03.01.2018

Yönetmen Koltuğu: Andrey Zvyagintsev

4) Leviafan – 2014

Zvyagintsev’in Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film ve Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü alarak tüm dünya tarafından kucaklandığı sondan bir önceki filmi Leviafan, aynı zamanda ülkesinde de en çok eleştirildiği filmi olmuştur. Ülkesinindeki Hıristiyanlık kurumunun, devlet sisteminin, hükümetin, bugüne kadar gelip geçen devlet liderlerinin ve daha nicesinin ağır eleştiri toplarından nasiplerine düşeni aldığı bu film, belki de yönetmenin bir şeyleri en kestirmesiz dile getirdiği filmidir. Zira belediye başkanının arkasında asılı olduğu Putin portresinden tut da bir grup erkeğin içki âleminin parçası olacak denli değerini yitiren eski devlet liderlerinin portreleri arasında pek de bir fark görmüyor Zvyagintsev. Sonuçta hepsini de hedef tahtasının ortasına koymaktan çekinmiyor zaten. Lakin tüm eleştirilerini korkusuzca yapan yönetmenimizin Hıristiyanlık kurumunu en ağır şekilde eleştirirken dine olan yakınlığını, şefkatini iliştirmeden de edemiyor. İnançlı ama kurumsallaşan din kurumuna tepkili Zvyagintsev’in tüm menfaatlerden uzak bir din adamı ile yaptığı İncil’den Leviafan hikâyesi aynı zamanda da filmin derdini tam olarak açık ediyor.

Zvyagintsev, tabii ki bu hengâmede asla bahsetmekten kendini alamadığı aile kurumunu da unutmuyor Bir türlü temelleri sağlam, mutlu bir aile tablosu ile bizleri buluşturmamak için adeta ant içen Zvyagintsev, yine bir aileyi küçücük bir hamleyle darmadağın ediyor. Böylece henüz toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin bile varlığını sürdüremediği bir ülkede temellerine defalarca kendi elleriyle dinamit döşenen bir ülkeden ne beklenebilir? Başkarakter ile din adamının kısa sohbetinde bahsedildiği gibi Rusya büyük bir deniz canavarı olan Leviafan. Ve küçük deniz canlılarının bu canavar ile mücadele etme şansı açıkçası hiç yok.

Zvyagintsev, bir canavar tarafından esir alınmış ve yakın zamanda bu canavarın şiddetinden kurtulamayacağına inandığı ülkesine adeta ağıt yaktığı filminde hiçbir yerden tutunacak dal bırakmıyor seyircisine. Elena’dan sonra tekrar kırsala –çok daha iyi yüzdüğü sulara- dönüş yapan Zvyagintsev, muhteşem palan sekanslara, unutulmaz anlara, diyaloglara imza atıyor. Mavinin özellikle tüm filme sirayet etmesi ise artık bilinen bir gerçek.