18.04.2016

YEŞİLÇAM: Uçurtmayı Vurmasınlar

ucurtmayı-vurmasınlar

Yüksek duvarlı hapishanelerde, özgür yaşama duyulan özlemin ifadesidir gökyüzü. Ve o duvarlar üzerine geldikçe insanların, onlar da gökyüzüne sığınmak için uçabilmeyi diler; tıpkı kuş gibi, uçurtma gibi… Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanan Uçurtmayı Vurmasınlar, bu dileğe, bu dileği besleyen umuda dair benzersiz sözleri olan bir filmdir.

Tunç Başaran’ın yönetmenliğini yaptığı film, Ankara Kalesi’nin tepesinde, yeni çıktığı kapalı cezaevini gören bir yerde İnci’nin (Nur Sürer) anlattığı hikaye ile başlar. Farklı suçlardan (veya suçsuzluklardan) hüküm giymiş bir grup kadının hikayesidir bu. Ve bu kadınların arasındaki kendi küçük, yüreği kocaman olan bir gönül adamının, yani Barış’ın hikayesi. İnci’nin de ilk sözleri en iyi dostu olan bu küçük adam içindir: “Barış’ı tanıdığım yerde ne çiçekler vardı ne de başı bulutlarda bir çınar. Simitçinin gevrek sesi bile giremezdi oraya. Taş avluya yalnızca kuşlar konardı bazen. Adının anlamı dünyayı kucaklasa, taşta büyümezdi Barış.”

Yönetmenin, sinemada anlatım konusunda kişisel sınırlarının doruğuna yaklaştığı filmde tüm karakterler, geçmişine ait bir özlemin yarattığı bir parmaklığın ardında yaşar. Pek çok karakterin hüküm sebebi verilmemiş olsa da, filmdeki ufak ama keskin ayrıntılardan yaşanmışlıkların ağırlığı göz önüne serilir. Kalan eksikleri de Barış’ın masum soruları doldurur:

– Kader kim?
– Bizi buralara düşüren, üstümüze kilit vuran.
– Anahtarlı teyze mi?

Film değişik dünyaları olan, kimi kendi kaderini öyküleştiren, kimi kaderini öykü gibi gören kadınları anlatırken, konunun geçtiği zamandaki sistemi de eleştirmekten geri kalmaz. ‘Düşünce suçu’, ‘kuma’, ‘af’, ‘bürokratların kitap sevgisi(!)’ gibi konu ve kavramlara abartısız biçimde parmak basar. Filmin belki de en büyük başarısı küçük bir çocuk ve bir kadının alışılmadık, sevgi dolu öyküsünü anlatması değil, bu öyküyü anlatırken sunduğu doyurucu detaylardır.

Kadrosunda Nur Sürer’le birlikte Ozan Bilen, Füsun Demirel, Rozet Hubeş, Güzin Özipek, Güzin Özyağcılar ve Meral Çetinkaya gibi isimleri barındıran Uçurtmayı Vurmasınlar, 26. Antalya Film Festivali’nde en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi senaryo ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini aldı. Nur Sürer sade ve muhteşem oyunculuğu ile kanımca haklı bir ödül almıştır ancak Füsun Demirel de en az onun kadar göz doldurur.

Uçurtmanın bir metafor olup hem hapishane avlusunda, hem de gökyüzünde dalgalandığı, buruk ama umut dolu bir filmdir Uçurtmayı Vurmasınlar. Zihinlerdeki iç ile dışın, hayallerle harmanlanıp özgürlüğe ve insanca yaşama el sallayan bir film… Mümkünse kesilip kırpılmamış versiyonunu izleyin.