10.05.2017

Yönetmen Koltuğu: Asghar Farhadi

Hasta adam İran’ın anlatıcısı Farhadi.

Asghar Farhadi, sansürün, engellerin hâkimiyetinde olan İran’da, sinema yapmaya çalışan birçok meslektaşı arasından sıyrılan bir isim. İran’daki birçok meslektaşı gibi yasaklarla mücadele etmek adına alışılagelmiş, klasik sinema kodlarını bozarak bambaşka bir tarz yakalamıştır. Klasik sinemada her şeyi gören, duyan seyircinin egemenliği Farhadi filmlerinde tabiri caizse kör, sağır bir meczuba dönüşmektedir. Farhadi, birçok şeyi, farklı açılardan perdeye aktarsa da ne kendi inandığı doğruları ne de seyircinin öğrenmek istediklerini tam olarak aşikâr eder. Ne Jodaeiye Nader az Simin’deki Termeh’in kararını duyar, Razieh’in gerçekten başına ne geldiğini görürüz ne de Le passé’de Marie ile Amir’in kararından, Samir’in karısının gerçekten neden intihar ettiğinden emin olabiliriz. Farhadi, adeta bir minyatürde olduğu gibi anlatmak istediği hikâyeyi birçok açıdan sunar. Fakat can alıcı noktaları her daim saklar.

Hikâye anlatma konusunda biz seyircilere böyle bir bilinmezlik sunan Farhadi, imgeler üzerinden ise oldukça renkli bir dünya ile çıkar karşımıza. Metaforlar, alegoriler üzerinden tabiri caizse şov yapar. Neredeyse her filminde İran’ın çökmekte olan, çatlayan sistemini, taşınmak üzere olan, taşınan, boyanan ama bir türlü bu boyama işlerinin bitirilip de etrafın toparlanamadığı, duvarları çatlayıp, hasar gören evlerle ifade eder. Jodaeiye Nader az Simin’de Alzheimer olan ve bırakılıp gidilemeyen baba da İran’ı temsil eden güçlü bir metafordur. Hafızasını kaybetmiş bu adam, filmin başkarakteri tarafından bir türlü geride bırakılıp, gidilemez.

Keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir Farhadi sineması.

Müziğe, onun seyircinin duygularına yaptığı kaçak girişe izin vermeyen Farhadi, müziğe kapadığı kapıları daha nice kolaycılığa da kapamaktan geri durmaz. Hareketli kamerası ile karakterler arası bizleri adeta nefessiz bırakacak denli koşturmaları, zamanla çözümlenmesi gereken hikâyenin bir matruşka gibi daha da dallanıp budaklanmasını sağlayan senaryosu, kadraj içinde kadrajlarıyla karakter analizine girişen sahneleri, derinlikli karakterleri, özellikle de güçlü kadınları ve daha saymakla bitmeyecek meziyetleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir Farhadi sineması.