23.05.2016

YEŞİLÇAM: Üç Arkadaş

Üç Arkadaş

Üç Arkadaş

Yeşilçam dendiğinde akla gelenler arasındadır klişeler. Gazoza atılan haplar, fakir oğlanla zengin kızın aşkı (ya da tam tersi), aynı anda üç okla vurulan beş adam, üzüntüden verem olma ve geçici körlük gibi durumları barındıran sahneleri bilirsiniz. İşte Üç Arkadaş da, tıpkı böyle bir klişeyi konu edinen; ancak buna rağmen sinemaseverleri etkilemiş başarılı bir film. Memduh Ün filmin Muhterem Nur ve Fikret Hakan’ın rollerini paylaştığı ilk versiyonunu 1958’de çekmiş, daha sonra 1971 yılında aynı hikayeyi, farklı oyuncular ile tekrar beyaz perdeye taşımıştır. İki filmden farklı tatlar alsak da aslında bu biraz tuhaf bir durumdur; çünkü sinemada bir yönetmenin aynı filmi birden çok kez çekip yayınlaması oldukça nadir görülür. Ben sizlere bu iki filmi kıyaslamadan 71 yapımı, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Müşfik Kenter ve Halit Akçatepe’li ikinci versiyonundan bahsedeceğim.

Gül Peri (Hülya Koçyiğit) gözleri görmediği halde çengelli iğne satarak geçimini sağlamaya çalışan alımlı bir kadındır. Sevimli tavşanı ile niyetçilik yapan Murat (Kadir İnanır), fotoğrafçı Mösyö Artin Dartanyan (Müşfik Kenter) ve ayakkabı boyacısı Mıstık (Halit Akçatepe) da, yıkık dökük bir köşkte yaşayan, birbirine gönülden bağlı üç arkadaştır. Karakterlerin yolları kesiştiğinde, genç kadına aşık olan Murat ön plana çıkar. Gül Peri’ye, onun hayallerini kırmamak için gerçekler yerine zengin olduklarını, gözlerinin açılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyleyen grup, verdikleri sözleri tutmak için türlü fedakarlıklara katlanır. Sonunda ameliyatla gözleri açılan Gül Peri, şarkıcı olup kaybettiği arkadaşlarını arar.

Başta da dediğim gibi klişelerle bezeli film, kör kadının hayalleri gibi, gerçeklikten uzak, masalsı bir dünyayı yansıtsa da, konu edindiği fedakarlık, sevgi gibi günümüz dünyasında anlamlarını yavaştan yitirmeye başlayan duyguları tasvir ederken benzerlerinden daha etkili bir tutum sergiler. Karakterlerin sevincini, kederini, çekincelerini, mimiklerini en iyi şekilde yakalar Memduh Ün’ün kamerası. İstanbul’da çekilen film, dönemin doğal güzelliklerini yansıtma konusunda da oldukça başarılıdır. Buna rağmen her ne kadar karakterler işportacı olsa da, film bu duruma bir yakarış içermez. Sosyal adaletsizliğe, işsizliğe değinmez. Bence en büyük eksiği budur Üç Arkadaş ’ın. Belki de sadece beklentileri ve hayal kırıklıklarını açığa çıkararak, dönem seyircisinin isteklerine uygun bir melodram halini almıştır.

Üç Arkadaş bir nevi şarkıcı filmi olduğu için, müziklere de değinmek gerek. Özellikle Mediha Şen’in ‘Karanlık Dünyam Benim’ şarkısı filme cuk diye oturmuş, Halit Akçatepe’nin çaldığı mızıka ile birleştiği sahnelerde seyirciyi etkilemeyi başarmıştır. Ayrıca bu sahneler dışında, Gül Peri’nin gözlerinin açıldığı sahne de epey duygu yüklüdür. Müşfik Kenter’in oyunculuğunun üst düzey olduğu sahne, Türk sinemasında hayal kırıklığının en iyi şekilde betimlendiği sahnelerden biridir. Filmde genel olarak oyunculuğa iyi diyebiliyorsak bunun en büyük sebebi rum şivesi ile Artin Dartanyan’ı canlandıran Müşfik Kenter’dir. Sadece bu büyük ustayı görmek için bile izlenesi, hemen hemen tüm melodramlar gibi mutlu sonla biten fakat baymayan bir film var karşınızda. İzlemeyenlerin dikkatine…