10.11.2016

Yönetmen Koltuğu: Andrea Arnold

wuthering-heights

3) Wuthering Heights – 2011

İngiliz edebiyatının eşine az rastlanır, nadide parçalarından olan, Emily Brontë’in 1847 yılında kaleme aldığı Wuthering Heights bir kez de Arnold tarafından beyaz perde ile buluşmuştur. 1939 yılından başlayan Wuthering Heights’in sinema macerası en farklı yorumlanışını, kuşkusuz Arnold ile yaşamıştır. Zira bir anti-kahraman olarak da niteleyebileceğimiz başkarakter Heathcliff ilk kez bir siyahî olarak çıkıyor karşımıza. Ve elbette Arnold’un sıra dışı kamerası, doğayla, hayvanlarla karakterlerin kurduğu ilişki, görüntülerin enfesliği, sözlerden çok daha etkin olan bakışlar, adeta üçüncü bir başrol oyuncusuymuşçasına hiç susmayan, varlığını her daim hissettiren rüzgâr… Toprak sahibi bir Hristiyan’ın sokakta gördüğü siyahî çocuğu, iki çocuğu ile yaşadığı malikâneye getirmesiyle başlayan film, ümitsiz bir aşk ve bitmek bilmez bir intikam hikâyesine dönüşüyor. Evin küçük kızı Catherine ile Heathcliff’in birbirleriyle yakınlaşmaları, âşık olmaları, ayrı düşmeleri ve ardından gelen intikam planı düzleminde ilerleyen hikâye, elbette bu şekilde adeta bir Yeşilçam filmini andırıyor. Lakin eserin kendisinden gelen başarıyı, sinema geleneğiyle harmanlayarak ortaya bambaşka bir yapım çıkaran Arnold, tartışmasız çok başarılı.

Bana kalırsa uyarlamalar içerisinde en başarılısı olan bu film, Venedik Film Festivali’nde de En İyi Görüntü Yönetimi Ödülü’nü alarak ne kadar iddialı bir iş ortaya koyduğunu dosta düşmana, duyan duymayan herkese ispatlamıştır. İzlemeyen kalmasın demekten kendimi alı koyamıyorum açıkçası.