03.06.2016

YEŞİLÇAM: Mavi Boncuk

Yeşilçam denince ilk akla gelen, eskise de gönüllerdeki değerini yitirmeyen, en sıcak en içten filmlerden biridir “Mavi Boncuk“. Öyle ki, “Defalarca izledim, yine olsa yine izlerim.” diyen koca bir nesil bile vardır.

Baba Yaşar‘ın (Münir Özkul) etrafında toplanmış, aynı evde yaşayan altı can dost, bir gün biriktirdikleri para ile gazinoya gider. Gülüp, eğlenip, felekten bir gece çalmak amacında olan ekip, hesabı ödeyemez ve haksızlığa uğrar. Gazinonun sahibinden intikam almak isteyen bu pek de aklı başında olmayan, tavuk bile kesemeyen sevimli insanlar gazinonun assolistini (Emel Sayın) halıya sarıp kaçırır. Hem intikam almak, hem de fidye parası ile garibanlar için “fikis menü”nün ucuz olduğu bir gazino açmak isteyen arkadaş grubunun planları umdukları gibi gitmez. Kendini oynayan Emel Sayın ve yakışıklı Necmi (Tarık Akan) arasında gelişen aşk, olayları bir kat daha karmaşıklaştırır.

1 Ocak 1975 tarihinde “7 filmlik dev kadro” söylemleri eşliğinde vizyona giren filmin senaryosunu Sadık Şendil, Zeki Alasya ve Ertem Eğilmez yazmış; film, yayınlandığı ilk andan itibaren büyük gişe sağlamıştır. Ertem Eğilmez-Arzu Film ortaklığının hemen her yönüyle görüldüğü film, ilk bakışta tipik bir zengin kız-fakir oğlan konusunu işleyen bir şarkıcı filmi gibi görünse de, onu benzerlerinden ayıran belli başlı faktörler vardır. Filmde benzerlerinin aksine, aşıklar ön plana çıkmaz. Yan karakterler, içi boş, öylesine yazılmamıştır. Her birinin neşesi, kederi ayrı bir his katar. Ayrıca bu film, meşhurların halkı yeterince anlayamadığını vurgulaması açısından da önemlidir. Bu bağlamda Emel Sayın‘ın film içindeki değişimini sadece “Stockholm Sendromu” benzeri bir aşka yormak çok da doğru değildir bence.

Kadrosunda Emel Sayın, Tarık Akan, Münir Özkul, Halit Akçatepe, Kemal Sunal, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Adile Naşit ve Perran Kutman gibi isimlerin ‘hepsini’ barındıran filmi izlerken özellikle Emel Sayın’ın kaçırıldığı sahne, fidyeciyi bekleme sahnesi, altılının araba bozulduktan sonra halıyı sırtlarına alıp sokakta “bir gece ansızın gelebilirim”i söyledikleri sahne; kısacası coşkusu şehre taşan hemen her sahneyi dikkat edin, zira gülmek neredeyse garantidir. Aynı zamanda filmin son sahnesi de dramatik açıdan en az bu sahneler kadar etkileyicidir. Seyre doyum olmayan bu samimi film, izledikten sonra belki de akıllarda tek bir “keşke” bırakır; “keşke Şener Şen de olaydı….”