başarmıştır.

Hababam Sınıfı’na ‘üniversite çağına gelmiş bir grup haylaz, serseri ruhlu lise öğrencisinin maceraları’ şeklinde bakabilir miyiz? Aslında düşününce film gücünü, öğrencilerin yaşadığı olaylardan değil, hemen her biri uçlarda olan karakterlerinden alır. Hayatının odağına, geride hiçbir şey bırakmayacak ölçüde mesleğini koyan bir müdür yardımcısı; Mahmut Hoca, özellikle hababam sınıfı öğrencilerini kendi çocuğu gibi seven bir hademe; Hafize Ana, çocuklarıyla para göndermek dışında doğru dürüst ilgilenmeyen veliler, romandakinin aksine tembel ve saftrik olan İnek Şaban, Damat Ferit, Güdük Necmi, Badi Ekrem ve diğerleri… Bu karakterlerin zıtlıkları ve öğrencilerin otoriteye karşı kenetlenmesi filmin temelini oluşturur. Filmde ısrarla vurgulanan konu ise eğitim sisteminin çarpıklığıdır.

Türkiye’de hakim olan eğitim-öğretim sisteminin tutarsızlıklarını, müdüründen öğretmenine, velisinden bekçisine kadar geniş bir yelpazede değerlendirerek yorumlayan film, bu insanların algısını, eğitime bakışını gözler önüne serer. Örneğin sürekli maddiyattan yakınan müdür, ezbere dayanan müfredat, yemekhanede çıkan kötü yemekler, takılan lakaplar, müfettiş geleceği zaman yapılan hazırlıklar ve değişiklikler, okuldaki hiyerarşik yapı ve öğretmen-öğrenci arasındaki ‘sözlü’ ceza sistemi filmin açıkça gösterdiği ve tam da bizim eğitim sistemimizi yansıtan öğelerden birkaçıdır. Bununla birlikte arkadaşlık ve onur üzerine de sözü olan film, tüm bunları hemen her anında güldürerek, eğlendirerek yapar. Yani diyebiliriz ki mizah hep ön plandadır.

hababamPeki durum komedisinin ülkemizdeki en iyi örneklerinden biri olan Hababam Sınıfı’nı pek çoğumuz için ‘çok kereler izlenilse de bıkılmayacak filmler listesi’ne sokan şey nedir? Bana göre bunun ilk sebebi filmin argo ile pekiştirilen ulusal bir komedi sunmasıdır. Düşününce özellikle Kemal Sunal’ın canlandırdığı İnek Şaban tiplemesinin bulunduğu sahneleri, Türk olmayan, daha doğrusu Türkiye’de yaşamamış birinin bizler gibi yorumlaması mümkün değildir. İkinci unsur ise filmin hemen herkesin başından geçen bir dönemi, lise öğrencilik yıllarını konu edinmesi; seyircilerin belli başlı karakterler ile kendini özleştirmesidir. Yani kime sorarsanız sorun, hangi yaşta olursa olsun herkesin sınıfı bir nevi hababam sınıfıdır. Ancak bu iki faktörün de reelde yarattığı belli başlı sorunlar da vardır. Film, mizahı yönleriyle unutulmaz olduğu kadar, onu izleyip etkilenen nesiller için de yol göstericidir. Bu bağlamda filmde yaşanan bazı durumların; örneğin sigara içen öğrencilerin yaşadığı keyif, bunun cezasının okul önünde tek ayak üzerinde durmak olması, öğrencilerin bir arkadaşlarının öğretim masrafını karşılamak için diğerlerini gasp etmesi, bilgi yarışmasında yapılan bilgi hırsızlığı vb. gibi durumların, özendirici faktörleri de düşündüğümüzde, filmin gösterdiği çarpıklıktan daha öte, daha somut bir başka çarpıklığa yol açabileceği görünür. Ancak bu, bana kalırsa sorumsuzluk değil, ciddiyetsizliktir. Filmin genel hatlarına baktığımızda zaten, bu ciddiyetsizlik, gerçekdışı ya da abartılmış bazı öğelerin de eklenmesi ile yüzümüze doğrudan çarpar. 20’li yaşlarının ortalarına gelmiş öğrencilerin politik bir tutumu olmaması ya da tünel kazarak okuldan kaçmaya çalışmak gibi durumlar buna en somut örnektir. Belli ki bu, yönetmen Ertem Eğilmez ve senarist Umut Bugay’ın özellikle istediği bir yapıdır.

Rıfat Ilgaz’dan sinemaya uyarlamak için ilk kez hakları alındığında sansür engeline takılan, bu sebeple ancak 1975 yılında gösterime girebilen Hababam Sınıfı ve serinin tüm filmleri, Ertem Eğilmez’in de katkılarıyla, kadrosunda o zaman tutulan, sinemanın televizyon ile savaşını sürdürmesini sağlayan geniş bir tiyatro oyuncu grubu barındırır. Öyle ki, başkaları oynasa filmden aynı tadın alınamayacağı açıktır. Ayrıca müziği ve ruhu ile de efsaneleşen film, biliriz ki her izlediğimizde bizi sorunlarımızdan alıkoyacak, yüzümüzde bir gülümseme bırakacaktır.