06.04.2018

Yönetmen Koltuğu: Ingmar Bergman

3)Nattvardsgästerna / Kış Işığı (1962)

“İsa, çarmıha gerildiğinde ve işkence içinde asılıyken ‘Tanrım, Tanrım!’ diye bağırdı. ‘Neden beni terk ettin?’ bağırabildiği kadar yüksek sesle… Cennetteki Tanrının onu terk ettiğini sandı. Anlattığı her şeyin yalan olduğuna inandı. Ölmesinden hemen önce, İsa şüpheyle doluydu. Bu kesinlikle onun en büyük sınavı olmuştur: Tanrının sessizliği…”

Filmde Jonas karakterinin dile getirdiklerinden bir bölüm.

Bergam’ın Tanrı’nın Sessizliği Üçlemesi’nin (Oda Üçlemesi) ikinci ayağı olan Nattvardsgästerna, bugüne kadar sorgusuz sualsiz inanılanların sorgulandığı bir film. Filmin iki önemli karakteri olan Kilise rahibi Tomas (Gunnar Björnstrand) ve Kilise’nin hademesi Jonas (Max von Sydow)  arasındaki diyaloglar ve onların bitmek bilmeyen büyük varoluş sancıları üzerinden ilerliyor tüm hikâye. İnancını çoktan yitirmiş bu iki insan birbirlerine destek olamadıkları gibi kendilerini de düştükleri derin çukurdan kurtaramıyorlar. Tomas ile Jonas’ın, Tanrı’nın evinde çalışan, Tanrı’ya şükredilmesinin, imanın devamının süregelmesini sağlayan insanlar olarak inançsızlığa düşmeleri elbette oldukça ironiktir.

Ölümü İliklerine Kadar Hissetmek

Birçok filminde Tanrı’nın varlığını sorgulayan ve bu sorgusunda yanıtı bulamadıkça büyük acılar yaşadığını filmlerinden anladığımız Bergman’ın bu filmde de Tomas karakteriyle kendini özdeşleştirdiği görülebilir. Tanrı’ya inanmak için bir işaret arayan ve bunu göremedikçe de daha büyük bir acıya maruz kalan Tomas’ın yaşadıkları aslında Bergman’ın yaşadıklarıdır. Bergman’ın sürekli arafta gezinerek ne bir Tanrıtanımaz ne de itaatkâr bir imanlı olamayışı onun birçok filminin de müsebbibi olmuştur. Zira Yedinci Mühür, Aynadaki Gibi, Sessizlik ve Kış Işığı filmlerinde hep dillendirdiği aynı meseledir.

Kilise’nin boğucu atmosferinin yanı sıra kış mevsiminin de soğuk ve iç karartıcı yapısı filmin her bir anına sirayet etmiştir. Buz gibi kaskatı bir atmosferde, iç karartıcı, sonu başı olmayan diyaloglarla örülü Nattvardsgästerna, bir de ölümü iliklerimize kadar hissettirmesiyle de akıllarda yer eder. Bergman’ın süre olarak en kısa ama yarattığı rahatsız edicilik olarak en etkili filmlerinden biri olan Nattvardsgästerna, izlemesi en zorlu olan filmlerindendir.