15.08.2018

Yönetmen Koltuğu: Frank Capra

It’s Wonderful Life

Başlar başlamaz bir umut ve heyecanla dolduğunuz çok naif, çok güzel bir giriş yapılmış. Bailey için evlerden yükselen dualar yıldızlara ulaşıyor ve hikâye başlıyor. Bir peri masalı tadında fantastik öğelerle süslenmiş. Her yılbaşında yeniden yayınlanan ölümsüz bir film olmasını değindiği evrensel ve zamansız temaya bağlıyorum. Birinin hayatına dokunma fikri.

Politik göndermeler ve Amerikan milliyetçiliği izlerinin çok olmaması sebebi ile diğer filmlerden biraz daha sevdiğim bir film oldu. İnsanların birbirleriyle olan samimi ilişkilerine bakabilmenin zevkini yaşadım. Biraz gerçeklikten uzaklaşmanın herkes için rahatlatıcı olduğu doğrudur. Bu film de bu rahatlama duygusunu bende uyandırdı.

Peter Bailey’in ölüp şirketin hissedarlarının toplandığı sahnede Potter ile konuşmalar gerçekleşti. Daha sonra George Bailey (James Stewart) odadan çıktığında kurulu Potter’a ret oyu kullanmaları için ikna etmiş. Holde bir masa duruyor ve masanın üzerinde minik bir ev maketi, yanında ise bir karga var. Karga evi gagalıyordu. Bu sahne Potter’ın bu emlak işine ve dar gelirli insanlara kredi verilmesine karşı çıkmasına bir gönderme olabilir mi acaba diye düşündürdü. James Stewart’ın masanın yanına gelişiyle karga evi didiklemeyi bırakıyordu.

Sahne geçişleri Capra ritminin hızına alıştığım için oldukça yumuşak geldi. Bu Capra’nın olgunluk döneminde yaptığı bir film olduğundan olsa gerek her plan bir koşturmaca içinde değil de sakin ve yedire yedire; tıpkı bir çocuğa “masal” anlatırmış gibi işlenmişti.

William Wyler’ın “Best Years of Our Lives” filminden sadece bir hafta sonra vizyona girdiği için gişede pek de gözde olamayan bir film olduğu söylenmiş. 3.7 milyona mal olup 3.3 milyon yaparak gişede başarısız olsa da bugün hala Amerika’da ve dünyada ölümsüz bir klasik. Ayrıca Capra bu film için “en sevdiğim filmim” ibaresini kullanmış.